POSTACIYA ve KANUNLARA POSTA KOYMAK,
KİMSENİN HADDİNE DEĞİL..

Üzülerek belirtmek isterim ki son günlerde biraz şımartılan bazı kimseler kraldan çok kralcı olarak kükremeye başlıyor. Bir yerel gazetede “Bu Muhtarlığa Postacı Giremez” başlığı altında bir haber yapılmış olup, yetkisi olmadığı halde hem Devletin Memurunu, Hem de Devletin Kurumunu küçük düşürücü cahilce bir beyan olduğunu belirterek, Muhtarların yetkileri ve görevlerinden bahsetmek isteriz.

Ülkemizde demokrasinin halkımızın tamamına ulaşması noktasında oluşturulmuş en küçük idari yapılanmalar muhtarlıklardır. Yani muhtarlıklar bir anlamda adaletin, hukukun ve hakkın devlet görevlileri eliyle korunması ve uygulanması amacıyla oluşturulmuş en alt idari organizasyonlardır.

Habere göre, Pendik Kavakpınar Mahalle Muhtarı, PTT posta dağıtıcılarının ulaşamadıkları ev sakinleri için tebligatları muhtarlıklara bıraktığını ancak evlerin kapılarına asılan bilgilendirme ve yönlendirme kağıtlarının ilgililer tarafından görülememesi nedeniyle özellikle trafik cezası gibi ihbarnamelerde mağduriyet yaşandığını iddia ederek PTT dağıtıcılarını muhtarlığa sokmama kararı aldığını ifade etmiş.(Kaynak: duyurugazetesi)  Bak hele ne hale geldik.

Öncelikle ifade edeyim ve uyarayım ki, hiçbir muhtarın böyle keyfi bir uygulamaya hakkı yoktur. Ayrıca Muhtarların 7201 sayılı kanunu bilme zorunlulukları da bulunmaktadır. Bu şekilde davranan muhtar açıkça kanunu çiğnemiş ve hukuka aykırı bir işlem yapmış olur.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun hükmü açık ve nettir.
Kanunun 21. Maddesinde; Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (Ek fıkra: 19/01/2011 - 6009 S.K./5. md)Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (Ek fıkra: 19/03/2003 - 4829 S.K./5. md.) Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki (Değişik: 6009 S.K. m.5) fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar.

Dolayısıyla bir muhtarın, hakkında açık hüküm bulunan bir kanun üzerindeki sorumluluktan kaçarak “Ben buraya postacı almıyorum” demek gibi bir hakkı ve yetkisi bulunmamaktadır. Böyle bir ifade ile postacıları küçük düşürücü açıklamalarda bulunmak ve hafiye gibi suçlamak ta kimsenin haddine değildir.

Son yıllarda genellikle haciz, borç, ceza gibi sorunlu konularda pek çok vatandaş, kendisine posta dağıtıcısı tarafından yapılan tebligatları kabul etmemektedir. Bu durumlarda ortaya çıkması muhtemel aksaklıkları gidermek amacıyla bir kanun çıkarılmış ve bu görev, resmi yolla muhtarlıklara verilmiştir. Bu ülke aklına esenin kanun hükümlerini yok saydığı ya da kanunla kendisine verilmiş görevleri uygulamaktan kaçabileceği bir muz cumhuriyeti değildir.

Ne yazık ki, siyasetin ucuz hesaplarının muhtarlıklara kadar sirayet etmekte olduğunu üzülerek görmekteyiz. Benzer bazı muhtarlar, mahalle halkına şirin görünmek ve gelecek dönemde de muhtarlığı garantilemek için tebligat görevini yerine getirmekten kaçıyor ve kötü adam olmak istemiyorlar. (Elbette görevini layığı ile yapan muhtarlarımızı tenzih ederek söylüyoruz.) Böylesine ucuz bir siyaset çizgisine inen kimselerin halkımız nezdinde kabul görmeyeceği çok açıktır.

Eyyy İlgili Muhtar; postacı sana ticaret yapmaya gelmiyor. Keyfi için hiç gelmiyor. Bir görevin ifa edilmesi, evinde olmayan bir kimsenin mağdur olmasını önlemek amacıyla, senin de üzerine vazife olan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun emredici hükmünü uygulamak üzere geliyor.

Peki sen kimsin de postacıyı muhtarlığa sokmuyorsun? Hangi hakla, hangi yetkiyle ve hangi cüretle böyle bir işlem tesis edip, bunu da utanmadan basınla paylaşıyorsun?
Yaptığın bu açıklama ile birilerine yaranmak istediğin aşikar, ancak bu eyleminle Tebligat Kanununa açıkça muhalefet ederek suç işlediğinin farkında mısın?

Bir diğer fecaatin ise Kaymakamlığa dilekçe vermen olmuş. Bu konu da ayrıca ele alınması gereken diğer bir cahilliktir. Hem kanuna karşı geliyor, hem de bunu yazılı hale getirip ikrar ederek Kaymakamlığa bilgi veriyorsun?

Muhtar bey, eğer hafiye gibi postacının zile basıp - basmadığını takip ederek böyle bir hususa şahit oldun ise PTT ve çalışanlarını medyada haksız yere zan altında bırakmak yerine, silsileyi takip edip 176 yıllık köklü devlet kurumunun yetkililerini arayarak konu ve kişi hakkında soruşturma isteyebilirdin. Böyle bir durumda inan Kurum gereğini fazlasıyla yapardı.

Bu noktada asıl üzerinde durulması gereken konu aslında posta dağıtıcılarımızın çilesi olmalıdır. Bu haberle hepimiz bir kere daha şahit olduk ki, postacılarımız bir taraftan büyük bir iş yükü altında ezilirken diğer taraftan da kendi görevini dahi postacılarımızın omuzlarına yüklemeye çalışan kimseler le uğraşmak zorunda kalmalarıdır.

Ey postacım! sen kime yaranacaksın! Bir taraftan sayı verilerek “ben anlamam yapacaksın” diyerek mevzuat dışı iş ve işlem yapmaya zorlanacaksın, diğer taraftan da yeniden seçilmek adına, oy devşirmek adına senin üzerinden şov yapmaya kalkanlarla muhatap olacaksın.

Kuşkusuz ki biz Türk Haber – Sen olarak kamu çalışanlarımıza karşı yapılan her türlü haksızlığın karşısındayız ve bu konuların da takipçisi olacağız, hizmet üreten çalışanları kimseye ezdirmeyiz, ancak her şeyden önce kurumun da çalışanlarına sahip çıkması şarttır. PTT yöneticilerinin bu konuda nasıl bir işlem yürüttüklerini şu ana kadar görmedik, bilmiyoruz. Ancak postacılarımızın her önüne gelen tarafından böylesine itilip kakılmasına müsaade edilmemesi ve bu hadsizlerden yasal zeminde hesap sorulmasını bekliyoruz.

Türk Haber-Sen
Yönetim Kurulu adına
Sedat YILMAZ
Genel Başkan