Bilindiği üzere; 24.01.2017 tarihli ve 2017/9757 sayılı Kararname eki karar ile, PTT’nin de dahil olduğu bir çok kuruluş Türkiye Varlık Fonu AŞ’ne aktarılmıştır. Gelişmiş ülkelerde kar eden kuruluşların işlemlerinin kamuoyu ve parlamento denetimine tabi olduğu, yatırımlarının somut nitelik taşıdığı politik kaygılardan uzak yapı içerisinde fon uygulamasına tabi tutulduğu bilinmektedir.

Ülkemize münhasır bir uygulama getirecek fon uygulamasının ne gibi sonuçlar getireceği uygulama ile birlikte ortaya çıkmakla birlikte, fonun Sayıştay denetimine tabi olmaması, Yönetim kurulunun politik bir yapı arz etmesi vb hususlar, fon kapsamına alınan kuruluşlar açısından ne gibi tehlikelere neden olacağına dair göstergeleri ortaya koymaktadır.

6741 sayılı kanunla Varlık fonunun amacı “Bu Kanunun amacı sermaye piyasalarında araç çeşitliliği ve derinliğine katkı sağlamak, yurtiçinde kamuya ait olan varlıkları ekonomiye kazandırmak, dış kaynak temin etmek, stratejik, büyük ölçekli yatırımlara iştirak etmek için Türkiye Varlık Fonu ve bu fona bağlı alt fonları kurmak ve yönetmek üzere Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin (Şirket) kurulması, yönetimi ve faaliyetlerine ilişkin esasları düzenlemektir.”Şeklinde düzenlenmiş, yine kanunla fona faaliyet alanı ile birlikte birçok yetkiler tanınmıştır, bu yetkiler;

Yerli ve yabancı şirketlerin hisse senetleri, özelleştirme kapsam ve programına alınanlar dahil olmak üzere Türkiye’de kurulan ihraççılara ait payların alınıp satılması, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar hükümleri çerçevesinde alım satımı yapılabilen yabancı kamu, özel sektör ve kamu borçlanma araçları ve ihraççı paylarının alınıp satılması, vadeli mevduat ve katılma hesabı işlemlerinin yapılması, hazine taşınmazlarının, mevduat sertifikalarının, altın ve diğer değerli madenler ile bu madenlere dayalı olarak ihraç edilen sermaye piyasası araçlarının alım satımı, fon katılma payları, repo ve ters repo işlemleri, kira sertifikaları, gayrimenkul sertifikaları, varantlar ve primleri, özel tasarlanmış yabancı yatırım araçları ve ikraz iştirak senetleriyle ilgili işlemlerin yapılması, ulusal yatırımlar ile uluslararası alanda diğer devletler ve/veya yabancı şirketler tarafından yapılacak yatırımlara iştirak ve bunlara sınırlı olmamak üzere diğer yatırım araçları işlemlerine girilmesi olarak sayılmaktadır.

Varlık fonunun bu yetkileri kullanırken denetime tabi olacağına dair 6741 sayılı kanunun 6. Maddesi ile birlikte, hüküm altına alınmakla birlikte,  üç adet bağımsız denetim  elemanın Başbakanca görevlendirilmesi, bağımsız denetim raporlarının Bakanlar kuruluna sunulacak olması, meclis denetimi ve kamuoyu denetimi ve şeffaflığı karşısısın da etkisizdir ve politik etkilere açıklığı ifade etmektedir. Kısaca; mevcut yapı bütçe giderleri dışında harcamaların kanunun amacından uzak şekilde dilendiği şekilde gerçekleştirildiği bir durumu ortaya koymaktadır.

Yayınlanan KHK ve dayanağı kanun hükümleri incelendiğinde personel statülerine dair bir düzenleme yer almamaktadır, hukukun genel ilkeleri gereği kanunların geriye yürümeyeceği noktasından hareketle, mevcut durum dahilinde, çeşitli kanun hükümlerine tabi personellerin bu statülerinde değişiklik söz konusu olmadığı gibi, dayanak kanun niteliğindeki 6741 sayılı kanunun 8. maddesinde açıkça zikredildiği üzere, fon dahiline alınan kuruluşlar hakkında 4046 sayılı özelleştirme kanunu uygulanmayacaktır. Denilmektedir.

Ancak fona devredilmiş bir kurumun her türlü yönetimi, borçlanması, ortaklık kurması durumunda özelleştirmeden daha farklı sonuçlarla maruz kalacağı da unutulmamalıdır.

Yetkililerden personel adına ciddi bir açıklama bekliyoruz. Ekonomistlerin bile çözemediği bu sistemin çalışanlar üzerinde ne gibi bir etkisi olacaktır, Türkiye kamu – Sen ve Türk Haber – Sen olarak hassasiyetle takip ettiğimizi, kamu çalışanlarının en küçük bir haksızlığa uğramalarına müsaade etmeyeceğimizi açıkça ifade ediyoruz.
 
Türk Haber – Sen Genel Merkezi
Yönetim Kurulu Adına
Sedat YILMAZ 
Genel Başkan