TÜRK HABER-SEN ANTALYA’DAN SES VERDİ: “BİZ TÜRKİYE’YİZ”


 Türk Haber-Sen’in “Biz Türkiye’yiz” temalı Teşkilat Buluşması 26-28 Şubat tarihlerinde büyük bir coşku ve heyecanla  Antalya’da gerçekleştirildi. 
 
Türkiye’nin dört bir tarafından istişare toplantısına gelen Şube başkanı, İl Temsilcilerimiz  ve teşkilat yöneticilerimiz, 2 gün boyunca Türkiye Kamu-Sen'i gelecek günlere taşıyacak enerji ve sinerji için bir araya geldi,
 
Öncelikli olarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları, şehitlerimiz ve Türkiye Kamu-Sen'e emek vermiş ve hakkın rahmetine kavuşmuş olan tüm yöneticilerimizin aziz ruhları için saygı duruşu ve okunan İstiklal Marşının ardından, toplantı Türk Haber-Sen Genel Başkanı Sedat Yılmaz’ın açılış konuşmasıyla başladı. 
 
“Türk Tarihinin En Kritik Günlerini Yaşıyoruz”
 
Konuşmasının başında ülkemiz içinde ve dışında yaşanan politik gelişmelere değinen Genel Başkan Sedat Yılmaz, sözde açılım sürecinde yaşanan rehavet ve terör örgütüne verilen tavizler nedeniyle bugün vatan topraklarını sokak sokak; cadde cadde; şehir şehir yeniden fethetmek zorunda kaldığımızı belirtti.
 
Türkiye’nin sistemli bir saldırı ile karşı karşıya kaldığını ve bu saldırıların hem siyasi, hem askeri, hem sosyal, hem de ekonomik boyutları olduğunu ifade eden Genel Başkan, kamu görevlilerinin iş güvencesinin yok edilmek istenmesinin, özelleştirmelerin, şirketleştirmelerin ve taşeronlaşmanın ülkemize saldıran güçlerin işini kolaylaştırdığını, çalışanlarımızı adeta köleleştirdiğini vurguladı.  
 
“Toplumsal Hayatımız Ağır Bir Tehdit Altında”
 
Toplumsal hayatımız ve çalışma dünyamızın da ağır bir tehditle karşı karşıya olduğunu söyleyen Sedat Yılmaz, “Bir tarafta özelleştirme, şirketleştirme, taşeronlaşma yoluyla çalışanlarımız köleleştiriliyor. Diğer tarafta palazlandırılan sarı sendikalar aracılığıyla tepkilerimiz ve reflekslerimiz köreltiliyor. Mevki, makam, tayin, terfi vaatleriyle arkadaşlarımızın aklı çeliniyor; tehditle, yıldırma yoluyla, baskıyla korkutuluyor, sesleri kısılıyor.” dedi.
 
“PTT Parçalanmaya Doğru Sürükleniyor”
 
Genel Başkan, 175 yıllık geçmişi ile Türk toplumunun gözdesi olmuş, tarihe damgasını vurmuş, çalışanlarının onur ve gurur kaynağı olan PTT’nin, yenilik adı altında yönetsel ve yapısal değişikliklere sokularak parçalanmaya doğru sürüklendiği vurgusunu yaparken, kurumda yaşanan personel açığının çalışanlar üzerinde büyük bir yük oluşturduğunu söyledi.   
 
Son olarak İdari hizmet sözleşmeli personel istihdamı ile PTT’de çoklu bir yapının ortaya çıktığını ifade eden Yılmaz, getirilen performans sisteminin, personeli günde aralıksız 12-13 saat çalışmaya zorladığını ifade ettiği gibi, tüm personel için ilave ceza sistemi ile personele baskı uygulanmaktadır. Sendikamız buna sessiz kalmamış, performans usul ve esaslarının ceza işlemi kapsayan maddelerinin tamamının iptali için dava açılmıştır.
 
PTT’nin anonim şirkete dönüştürülmesi sürecinde personele verilen sözlerin hiç birinin tutulmadığı bir ortamda sürekli maliyet hesabı yaparak, emekçinin alın terini çalanların; karda, çamurda, sefalet içerisinde, eksik araç gereçle, hatta hurda işlemi yapılmış araçlarla, canını tehlikeye atarak hizmet yürütmeye çalışan bir personelin hakkını kâr etme adı altında gasp ettiğini belirten Yılmaz,  “PTT’nin günümüz koşullarında yaşamış olduğu sorunları, personel üzerinden çözmeye çalışan yöneticiler, gerçeklerle yüzleşme yollarını tıkayarak yapay, günü kurtarma metotlarını seçmiş, kafalarını kuma gömmüşlerdir.” dedi.
 
“TRT’de Dış Yapımlar Yoluyla Mali ve İnsan Kaynaklarımız Heba Ediliyor”
 
TRT’de yaşanan sorunlara da değinen Türk Haber-Sen Genel Başkanı Sedat Yılmaz şunları söyledi: “TRT’nin kendi bünyesinde kolaylıkla gerçekleştirebileceği programlar, dış yapımlar yoluyla kurum dışından almakta, bu dış yapımlar; TRT’nin kaynakları atıl tutulurken vatandaşlarımızdan vergiler yoluyla toplanan kaynakların, bazı çevrelere aktarılmasına neden olmaktadır. Böylelikle TRT’ye dışarıdan program satan bir rant çevresi oluşmaktadır.  Bu arada yetişmiş binlerce TRT personeli ise kendilerine görev verilmesini beklemektedir.”    
 
Bununla birlikte Kurumun personel rejimi politikası da içler acısıdır. Kurumun personel ihtiyacının yine Kurum içinden karşılanması öncelikli olması gerekirken ve kurum içinde personelin bu yönde bir beklentisi bulunmaktayken, dışarıdan personel alımına öncelik verilmesi kabul edilemez. Kurumun ihtiyaç duyduğu kadrolar, Kurum içindeki yetişmiş personel terfi ettirilerek doldurulmalı, onlardan boşalan görevlere dışarıdan yeni personel alımı yapılmalıdır.
 
Özellikle yıllarca idari görevlendirme ile kurumun ihtiyaç duyduğu alanlarda, kendi kadro ve pozisyonunun dışında çalıştırılan personele, yaptıkları işin kadrosu verilmez, Kurum içi görev değişikliği ve görevde yükselme sınavı açılmazken, dışarıdan yeni personel alımı ile ihtiyaç duyulan kadro pozisyonların doldurulması, personel arasında büyük huzursuzluk yaratmaktadır.
 
KPSS öncesi yanlış uygulamalarla ihdas edilmiş olan, Yapım Yayın Elemanı, Stüdyo Film Yapım Elemanı gibi kadrolar, yaptıkları işin ve tecrübelerinin karşılığı olan gerçek kadrolarını beklerken, halen açıktan atamayla personel alınmaktadır. Ayrıca teknik okul ve yüksekokul bitiren belli bir gurup ise artık görevde yükselmeye hak kazanmışlardır. 
 
Zaten geçtiğimiz beş-altı yıl zarfında açıktan atama yapılmış ve Kurum bu yükümlülüğünü yerine getirmiştir. Artık sıra kurum içi kadroda yükselme sınavlarına gelmiştir.”
 
“Korkak, Ürkek, Sünepe Sendikalarla Bu Sorunların Çözülmesi Mümkün Değil”
 
Konuşmasında ülkemizin içinde bulunduğu sorunlardan çıkabilmesi için gerçek anlamda milli sivil toplum kuruluşlarına ihtiyaç duyulduğunu belirten Yılmaz, “Bu ortamda asla susmayacak, asla korkmayacak, asla durmayacak cesur yüreklere ihtiyacımız var. Bu cesur yürekler sizlersiniz, Türk Haber-Sen çatısı altında buluşan binler, Türkiye Kamu-Sen ailesinde birlik olan yüzbinlerdir. İnanın ki, bu iman ve inançla içteki ve dıştaki tüm hainlerin tepesine kâbus olup çökeceğiz. Bizleri türlü yollarla küresel, emperyalist güçlere peşkeş çekmeye, esir etmeye, sözleşmeli istihdamı ile modern köle haline getirmeye çalışanları ezip geçeceğiz.
 
Türk milleti, tarihin başlangıcından beri çetin bir mücadelenin içindedir. Bu mücadele mert ile namerdin; iyi ile kötünün; doğru ile yanlışın; hak ile batılın mücadelesidir. Bu mücadelede bizim yerimiz belli… İnanın ki; memurun iş güvencesinin yok edilmesine, idari hizmet sözleşmeli istihdam ucubesine, şirketleşmeye, taşeron işçi çalıştırmaya, düşük ücretlere, adaletsiz idarecilere, basiretsiz sözde sendikacılara bizden başka karşı koyacak kimse yok.” şeklinde konuştu.
 
“Tüm Teşkilatımızın Her Konuda Şeffaf ve Hesap Verebilir Bir Yapıya Kavuşması Gerekiyor”
 
“Ne yapacaksak biz yapacağız.” diyerek sözlerini sürdüren Sedat Yılmaz, hata yapma, gaflete düşme, rehavete kapılma lükslerinin olmadığını, sorunları ve çözümünü bildiklerini, sonuç almak için kararlı bir mücadeleye ihtiyaç duyulduğunu belirtti.  
 
“Atalarımız “Emek olmadan yemek olmaz” demiş. Öyleyse emek sarf edeceğiz. Mazeret üretme hakkımız yok. Biz, teşkilat olarak bütün sorunlarımızı aştık. Birlik, beraberlik ve dirlik içinde dimdik ayaktayız. Şeffaf, katılımcı, hesap verebilir bir yapıya kavuştuk. 7 gün 24 saat tüm kamu çalışanlarımızın hizmetine amadeyiz. Her konuda kapımızı her an çalabilir, Genel Merkezimizden her türlü belge ve bilgiyi talep edebilirsiniz. Sendikamızı daha yükseklere çıkarmak için her türlü öneriyi getirebilirsiniz.” diyen Genel başkan, bu yolda başarılı olabilmek, bu tarihi sorumluluğun gereklerini yerine getirebilmek için teşkilatın da baştan ayağa, tamamının aynı şeffaflığa, hesap verebilirliğe ve katılımcılığa ulaşmasının zorunlu olduğunu belirtti.
 
“Safları Sıklaştıracağız”
 
Genel Başkan Sedat Yılmaz, konuşmasının sonunda şu ifadelere yer verdi: “Öyleyse bizler de aramıza nifakı sokmayacağız. Saflarımızı sıklaştıracak, ayrı gayrı durmayacağız. Aynı yola baş koymuş, aynı hedefe kilitlenmiş kardeşlerimizle, omuz omuza, yürek yüreğe emin adımlarla, korkmadan, arkamızı kontrol etmek zorunda kalmadan yürüyeceğiz. Biz biliyoruz ki, bizim yolumuz Hak yoludur; adalet yoludur; hakikat yoludur.
 
Türk milletini bu yoldan döndürmek isteyen, Hakkı mağlup edip, batılı, doğruyu yok edip yanlışı hâkim kılmak için hainlerin gerçekleştirdiği saldırılar, kurdukları tuzaklar, ebediyete kadar sürüp gidecektir. Bu vatan ve bu dava bize Bilge Kağanların, Alparslanların, Sultan Kılınçarslanların, Selahaddin-i Eyyubilerin, Fatihlerin, Mustafa Kemallerin emanetidir.
 
Bizler de bu davayı, bu Devleti, bu vatanı daha güçlü, daha güvenli hale getirerek gelecek nesillere teslim etmek zorundayız. Evet, zor bir mücadele veriyoruz! Ne olursa olsun, iktidarda kim olursa olsun, biz doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam edeceğiz.
 
Biz Türk Haber-Sen olarak çok büyük bir camia, çok büyük bir gücüz. Kaybetme, gerileme, yorulma, bezginlik gösterme lüksümüz yok! Kader bize başarmak zorunda olduğumuzu haykırıyor.
 
Temsil ettiğimiz değerler, taşıdığımız sorumluluklar, bizlere güvenen yüzbinler, umut bağlayan milyonlar için başarmamız lâzım.
 
Her gün yeni bir hakkı budanan, boğazından haram lokma geçmemiş memurlarımız için başarmamız lâzım. Harran, Çukurova, Yedigöller, Çorlu, Isparta, Çaykara, Çankırı, Çorum, Adana, Niksar, Mudurnu, Bandırma, Midyat, İdil, Tarsus, Kemah, Yüksekova demeden, aç, susuz yollara düşüp, posta dağıtan, Hakları ellerinden alınan, performans almak için günde 15-16 saat çalışmak zorunda bırakılan PTT çalışanlarımız için başarmamız lazım. 
 
Geçit vermez Kaçkar’da, Gavur Dağı’nda, Rize’de, Anamur’da velhasıl yurdun dört bir yanında, kıt kaynaklarla yayın yapmaya çalışan TRT çalışanlarımız için başarmamız lâzım. 
 
Ömrünün son deminde, evine ekmek götürmek için çöp toplayan emeklilerimiz için başarmamız lâzım.
 
“Yufka yüreklilerle çetin yollar aşılmaz.” Biz, sizler gibi mangal yüreklilerle birlikte olmanın gururunu yaşıyoruz. Siz, emeğinizi, ekmeğinizi, yıllarınızı bu davaya feda ettiniz. Yüreğinizi koydunuz bu davaya… Öyle üç beş çapulcuya pabuç bırakacak da değilsiniz. Gözlerinize baktığımda, Fatihlerin azmini, Mustafa Kemallerin kararlılığını, Alparslanların cesaretini, Çanakkale’deki Mehmetçiğin imanını görüyorum.
 
Bugünden tezi yok, Anadolu’yu yeniden fethe çıkacağız, Adım adım gezmediğimiz yer, ziyaret etmediğimiz kamu çalışanı kalmayacak.  
 
Kendileri ses çıkarmayı beceremeyen, sahibinin sesi olmaktan öteye gidemeyenler karşısında dik durmak zorundayız.
 
İnsan kaçarsa, itler saldırır emmi,
Dik duran insan, iti yıldırır emmi.
Hele bir yiğitçe hücum eyle de gör,
İtler de, sahibi de çıldırır emmi” diyen şairin dizelerindeki gibi; vatanımıza, milletimize, birliğimize, kardeşliğimize, iş güvencemize, emeğimize, ekmeğimize göz dikenler karşısında dimdik durmak zorundayız.
Vicdanlarının sesini kısıp, cüzdanlarının sesini dinleyenleri, memuru masada yüzüstü bırakıp, zarara uğratanları, Doğu’da açılımcı, Habur’da çözümcü, Anadolu’da milliyetçi, Batı’da liberal takılan dönekleri, bu milletin kölesi olmak yerine, ihtiraslarının, menfaatlerinin kölesi olanları, onurlu duruşunuzla, kartal bakışınıza, çelik bileğinizle, mangal yüreğinizle; susturmaya, yıldırmaya, püskürtmeye var mısınız?”



 





Dr. Bahadır Bumin Özarslan’dan Seminer

 

Genel Başkan Sedat Yılmaz’ın açılış konuşmasının ardından Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dr. Bahadır Bumin Özarslan, ülkemiz içinde ve dışında yaşanan siyasi gelişmeler ışığında, Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı tehlikeler ve bu tehlikelerin bertaraf edilmesi için sivil toplum örgütlerine düşen görevler konusunda muhteşem bir seminer verdi.
 
Yaşanan kritik süreçte, milli görünümlü gayri milli sivil toplum kuruluşlarından uzak durulması gerektiğini ifade eden Özarslan, Türk Haber-Sen’in ve Türkiye Kamu-Sen’in katıksız milli duruşunun, yaşadığımız beka tehdidinin bertaraf edilmesi için hayati derecede önemli olduğunu vurguladı.
 
Yoğun bir katılımla takip edilen Seminerin son bölümünde katılımcıların sorularını cevaplayan Dr. Bahadır Bumin Özarslan, Türk milletinin kurtuluşunun birlik ve beraberlikte olduğunu ifade etti.
 
İstişare toplantısı, açılış konuşması ve seminer sonrasında teşkilatlarımızda yaşanan sorunların ve çözüm yollarının tartışıldığı istişare görüşmeleri, Şubelerimizin yönetim kurulları ile birlikte ayrı ayrı Genel Merkez Yönetim Kurulu ile istişaresi ile geç saatlere kadar devam etmiştir.
 
Türk Haber Sen’in Teşkilat Buluşması, Pazar günü sona erdirilmiş olup, Tüm teşkilatımız kazasız belasız yolculuklarını tamamlamıştır.
 
Türk Haber-Sen
Yönetim Kurulu