PTT RESMİ WEB SAYFASINDA VE TÜM PTT İŞYERLERİNDE SUNDUĞU
MİSYONUNU VE VİZYONUNU  YENİDEN GÖZDEN GEÇİRMEK ZORUNDADIR.
 
KÂRLILIK MI?   HİZMETKÂR LIK MI?

Özellikle PTT'nin Anonim Şirkete dönüştürülme sürecinden sonra PTT personeline yüklenen angaryanın her geçen gün daha da artırıldığı, PTT personeline, baskı boyutuna ulaşan, alabildiğine ve fütursuzca mobbing uygulandığı görülmektedir.  Bu süreçte ortaya çıkan aksaklıklar, bilinçli bir şekilde personel ile kurum arasındaki bağın koparılarak, çalışma barışının özellikle sabote edilmek istendiği izlenimi yaratmaktadır.

Sürekli maliyet hesabı yapılarak, personeli maliyet artırıcı bir unsur olarak gören anlayış, yalnızca personel giderlerinden tasarruf yapılmasını öngörmekte ama asıl maliyet artırıcı giderler göz ardı edilmektedir. Personele yapılacak ödemelerin ve insan kaynaklarına yapılacak yatırımların israf olarak görülmesi sonucunda, PTT çalışanların emekleri göz ardı edilmektedir. Gerçek anlamda Çalışan, Üreten personelin sürekli angarya ile baskı altında tutulması “ben anlamam yapacaksın” gibi gayri resmi bir zihniyetle mobbinge maruz kalması kabul edilemez boyuta ulaşmıştır. Giderleri kısmak, kârı artırmak uğruna, personele fazladan iş yaptırıldığı, görev tanımının dışında, yoğun bir ANGARYA yüklendiği, bazı bölgelerde hizmetin durma noktasına geldiği sendikamızca da tespit edilmiştir.

PTT'nin Anonim Şirket olmadan önce personel eksikliği sendikamızca gündeme taşındığında, PTT A.Ş. olunca yeni eleman alınacağı ve iş yükünün azaltılacağı konusunda personel sürekli umutlandırmış ama şirketleşme sürecinden sonra personel sayısı artacağına daha da azaltılmıştır. Bu süre zarfında yaklaşık 7 bin personel emekli edilirken, yerine yalnızca 3 bin 600 yeni çalışan alınmış, 990 personel için ise alım işlemi tamam denilse bile (sözlü sınav için beklemede) Bu durumda PTT şirketleşme sürecinden sonra 7 bin personeli teşvik ve normal emekli olarak ayrılırken, yerine yalnızca 4 bin 590 yeni personel alımı yapılmış, çalışan sayısı şirketleşmeden sonra 2 bin 410 kişi daha azaltılmıştır.

Bu durum, çalışanı Kuruma bir yük olarak gören anlayışın tasarrufu ve verimliliği, personel azaltmak, dolayısı ile personel giderlerini kısmak ve kalan personele angarya uygulayarak insanlık dışı bir çalışma ortamı yaratmak olarak algılamasından kaynaklanmaktadır. (Bunun en basit örneği Antalya PTT Başmüdürlüğünün gayri resmi fazla mesai uygulamasıdır. 100 personeli 1 saat fazla tutarsanız 100 saat yapar, karşılığı 100/8=12.5 Personel, okkalı bir kâr) Oysa PTT her ne kadar şirket statüsünde olsa da bir kamu kuruluşudur ve kamu hizmeti üretmektedir. Kamu hizmeti anlayışının ise kârlılıkla bağdaşması, kamu hizmetlerinde belirleyici unsurun maliyet ya da kâr olması mümkün değildir. Anayasamızın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin sosyal bir devlet olduğu belirtilmektedir. Anayasa Mahkemesi bir kararında sosyal devleti, ferdin huzur ve refahını gerçekleştiren ve teminat altına alan, kişi ve toplum arasında denge kuran, emek ve sermaye ilişkilerini dengeli olarak düzenleyen, çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için sosyal, iktisadî ve malî tedbirler alarak çalışanları koruyan, millî gelirin adalete uygun biçimde dağılmasını sağlayıcı tedbirler alan devlet olarak tanımlamıştır.

Kamu hizmeti ise Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri tarafından veya bunların nezaret ve kontrolleri altında ortak ihtiyaçları karşılamak ve tatmin etmek için topluma sunulan devamlı ve düzenli faaliyetler olarak özetlenebilir. Dolayısı ile toplumun ortak ihtiyaçlarına çözüm sunan kamu hizmeti içerisinde aslolan kârlılık değil, vatandaşa hizmetkârlıktır.
Öyle ise vatandaşa kamu hizmeti sunmayı amaç ve gaye edinmiş bir kurumun, sosyal devlet ilkesini hiçe sayarak, kamu hizmetinin gereklerini yok kabul ederek, personeline insanlık dışı bir muamelede bulunması ve dolayısı ile vatandaşa hizmetin aksatılması,
Kamu hizmeti ve yararı, kârlılık ve maliyet analizleriyle ölçülemez. 814 bin kilometrekarelik bir coğrafyanın en ücra köşesinde askerdeki çocuğundan mektup bekleyen anneye ulaştırılacak asker mektubunun mutluluğu, kâr odaklı politikalara kurban edilemez.  Bunun sorumluluğun rekabetini ise hiçbir özel şirketle yapamazsınız.

Vatandaş odaklı hizmet üretmeyi vizyon ve misyon olarak benimsediğini ifade eden PTT’nin de vatandaşa hizmetkâr mı olacağına yoksa çalışanlarını mağdur ederek, az personele çok iş yaptırarak, emeğin karşılığını vermeyerek kârlı mı olacağına karar vermesi gerekmektedir.
Yukarıda da bahsettiğimiz gibi PTT nin son yaptığı alım ilanında belirtilen sayının yetersiz olduğu aşikar iken, sürekli genelgelerle sektörü düzenleyici kurum olan BTK nın kılıcının yalnızca çalışan üreten personelin üzerinde dolaştırılması kabul edilemez bir tehdittir.
Talebimiz, BTK İdari yaptırım yönetmeliğinde belirtilen Hizmet kalitemizin artırılması, kabul edilen gönderilerin süresi içerisinde alıcılarına ulaştırılmasının bir tek çaresi var, her bir cihete bir kişi, her bir gişeye, bir kişi, her bir müdürlüğe, bir müdür, her bir vezneye bir veznedar verilebilecek normların bir an evvel tamamlanmasıdır.

Aksi taktirde hizmet kalitesinden veya verimlilikten bahsedilmesi mümkün değildir.
Sendika olarak taleplerimiz daha açık ve daha teferruatlı olarak bugün itibari ile bir kez daha yazılı olarak PTT Genel Müdürlüğüne aktarılmıştır. Yeterli bir çalışma süresi beklenerek PTT Çalışanlarının tüm sorunları çözülünceye kadar web sayfamızdan sürekli olarak tek tek konular işlenerek kamuoyunun bilgisine sunulacaktır.

Sendikamızın hassasiyeti kadar,  PTT Yönetiminin de hassasiyet göstererek, kendi çalışanlarının omuzlarına haddinde fazla basılmasına müsaade etmeyeceğini ve çözüm noktasında harekete geçeceğine inanmak istiyoruz.

SAYGILARIMIZLA

Türk Haber Sen Genel Merkezi  
Yönetim Kurulu