YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN

  1.  Genel Merkezden  31-12-2019  

 

Türk Haber-Sen olarak Milletimiz adına dileğimiz, yeni yılın barışa, dostluğa, refaha vesile olması; birlik ve beraberliğimizin bozulmayarak, saflarımızın sıkılaşmasını sağlamasıdır.

Türk Milleti olarak sevinciyle hüznüyle, acısıyla tatlısıyla 2019 yılını geride bırakarak yeni bir yıla ulaşmış bulunmaktayız. Geride bırakmış olduğumuz 2019 yılı Türk Milleti için tarihi sahnelere şahit olmuştur. Kâh sosyal ve ekonomik problemler, kâh birlik ve beraberliğini yok etmeye çalışan terör saldırıları ile karşı karşıya gelen Türk Milleti, bütün bu sıkıntılara boyun eğmeyerek göğsünü siper etmiştir.

Bu yeni yılda, Türk Milletinin kendisine yönelen kötülüklerden kurtulacağına olan inancımız tamdır.Bu duygu ve düşüncelerle, 2020’nin; nefretlerin yerini sevgiye bıraktığı, dargınlıkların azalarak bittiği, birlik ve beraberliğimize kastedenlerin yenilgiye uğradığı, sosyal ve ekonomik problemlerin son bulduğu, sevinç dolu, sıhhatli ve huzurlu bir yıl olmasını diliyor ve Aziz Türk Milletinin yeni yılını içtenlikle kutluyoruz.

MİLLİ ŞAİRİMİZİ SAYGI VE RAHMETLE ANIYORUZ

  1.  Genel Merkezden  26-12-2019  

 

Bir milletin nüvesini oluşturan temel etmenlerden birisi de şüphesiz edebiyattır. Edebiyat; milletlere, dünü unutturmaz, hatırlatır; yarının çerçevesini çizer ve sunar.

Bu bağlamda, şair/yazar Türk milletinin uğruna savaştığı ve savaşacağı, canını ortaya koymaktan geri durmayacağı değerlerini mısralarında/cümlelerinde işler. 
Mehmet Akif Ersoy, üstün değerlerimizi kendi mısralarında ölümsüzleştirmiş ve tarihe not düşmüştür. Bizlere mücadelelerimizi anlatan eşsiz eserler vermiştir. Cephede verilen savaşımızı manevi açıdan beslemiş ve bugünümüze ışık tutmuştur. 27 Aralık 1936’da hayata gözlerini yuman, vefakar ve mütevazı karakteriyle gönüllerimizde yer eden, istiklal şairimizi; yazmış olduğu şu mısraları hatırlatarak rahmet ve özlemle anıyoruz. Ruhu şad olsun. 

“Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz:

Gelmişiz dünyaya milliyet nedir öğretmişiz!

Kapkaranlıkken bütün afak-ı insaniyetin,

Nur olup fışkırmışız, ta sinesinden zulmetin.”

Yücel KAZANCIOĞLU
TÜRK HABER-SEN GENEL BAŞKANI

Biri ‘elma’ deyince, herkes ‘elma’ anlar mı?

  1.  Genel Merkezden  24-12-2019 

 

Yeni Şafak Gazetesi Mehmet Şeker'in 24.12.2019 tarihli PTT çalışanlarıyla ilgili köşe yazısı yayınlandı.

Bir önceki yazıda, yerine geç ulaşan kargo hakkındaki sözlerimizin yanlış anlaşılması üzerine gelen tepkiler, bu mecburiyeti doğurdu. Evvela belirtmek gerekir ki PTT çalışanlarını herhangi bir surette rencide etmek gibi bir niyetim yoktur, olamaz da.Hele hakaret içeren ifadeler kullanmak asla söz konusu değildir. Bunun için ya manya hastalığına tutulmuş etrafa çirkin sözlerle saldıran biri (ki onlara ‘manyak’ deniliyor) yahut akıldan beri olmak gerekir. Kastım yalnızca sisteme yönelik eleştiridir, şahıslara kıymetli personele dair değildir.
Yazıda geçen “Eğer öyleyse” kısmı dikkate alınmayınca yanlış anlamak mümkün.
Nitekim PTT yöneticileriyle ve Türk Haber-Sen Genel Başkanı Yücel Kazancıoğlu ile yaptığımız görüşmelerde, nezaket çerçevesinde mutabık kaldık.
Personele yönelik velev ki istemeden yanlış bir ifade kullanmış olsaydım, hiç tereddütsüz içtenlikle özür dilerdim.
Fakat ne rencide etmek, üzmek gibi bir niyetim var, ne de yazdığım odur.
Yine de yanlış anlamaya müsait bir yazı kaleme aldığım için özür borçlu olduğumu düşünüyorum.

Köşe yazısının tamamı için tıklayın.   

TARİHİN EN SOĞUK GÜNÜ

  1.  Genel Merkezden  22-12-2019 

 

Türk milleti olarak şanlı bir tarihe sahip olmanın gurur ve şerefini taşıyoruz. Tarihimizde sayısız kahramanlık örneği barındırmaktayız. Şüphesiz bunlardan bir tanesi de 22 Aralık 1914 yılında gerçekleştirmiş olduğumuz Sarıkamış Harekatı’dır.

     Sarıkamış, Türk milletinin vatan müdafaasında gösterebileceği kudretin ve sahip olduğu imanın en net ifadesidir.   22 Aralık 1914 yılında Sarıkamış Harekatı’nda kurşun atmadan Allah’a teslim olan kahramanlar, Allah-u Ekber  Dağları’nda şehadete erişmiştir. 

       Sarıkamış’ın fedakar evlatlarında ortaya çıkan bu kudret sağlam bir imanın ve inancın göstergesidir. İşte bu atalarımızdan aldığımız iman ve inançla yarınları inşa ediyoruz. Türk Haber-Sen olarak sorumluluk duygusuyla bağlı bulunduğumuz milletimizin yarınlarının inşasında, atalarımızdan aldığımız bu iman ve inanç esastır. Türk Haber-Sen üyesi her bir temsilcimizde vuku bulmuş olan bu iman bizlerin geleceğe olan umudunu sürekli olarak yenilemektedir. 

       Bu vesileyle Sarıkamış Harekatı’nda şehit olan askerlerimizi, Hakk’a yürüyüşlerinin 105. Yılında rahmet ve dua ile anıyoruz. Ruhları şad olsun.

KADIN KOLLARI KOMİSYONUMUZDAN FARKINDALIK ETKİNLİĞİ

  1.  Genel Merkezden  13-12-2019 

 

Türk Haber-Sen Genel Merkezi Kadın Kolları Komisyonu olarak 12 Aralık 2019'da Ankara Posta İşleme ve Dağıtım Başmüdürlüğünde düzenlemiş olduğumuz ' Kitap Okuma Farkındalık ' etkinliğimiz ilgi ve destek gördü

GENEL BAŞKANIMIZ YÜCEL KAZANCIOĞLU SÖZ HAKKI PROGRAMININ KONUĞU OLDU

  1.  Genel Merkezden  13-12-2019  

Genel Başkanımız Yücel KAZANCIOĞLU Bengü Türk TV'de Gündemi Değerlendirdi

Video nun tamamı Video Galeri Bölümümüzde...

Ankara 2 Nolu TRT Şubemizin 1. Olağan Genel Kurulu Gerçekleştirildi

  1.  Genel Merkezden  09-12-2019  

08.12 2019 tarihinde yapılan Ankara 2 No'lu TRT Şubemizin 1. Olağan Genel Kurulun neticesinde ;

NEVZAT TÜFEKÇİ Şube Başkanı,
ÜMİT COŞKUN Şube Başkan Yardımcısı
YAKUP ALTUNIŞIK Şube Başkan Yardımcısı
ARMAĞAN ÜNSAL Şube Başkan Yardımcısı;
ATİLLA ŞAHİN Şube Başkan Yardımcısı
DOĞAN YENER Şube Başkan Yardımcısı
GÖKHAN GÖNÜLTAŞ Şube Başkan Yardımcısı

olarak ,Şube Yönetim Kuruluna seçildiler.

Sendikamıza ve kendilerine hayırlı olmasını diliyoruz.

Video İçin Tıklayın...   

DÜNYADA ÖRNEĞİ OLMAYAN BİR SENDİKACILIK ANLAYIŞIMIZ VAR

  1.  Genel Merkezden  09-12-2019 

 

Türk Haber-Sen Genel Başkanı Yücel Kazancıoğlu Türkiye’de sendikal faaliyetleri ve memur sendikacılığını habernediyor.com 'da değerlendirdi.

“Mücadelemiz hukuk zemini içinde”

1992 yılında kurulan Türkiye Kamu-Sen ve Türk Haber-Sen’in dünyada benzeri olmayan bir kuruluş felsefesi olduğunun altını çizen Kazancıoğlu, Türk Haber-Sen’in milli oluşu, milli duruşu ve çalışanları için verdiği hak ve hukuk mücadelesiyle, Türkiye’de ve dünyada örneği olmayan bir sendikacılık anlayışı olduğunu söyledi. 

TRT, PTT, Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü, RTÜK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu gibi, Türkiye’nin köklü kurum ve kuruluşlarındaki kamu çalışanlarının, Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar nedeniyle ciddi sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirten Kazancıoğlu, “Çalışanlarımızın her türlü özlük haklarından, ekonomik haklarından, sosyal haklarına kadar birçok alanda mücadele veriyoruz. Burada mücadelemizin temelinde yatan şey hukuki zemin. Bu mücadeleler aynı zamanda 2 yılda bir yapılan toplu sözleşmeyle de masaya yatırılmakta. Özellikle PTT kurumumuzun A.Ş. oluşuyla başlayan süreçte çalışan arkadaşlarımız ciddi sorunlar yaşadı. Burada Türk Haber-Sen olarak çok ciddi kazanımlarımız ve hukuki anlamda da devam eden mücadelelerimiz var.” dedi.

 

“TRT’de basın kartı sorununun kısa süre içinde çözüleceğine inanıyoruz”
Basın kartı alım sürecinin zorlaşmasıyla ilgili konuşan Kazancıoğlu, “Tabi bu konu TRT çalışanlarının kanayan yarası ve gündemimizde. Bu konuyla ilgili olarak TRT Genel Müdürlüğü’yle ciddi toplantılarımız ve görüşmelerimiz oldu. Basın kartıyla alakalı yaşanan sorunlarla ilgili Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve TRT ile eşgüdümlü bir çalışma var. Biz de bu çalışmaya müdahil olduk. Şu an Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın bu çalışmayı tamamlamasını bekliyoruz. Bunun akabinde yıllarca fiili olarak yayında görev yapan, basın kartını hak eden ama bazı uygulamalardan dolayı mağdur olan çalışanlarımızın basın kartı sorunun çözüleceğine inanıyoruz. Bunun sözünü de TRT yöneticilerimizden aldık. Başta genel müdürümüz ve genel müdür yardımcımız olmak üzere samimiyetlerine ve ilgilerine de teşekkür ediyoruz. Sözlerine de güveniyoruz. Bu sorunun kısa bir süre içerisinde çözüleceğine inanıyoruz, bekliyoruz.”


 

“İlk maddemiz sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi konusunda”
Kazancıoğlu, Türkiye’deki temel sorunlardan birinin personel rejim sisteminin kendi içinde çok çeşitli olmasından kaynaklandığını söyledi. Kamuda çalışan personellerin bir kısmının kadroya alınırken, diğer kısmının 4B’li, İHS’li ya da sözleşmeli gibi çeşitli adlarla istihdam edilmesinin kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık oluşturduğunu belirten Kazancıoğlu, “ Bununla ilgili olarak geçtiğimiz hafta Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanımızla 2 saate yakın bir görüşme yaptık. Hazırlamış olduğumuz “Kamu Görevlilerinin Acil Çözüm Bekleyen Sorunları” başlıklı raporumuzun ilk maddesinde de yine her türlü sözleşmeli personelin bir an önce kadroya geçirilmesi maddesi var. Sayın Bakanımız yılsonu itibarıyla plan bütçe görüşmeleri sonrası bir komisyon marifetiyle bu çalışmanın devam edeceğinin ve o komisyonda bizlerin de yer alacağının sözünü verdi. O çalışmaya bizim hazırlığımız tam, katkı sunmak üzere biz de bekliyoruz. İnşallah kısa sürede sonuç alacağımızı düşünüyoruz.” dedi.

“Toplu sözleşme sürecinde kamu çalışanlarının 2 yıllık hakkı gasp edildi!”
Sendika üyelerinin kazanımlarından ve Türkiye’de sendikacılıktan bahseden Kazancıoğlu, “İş kolumuzda gerek toplu sözleşmede yetkili olduğumuz dönemlerde, gerekse hukuki zeminde kazandığımız çok büyük haklarımız var. Hem hukuksuz atamaların iptali, hem de çalışan personelimizin eşit işe eşit ücret temeline dayanan, hukuka uygunluk ve liyakat esaslı bir yönetmeliğin çıkarılması noktasında da mücadelemiz devam ediyor. ”dedi. Hukuki zeminde verilen mücadelelerin uzun soluklu olması gerektiğinin altını çizen Kazancıoğlu, “Hukuki zemindeki mücadele uzun soluklu bir mücadele gerektiriyor çünkü maalesef kararlar çok çabuk alınmıyor. İtiraz süreci var, temyize gidiliyor. Bu meselelerin birçoğunun çözüm noktası hukuki zemin değil, toplu sözleşme masası. Toplu sözleşme masasında dün akşam İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu’yla bir görüşmemiz vardı. Yine kamu çalışanlarının temel sorunlarını ve beklentileriyle ilgili olarak sendikal ayrımcılık noktasında çok güzel bir sohbetimiz oldu. O da bu taleplerimizi duyunca, bunların aslında birçoğunun toplu sözleşme masasında çok rahat çözüleceği noktasında bir yorumda bulundu.” 

Toplu sözleşme sürecinde yetkili olma noktasında ciddi bir mücadele içinde olduklarını belirten Kazancıoğlu, “İki yılda bir yapılan toplu sözleşme süreci bu yıl maalesef fiyaskoyla sonuçlandı. Kamu çalışanlarının 2 yıllık süreci, zamanı, hakkı gasp edildi, heba edildi. Burada yetkili olma noktasında ciddi bir mücadele içerisindeyiz. ”dedi.


 

“Türkiye Kamu-Sen ve Türk Haber-Sen mobbing ve baskının önüne geçiyor”
Türkiye’de sendikacılık faaliyeti yürütmenin güçlüklerinden bahseden Kazancıoğlu, “Maalesef Türkiye’de normal şartlar altında sendikacılık yapmıyoruz. İnsanlar hür iradelerini kullanmaktan uzak, tamamen mobbing ve baskı altında. Türkiye Kamu-Sen ve Türk Haber-Sen bunun önüne geçiyor. Arkadaşlarımız fazla mesailerinin ücretlerinin, haklarının alınmasında dahi sendikal tercihlerinden dolayı bir ayrımcılığa uğramış durumdalar. Burada biz hep şunu iddia ediyoruz: Fransa’da, Kıbrıs’ta dünyada birçok ülkede bunun örneği var. Sendikacılıkta her mayıs ayında yapılan yetki dönemi, sayısal oranlara bakılmaksızın, referandumla belirlenmeli. Biz inanıyoruz ki insanlar hür iradelerini kullanabildiği sürece, normal şartlar altında, eşit şartlar altında baskının ve mobbingin olmadığı bir ortamda Türkiye Kamu-Sen ve Türk Haber-Sen bütün iş kollarında çok rahat yetki alacaktır.” dedi.

 

Röportajın tamamını Video Galeri kısmından seyredebilirsiniz.

MARMARA BÖLGE TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

  1.  Genel Merkezden  03-12-2019  

 

Genel Merkez Yönetimimiz, Marmara Bölgesi şube başkanları, şube başkan yardımcıları ve işyeri temsilcilerinin katıldığı Teşkilat Buluşması Eğitim ve İstişare toplantısının ilki gerçekleştirildi.

Türk Haber- Sen Genel Merkezi olarak Bölgesel Şube Yönetim Kurulları ve iş Yeri Temsilciler toplantılarının ilkini 30 Kasım-01 Aralık tarihlerinde Marmara Bölgesi Temsilciler ile birlikte Yalova İlindeki Türkiye Harb-İş Sendikası Sosyal Tesislerinde, İstanbul Avrupa Yakası ve İstanbul Anadolu Yakası, Tekirdağ, Bursa, Yalova, Edirne ve Kocaeli illerimizin Yönetim Kurulları ve İşyeri Temsilcilerimizin tamamının katılımı ile gerçekleştirdik. 

Türk Haber-Sen Genel Başkanı Yücel KAZANCIOĞLU  toplantıda, 2019 yılı çalışmaları ile ilgili bilgi vererek “PTT Genel Müdürlüğünün Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketinde çalıştırılacak idari hizmet sözleşmeli personel hakkında yönetmeliğe bağlı olarak sınavsız, haksız ve hukuksuz atamaların Danıştay 12.Dairesinin Yürütmeyi Durdurma Kararı neticesinde uygulanmaması sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına PTT Genel Müdürlüğü hakkında suç duyurusu bulunduk ve gelişmeleri yakından takip ettiğimizin bilinmesini isterim. Yine PTT Genel Müdürlüğü ile özellikle son dönemdeki gönderi yoğunluğu olmasına rağmen buna karşılık acilen kadrolu eleman alımı sağlanmalıdır. İHS'liler sorunlarının bir an önce çözülmesi gerekmektedir. 399 KHK’lıların unvan Yükselme engelinin bir an önce kaldırılması hususunda sürekli istişarelerde bulunmaktayız. Yazılı ve şifahi taleplerimizi sürekli takip etmekteyiz. Bunun yanında açmış olduğumuz davaların süreçlerini Hukuk büromuz sürekli takibini sağlamaktadır. Bununla birlikte TBMM Plan Bütçe Komisyonuna vermiş olduğumuz 3600 Ek Gösterge, İHS’ lilerin Kadroya alınması, Fiili Hizmet Zammı (yıpranma,  Fakülte Mezunları, Yurt çıkışlı çalışanların diplomalarına göre Unvanlara atanması, Şehit ve Gazi yakını olarak çalışanların diplomalarına göre unvan verilmesi ve İHS’lilere Yeşil Pasaport verilmesi ile ilgili önergeleri yakinen takip etmekteyiz. İşyeri Temsilcilerinin çok önemsemekteyiz. İşyeri temsilcilerinin çalıştıkları yerdeki yaşanan olumsuzluklardan sendikayı hızlı bir şekilde bilgilendirmesinin önemine değinen Kazancıoğlu, bu sayede olumsuzluğun bir an önce giderilmesi adına sendika olarak gerekenleri yapacaklarını belirtti. İşyerinde sendikanın var olmasının, yayınların işyerinde olması ve panoların güncel olmasından geçtiğini dile getiren KAZANCIOĞLU “Yayınlarımızı işyerlerine ulaştıralım ve panoları güncelleyelim. Sendikada nicelik kadar nitelik de önemlidir. Önümüzdeki süreyi iyi değerlendirerek, üye sayısını artırmak için sizlerden yoğun bir çaba bekliyoruz” dedi.

Daha sonrasında özellikle Yönetim Kurulu üyelerimize ve iş yeri temsilcilerimize tek tek söz hakkı verilerek; özellikle işyeri temsilcileri de, üyelerin ve kendilerinin işyerlerinde karşılaştıkları sorunları dile getirdiler. PTT’nin genel durumunu, sorunlarını ve çözüm yollarını tartıştık, bilgi alışverişinde bulunduk. 2020 yılı beklentiler ve hedeflerimizi ortaya koyarak yol haritamızı arkadaşlarımızla paylaştık. 

KADIN KOLLARIMIZDAN HUZUR EVİNE ZİYARET

  1.  Genel Merkezden  08-11-2019  

Türkiye Kamu Sen Kadın Kollarımız Yenimahalle ilçesinde bulunan Fatma Üçer Huzurevini ziyaret etti.

Türkiye  Kamu Sen Kadın Kollarımız  Yenimahalle ilçesinde bulunan Fatma Üçer Huzurevini  ziyaret etti.

PTT ÇALIŞANLARI TÜM İMKANSIZLIKLARA RAĞMEN ZATEN SEFERBERLİK HALİNDEDİR!!!

  1.  Genel Merkezden  07-11-2019  

 

04.11.2019-31.12.2019 tarihleri arasında Dağıtım Seferberliği ilan edilmiştir.

PTT A.Ş Genel Müdürlüğü tarafından; marka değeri yüksek ve yoğun gönderi trafiği bulunan firmalarla imzalanan sözleşmeler ve mevcut sözleşmeli müşterilerinizin gönderilerinde meydana gelen artış nedeniyle posta-kargo dağıtım hizmetlerinin daha kaliteli verilebilmesi ve müşteri memnuniyetinin sağlanması son derece önem teşkil ettiği, devir oranlarına bakıldığında dağıtım performansınızın istenilen seviyelerde olmadığı, devir oranlarının gün geçtikçe arttığı, kargo gönderileri başta olmak üzere kayıtlı kayıtsız tüm gönderilerde yığılmalar olduğu, bu durumun da müşteri memnuniyetsizliğine bağlı olarak müşteri kaybına ve Şirketiniz imajının zedelenmesine yol açacağı kaçınılmaz olduğundan ilave bazı tedbirlerin alınmasına ihtiyaç duyulduğundan bahisle,  04.11.2019-31.12.2019 tarihleri arasında Dağıtım Seferberliği ilan edilmiştir.

Öncelikli olarak bilinmesi gereken aksaklık olarak addedilen yukarıdaki hususların sorumluluğu ilgili personele yüklenemez,  terminolojik olarak hangi anlama geldiği çok açık olan seferberlik kavramının aynı ideal üzerine tüm imkanların kullanılarak çözüm üretilmesi olduğu açıktır.   Bu minvalde kurumsal içerisinde yapılan tüm iş ve işlemlerin plan dahilinde yapılması, sonuçların önceden öngörülmesi gereklilik arz etmektedir.  Oysa ki;

Türkiye genelinde bütün Başmüdürlüklerin devirli çalıştığı bilinmekte olup, bunun nedenlerinin başlangıcında alana çıkarılarak daha fazla kargo ve posta sözleşme yapılmakta olduğu, bunun yanında sözleşmelerden oluşan yoğunluktan işlem hacminin bir önceki yıla göre % 100 artış olduğu bilinmektedir.  Sözleşmeler yapılırken muhasebat maliye hesabı yapılmadan yani kar-zarar oranları hesap edilmeden yapılan anlaşmalar ile gönderi adedin iki katı artmasına rağmen kar oranının o kadar artmadığı görülmektedir. 

3 yıl önce yapılan anlaşma gereği kargo nakli yapan araçların bu günkü kargo yoğunluğunu kaldıracak kapasitede olmadığı daha fazla ve taşıma kapasitesi yüksek araçların bir an önce alınmasını sağlayacak ihalelere gidilmediği,

Mevcut PİM, PİDM, Merkez Müdürlükleri ve kabul yapan şube binalarının fiziki mekan olarak  bu işlemlere yeterli cevap vermediği,  kargoların fiziki mekanların darlığından gelişi güzel konulması gelen müşteriler nezdinde olumsuz görüşlere ve hatta kuruma karşı itici bir tutum içerisine girmelerine sebep olduğu,

Zaten PTT Genel Müdürlüğü bünyesindeki mevcut personel ile olağan üstü çalışma temposuyla çalışılmasına rağmen bunun üzerine bir kat daha yoğun gönderi trafiği yüklenmesiyle, buna paralel olarak birçok yerde norm eksiği ile çalışıldığı halde yeni yönetmelik hazırlanıp personel alımı yapılmadığı tüm kamuoyunca bilinmektedir.

  Tüm bu durumlara, gerekli planlama ve koordinasyon,  eleman, araç vs eksikliğine rağmen,  bir anda seferberlik ilan ettim demenin mantık ve izahını anlamak, Değerli PTT çalışanlarına anlatmak mümkün değildir. Türk Haber-Sen olarak biliyoruz ki; PTT çalışanları uzun bir süredir OLAĞANÜSTÜ ŞARTLARDA BÜYÜK ÖZVERİ İÇERİSİNDE ZATEN SEFERBERLİK HALİNDEDİR. KURUM YÖNETCİLERİNİN BU DURUMU BİLMEMELERİ ABESLE İŞTİGALDİR.

PTT GENEL MÜDÜRLÜĞÜ HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDUK

  1.  Genel Merkezden  29-10-2019  

PTT A.Ş'nin yayınladığı yönetmelik için suç duyurusunda bulunuldu

 

Bilindiği üzere; 12.04.2018 Tarihinde PTT A.Ş web sayfasında yayımlanan yönetmelikte; atamalardan bahisle, “PTT’nin ihtiyaç duyduğu alanlarda deneyimli kişiler arasından yapılır.” Düzenlemesi ile; Hukuk Müşaviri, Daire Başkanı, Birim Sorumlusu Hukuk Müşaviri, İştirakler Başkan Yardımcısı, Daire Başkan Yardımcısı, Müşavir, Başmüdür, Başmüdür Yardımcısı, Hukuk Müdürü, Teknik Müdür, Şube Müdürü, Özel Kalem Müdürü, Kontrolör, Müdür ve Baş postacı pozisyonlarına sınavsız yapılacak atamalarda aşağıda yer alan şartlar aranır. Hükmüne ve sübjektif değerlendirmelere neden olacak sözlü sınav düzenlemesine yer verilmiştir.
Nitekim PTT A.Ş adrese teslim niteliğindeki yönetmelik hükümleri ile; kariyer ve liyakat ilkeleri ile bağdaşmayacak şekilde, 78 kişiyi müdür olarak, 26 kişiyi ise deneyimli personel olarak göreve başlatmıştır.

Sendikamız Türk Haber-Sen, kariyer ve liyakat ilkeleri ile bağdaşmayan, haksız atama ve uygulamalara neden olacağı aşikar olan yönetmeliğin yürütmesinin durdurulması ve iptali talebiyle Danıştay 12. Dairesinde dava açmış, Danıştay On ikinci Dairesinin 2018/1775E kararı ile yönetmelik hükümlerinin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş, PTT AŞ’nin bu karara itirazı ise, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu kararı ile ret edilmiştir.

Sendikamız Türk Haber-Sen tarafından; yargı kararının uygulanması; kararın bir gereği olarak yapılan atama işlemlerinin iptali talebiyle, PTT Genel Müdürlüğüne başvuru yapmıştır.

PTT A.Ş adına hareket eden, yapmış olduğu görev bakımından üstün sorumluluk içerisinde bulunması gerekenlerce, hiçbir işlem tesis edilmeyerek, hukuksuzluğa kariyer ve liyakatsiz ataması yapıların görevde kalmalarının devamına göz yumulmuştur, Yürütmeyi durdurma kararı; niteliği gereği iptal kararları ile aynı sonucu doğuran, Yönetmeliğin yayım tarihinden tarafından itibaren, yönetmeliğe bağlı olarak yapılan tüm işlemlerin iptalini gerektiren kararlardır.              PTT A.Ş’ de Anayasanın 38. Maddesi ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanununun 28/1 maddesi gereği Danıştay Kararına uymak, gereğini yerine getirmeyenler mahkeme kararı ile, hukuki dayanaktan yoksun kalan atama işlemlerini iptal etmeyerek, suç işlemiştir. Bu suça karşı sendikamızın duyarsız kalamayacağı açıktır. Bu nedenle, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikâyet yapılması mutlaklık arz etmiştir, sorumlu olanlar yargı önünde hesap vereceklerdir.

Kuşkusuz, durumun bu safhaya gelmesinde yukarıda zikredildiği üzere, kurumun hakkaniyetten uzak, vurdumduymaz uygulamaları neden olmuştur. Bilindiği üzere; yönetmelik hükümleri çalışan ve çalıştıran ilişkilerini hak ve yükümlülüklerini, sınırlarını önceden çizmek için tanzim edilmiştir. Oysaki şikâyete konu yönetmelik hükümlerinde, hak gaspı vardır, kariyer ve liyakat ilkelerine göre yükselme bekleyen çalışanlarının emeklerinin hiçe sayılması, her gün artan iş yükü ile ezilmesine göz yumulması, PTT AŞ’de görev almak için dirsek çürüten insanımızın yok sayılan alın teri vardır.

Bu yönetmelik hükümlerine dair mahkeme kararlarını yerine getirmeyenler hukuken de vicdanen de vebal altındadırlar. Hiçbir PTT çalışanı çalışma barışını hiçe sayan bu uygulamaları hak etmemiştir ve etmeyecektir.

Hele ki; PTT gibi köklü tarihe sahip güzide bir kurumu hak etmediği bir durumla karşı karşıya bırakmak hiç kimsenin hak ve yetkisinde değildir.

Sonuç itibariyle; sendikacılık ciddiyet isteyen bir iştir. Karabatak gibi bir görünüp bir kaybolanların, işlerine geldiği şekilde yöneticilerle işbirliği yapıp,  türlü pazarlıklarla çalışanlara sırt dönenlerin işi değildir.

Biz yüreğimizi ortaya koyuyoruz, kurum çalışanlarının hak ve menfaatinden başka hiçbir hesabımız olmadığını, bu hak ve menfaatin korunması geliştirilmesi için her yol ve yöntemi denemekten geri kalmayacağımızı, iş bu savcılık şikâyeti ile de buradan kamuoyuna bir kez daha duyuruyoruz.

CUMHURİYETİMİZ 96 YAŞINDA

  1.  Genel Merkezden  29-10-2019  

Türk Haber Sen olarak, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızın 96’ıncı yıldönümünü kutluyor; “Hâkimiyet Milletindir” diyen Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve aziz şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz.

Türk Milletinin yekvücut olup işgale karşı Gazi Mustafa Kemal önderliğinde emperyalizme karşı verdiği erdemli mücadelenin neticesi 96 yıl önce Cumhuriyet’in ilanı ile taçlanmıştır.

Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde milletimizin zulme karşı yürüttüğü mücadeleyle yaratılan bütün değerleri ve bugüne kadar kazanılan tüm ilerici birikimleri, Gazinin işaret ettiği muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkma ülküsüyle,2023 yolunda geleceğin Lider Ülke Türkiye’sini inşa edecektir.

Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti mazlum milletlerin umudu, paçavralar altında yaralanan yoksulların duası,doğudan batıya kuzeyden güneye kimsesizlerin kimsesi olup,ilelebet payidar kalmaya acun durdukça devam edecektir.Çünkü Cumhuriyeti kuran Türk Milleti kendi kendini yönetme iradesine sahip çıkıp, laik ve demokratik sistemin devamı için her an bir ve beraber olmaya devam etmektedir. Biz doğrudan doğruya milletseveriz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanağı, Türk topluluğudur. Ve duamızda Yüce Tanrının Aziz Milletimizin bu birlik ve beraberliğini her daim esirgemesidir.

Cumhuriyetle hesaplaşma derdinde olanlar, devletimizi yok etmeye, milletimizi bölmeye çalışanlar, bu ülkenin kahraman Mehmetçiğini şehit ederek, anaları ağlatanlar, Türk milletinin sinesine ateş düşürenler, teröre finansal destek olanlar, silah, teçhizat yardımı yapanlar milletimizin vicdanında hüküm giymiştir ve akıttıkları kanda boğulacak, ortaya saçtıkları pislikte çürüyeceklerdir. Topraklarımızı emperyalistlerden temizleyen ve Cumhuriyeti kuran millet, Cumhuriyetimize ve vatanımıza uzanan elleri kırmayı da gayet iyi bilir.

Ülkemizin bütünlüğü ve Cumhuriyetimiz söz konusu olduğunda herkes aynı duyarlılığı sergilemektedir. Devletimiz terörü yok edecek, hainleri bertaraf edebilecek, vatandaşlarını koruyup, kollayabilecek, topraklarımıza halel getirmeye çalışanlara karşı dimdik durabilecek büyüklükte ve güçte olup bu gün bu duruşunu tüm dünyaya sergilemektedir. Unutulmamalıdır ki; ülkemiz bölücü çetelere ve Cumhuriyet düşmanlarına bırakılmayacak kadar mukaddes, Türk Milleti de hainlere fırsat vermeyecek kadar onurludur. Cumhuriyeti koruma, istiklaline sahip çıkma, yurdunu savunmada hiçbir toplum Türk milleti kadar azimli ve kararlı olamaz. Dolayısıyla Cumhuriyetin önemini iyi anlatmamız ve yeni nesilleri Cumhuriyet bilinciyle yetiştirmemiz de son derece önemlidir. Çünkü Cumhuriyet Bayramı bu toprakların nasıl vatan yapıldığını, Ergenekon’dan çıkış gibi demir dağları eritip, yıldırımlar yaratıp bir milletin nasıl küllerinden yeniden doğduğunu, birlik ve beraberliğimizin ne denli önemli olduğunu bir kez daha hatırlamamıza ve şehitlerimiz ile gazilerimizi minnetle yâd etmemize vesile olmaktadır.

Bu vesileyle Türk Haber Sen olarak, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızın 96’ıncı yıldönümünü kutluyor; “HâkimiyetMilletindir” diyen Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve aziz şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyoruz.

TEŞEKKÜR, TAKDİR VE TEBRİK

  1.  Genel Merkezden  29-10-2019  

 

Sendikamız Türk Haber-Sen Genel Merkezi’nin 27.10.2019 tarihli ve 793 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller hakkında kanunun 1. Maddesi* gereği Cumhuriyet Bayramı süresinden sayılan 28 Ekim 2019 (bugün) tarihinde, PTT Çalışanlarının tam gün çalıştırılmasına ve kurumda çalışma şartlarına, kamuoyunun dikkatini çekmek üzere öğle vakti saat 13:00 itibariyle “İş Bırakma Eylemi” gerçekleştirmiş bulunmaktayız.

Sendikal söylemimizin uygulamaya yansıdığı eylemimizde, bizleri yalnız bırakmayan ve eylemimize destek veren bütün üyelerimizi kutluyor, tebrik ediyorum. Türk Haber-Sen, bugünkü eylemi ile Tüm Türkiye deki sendikal gücünü ve bütünlüğünü net bir şekilde ortaya koymuştur. Türk Haber-Sen üyesi olmayan arkadaşlarımızın dahi takdir ettiği eylemimiz, sendikal zeminde bir üst mertebeyi işaret buyurmaktadır. Liyakati ve güveni esâs almak kaydiyle gücümüzün ve itibarımızın farkındayız.

Büyük hedefler ve başarılar, menzilimizdedir; ufkumuz, yeni kazanımlarımızla aydınlıktır: PTT A.Ş. hür beldemiz, Ekmek Teknemiz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ise varlık gâyemizdir. Etkili sendikacılığın gereği olarak ilkelerimizden ödün vermeden, üyelerimize kurumsal aidiyeti ve hassasiyeti dikkat buyurarak şube şube, merkez merkez sahada olmaya devam edeceğiz. Kurumumuz, Gözbebeğimiz Ulu Çınar’ımız PTT yi yıpratmayacağız, kopartılmasına da müsaade etmeyeceğiz.

Asıl maksadımızla, yüce Türk Milleti’nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyoruz. Cumhuriyetimizin dayanağı, Türk Toplumu’dur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, büyük Türk Milleti ile beraber bir bütündür. Cumhuriyetimiz geçmişimizin en mağrur özeti, geleceğimizin en muktedir ilânıdır.  Kutlu olsun

PTT ÇALIŞANLARI İŞ BIRAKIYOR

  1.  Genel Merkezden  27-10-2019  

Sendikamız Türk Haber-Sen 27.10.2019 Tarihli ve 793 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile Cumhuriyet Bayramı süresinden sayılan 28 Ekim 2019 Tarihinde, tam gün çalıştırılma yaptırılmasına; kurumda çalışma şartlarına, kamuoyunun dikkatini çekmek üzere anılan tarihte PTT AŞ’de görev yapan çalışanların mesleki ve sosyal hakları ile ilgili olarak iş bırakma kararı almıştır.

Ülkemizce onaylanıp imza altına alınmış, uluslararası sözleşmelerden  87  ve 151 sayılı ILO Sözleşmeleri gereğince de, kamu görevlilerinin hak arama etkinliğinde bulunmaları bir demokratik bir tepki olarak kabul edilmiştir. Danıştay’ın çeşitli kararlarında da  “sendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak, kamu görevlilerinin içinde bulunduğu mali sıkıntının kısmen düzeltilmesi ve kamuoyunca bilinen bu sıkıntıları yine kamuoyuna anlatarak desteğinin sağlanması amacıyla” yapılan eylemlerin hukuka aykırı nitelik taşımadığı gerekçesine yer vermiştir.

Sendikamız Türk Haber-Sen PTT A.Ş’nin artarak devam eden sorunlarını her platformda dile getirmiş her bir kazanımını çalışanlarına mal ederek muadil sayılmayacak sarımsı sendikadan farklı olduğunu ortaya koymuştur.

PTT’nin artan devir oranlarının azami seviyeye çekilmesi gerekçesi ile, ilgili kurum birimlerinin tam gün çalışmayazorlanmasının mantıklı bir izahı bulunmamaktadır.  Artan devri oranlarının çalışanları tam gün çalışmaya zorlanarak bir günde düzeleceği veya dengeleneceğini düşünmek izahtan varestedir.

Aksine PTT  A.Ş’nin  kamu hizmetini etkin verimli olarak yürütülmesi adına kurum çalışanlarını   28 Ekim günü Diğer Kurumlarda olduğu gibi yarım gün izinli sayması, çalışanların  moral ve motivasyon bakımından etkili olacaktır.

Sendikamız Türk Haber-Sen; kurumdaki sorun ve sıkıntıların PTT çalışanının sırtına yüklenemeyeceği bilmektedir ve hiçbir çalışanı; sorunları ile baş başa, yalnız bırakmadığı gibi, her tür haksızlığın amansız takipçisi olmuş, hukuki, idari çözümler üretmiş, önemli kazanımlara imza atmış, büyük bir Konfederasyonun köklü bir sendikası olarak, alanlara inmekten de geri durmamıştır.

Başkaları gibi, çalışanların sorunlarına klavye tuşundan çözüm bulmaya çalışmadığı gibi, tribünden izlemek gibi bir kayıtsızlık içinde olmamıştır.

Şimdi de;  Sendikamız Türk Haber-Sen üretimden gelen gücünü kullanarak, PTT çalışanının kendi kurumunda üvey evlat olmadığına kamuoyunun dikkatini çekmek üzere iş bırakma kararı almıştır. Yine söylüyoruz,

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda, bu milli his ve heyecandan alıkoymak, bu konuda çalışanlar arasında farklılık yaratmak kimsenin haddi ve hakkı değildir.

 Yücel KAZANCIOĞLU 

Türk Haber-Sen Genel Başkanı

SARI SENDİKA BATTIKÇA BATIYOR

  1.  Genel Merkezden  26-10-2019  

Sözde yetkili sendika; PTT A.Ş’de çalışanların sorunları her geçen gün büyümekteyken, Kurum İdari Kurulu (KİK) toplantısında personel alımı için PTT’nin çalışma yaptığını, ancak sendikamızın ilgili yönetmeliğe açmış olduğu davadaki yürütmeyi durdurma kararı nedeniyle kurumun personel alımı yapamadığını belirtir bir yazıyı web sitesine koyarak emek mücadelesinde sendika olarak geldikleri seviyeyi ortaya koymuştur.

Sözde yetkili sendika; PTT A.Ş’de çalışanların sorunları her geçen gün büyümekteyken, Kurum İdari Kurulu (KİK)  toplantısında  personel alımı için PTT’nin çalışma yaptığını, ancak sendikamızın  ilgili yönetmeliğe açmış olduğu davadaki yürütmeyi durdurma kararı nedeniyle kurumun personel alımı yapamadığını  belirtir bir yazıyı web sitesine koyarak emek mücadelesinde sendika olarak geldikleri seviyeyi ortaya koymuştur. 

Öncelikli olarak; tüm toplumu ilgilendiren ve resmi gazetede yayımlanması gereken bir husus kamuoyunda adete kaçırılarak; sözlü sınav, hiçbir kritere bağlı olmaksızın deneyimli personel, sınavsız müdür  atamaları gibi haksız uygulamalara cevaz veren yapı bir yapı hayata geçirilmeye çalışılmıştır.

Sözde sendikanın bahsettiği mahkeme kararının konusu kariyer ve liyakat ilkelerine aykırı olarak düzenleme altına alınan bir yönetmeliğin çalışma hayatında yerinin olmadığının hukuken tesciline ilişkindir. Açılan dava alınan yürütmeyi durdurma kararı ile, sendikamız  bu hususu tescillenmiştir. 

Bu noktada liyakati esas almayan bir yönetmeliğin savunuculuğunu yapmak, emek mücadelesi dışında,  işverenle ağız birliği içerisindeki yandaş sendikanın  tarz ve yönteminden başka bir şey değildir. Sözde sendikanın ilgili yönetmeliğin yürütmesinin durdurulmasından karın ağrısı duymasının bir çok nedeni olduğu açıktır. Kamuda ki kariyersiz ve liyakatsiz atamalardan nasıl nemalandığını mahkeme kararı ile bu atama işlemlerinin sıkıntıya girdiğini tüm kurum çalışanları bilmektedir.

Sözde sendikanın  işveren ağzıyla, çalışanların haklarını hiçe sayarak konuştuğunu yadırgamamakla birlikte, ilgili açıklaması ile, kariyersiz liyakatsiz bir yapının amasız savunucusu olduğunu kendi web sitesinde  tüm kamuoyuna ilan ettiği bir gerçektir.

 PTT A.Ş’nin yargı kararını uygulaması kanun gereğidir.  “deneyimli personel” vs garabet sıfatlara, sözlü sınava, liyakatsiz müdür atamalarına neden olmayacak; Kariyer ve liyakat ilkelerine uygun objektif,  şartları taşıyan herkese eşit yarışma imkanı veren bir yönetmelik çıkarma yetkisi her zaman mümkündür. Bu konuda yönetmelik çıkarmasına engel olacak hiçbir mevzuat hükmü veya yargı kararı da bulunmamaktadır.

Bu  noktada; yürütmesi durdurulan yönetmelik hükmü için ah vah edip, işveren ile birlikte bakın PTT elaman alamıyor demek ancak rengi sarı  sendikanın icraatının bir parçası olup, binlerce iş bekleyen Anadolu insanının hakkının gaspını çılgınca alkışlamaktır.

Kısaca; malum sendika kendine yakışanı yapmıştır. Çözümsüzlüğün bir parçası olduğunu PTT A.Ş nezdinde bir kez daha deklare etmiştir.

         Yücel KAZANCIOĞLU
  Türk Haber-Sen Genel Başkanı

28-29 Ekim 2019 tarihli İş Bırakma Kararı

  1.  Genel Merkezden  26-10-2019  

Sendikamız Türk Haber-Sen 25.10.2019 Tarihli ve 791 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile Cumhuriyet Bayramı süresi olarak ifade edilen 28 Ekim 13:00’dan 29 Ekim tarihi süresince, PTT AŞ’de görev yapan çalışanların mesleki ve sosyal hakları ile ilgili olarak ve 29 Ekimin Milli niteliğine binaen Kamuoyunun dikkatini çekmek üzere iş bırakma kararı almıştır.

    Sendikamız Türk Haber-Sen 25.10.2019 Tarihli ve 791 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile Cumhuriyet Bayramı süresi olarak ifade edilen  28 Ekim 13:00’dan 29 Ekim tarihi süresince, PTT AŞ’de görev yapan çalışanların mesleki ve sosyal hakları ile ilgili olarak ve 29 Ekimin Milli niteliğine binaen Kamuoyunun dikkatini çekmek üzere iş bırakma kararı almıştır.

    İş Bırakma eylemi yasal bir eylemdir:

    Ülkemizce onaylanıp imza altına alınmış, uluslararası sözleşmelerden 87 ve 151 sayılı ILO Sözleşmeleri gereğince de, kamu görevlilerinin hak arama etkinliğinde bulunmaları bir demokratik bir tepki olarak kabul edilmiştir. 87 Nolu ILO Sözleşmesi’nin 3/1 maddesinde: “Çalışanların  ve işverenlerin örgütleri, tüzük ve yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim ve etkinlerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahiptir” hükmüne, 151 sayılı İLO Sözleşmesi’nin 3.maddesinde ise:“Bu sözleşmenin uygulanması bakımından kamu görevlileri örgütü deyimi oluşumu ne olursa olsun amacı kamu görevlilerin amacı kamu görevlilerin çıkarlarını savunmak ve geliştirmek olan herhangi bir örgüt anlamına gelir” hükmüne yer verilerek kamu çalışanların çıkarlarını savunmak ve haklarını aramak amacıyla etkinliklerde bulunabilecekleri açıkça kabul edilmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında, “Kamu makamları bu hakkı sınırlayacak veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlü müdahaleden sakınmalıdır” hükmüne yer verilmiş, bu hakkın kullanılmasının kamu makamlarınca engellenmeyeceği belirtilerek çalışanlar korunmuştur. 87 sayılı Sözleşmenin 8/2 maddesinde de, “Yasalar, bu sözleşme ile öngörülen güvencelere zarar verecek nitelikte olamaz veya zarar verecek şekilde uygulanamaz” hükmüne yer verilerek kamu çalışanlarının örgütünün kendi amaçları doğrultusunda düzenlemiş olduğu etkinlere katılması nedeniyle cezalandırılamayacağı açık bir biçimde ortaya konmuştur. Danıştay’ın çeşitli kararlarında da  “sendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak, kamu görevlilerinin içinde bulunduğu mali sıkıntının kısmen düzeltilmesi ve kamuoyunca bilinen bu sıkıntıları yine kamuoyuna anlatarak desteğinin sağlanması amacıyla” yapılan eylemlerin hukuka aykırı nitelik taşımadığına hükmedilmiştir.

    Kuşkusuz ki iş bırakma kararının alınmasında; bir değil, onlarca etmen ve gerekçenin bir araya geldiği bir gerçektir. Sendikamız Türk Haber-Sen PTT A.Ş’ye dönüştüğü süreç öncesinde ve sonrasında artarak devam eden kurum sorunlarını her platformda dile getirmiş bazı sendikamsı kuruluşlar gibi üç maymunu oynamamıştır.

     Dengeli bir personel politikası yerine günü kurtaran uygulamalar, liyakatsiz ve deneyimden yoksun yönetici atamaları, adil olmayan çalışma ortamı ve ücretler, iş planlaması ve yönetimi konusundaki zafiyet ve dengesizlikler, tarihi bir kökene sahip ülkemizin güzide bir kurumu olan PTT A.Ş’yi karmaşa içerisindeki bir kurum haline getirmiştir. 

    Tüm bu durumların sorumlusu kurum çalışanları değildir. Vur abalıya mantığı ile iş ve işleyişteki güçlüklerin cezasının Kurum personeline yüklenmesi kabul edilemez.

    Sendikamız Türk Haber-Sen insan odaklı olmayan sadece günü kurtaran bu haksız uygulamaların takipçisi olmuş, yargıya taşımış, her düzeyde kurum çalışanlarının güçlü sesi olmuş ve olmaya devam etmektedir. 

    Şimdi de bıçağın kemiğe dayandığı, başka bir yol ve yöntem belirleme imkanının kalmadığı bir noktada; üretimden gelen gücünü kullanarak, kurumun haksız uygulamalarına PTT çalışanının kendi kurumunda üvey evlat olmadığına kamuoyunun dikkatini çekmek üzere iş bırakma kararı almıştır. Bu yalnızca bir eylem değildir, PTT çalışanı da insandır vurgusunun bir tezahürüdür.

    Yine; PTT’nin artan devir oranlarının azami seviyeye çekilmesi gerekçesi ile ilgili kurum birimlerini çalışmaya zorlamasının; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı gibi milli his bakımından ülkemizin kenetlendiği, yediden yetmişe birlik ve beraberliğimizi tüm dünyaya göstereceğimiz bir gün karşısında hiçbir anlamı ve izahı yoktur. 

    29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda, bu milli his ve heyecandan alıkoymak, bu konuda çalışanlar arasında farklılık yaratmak kimsenin haddi ve hakkı değildir.

Yücel KAZANCIOĞLU

Türk Haber Sen Genel Başkanı

PTT 179 YAŞINDA

  1.  Genel Merkezden  23-10-2019  

Genel Başkanımız Yücel KAZANCIOĞLU PTT'nin kuruluş yıldönümü vesilesi ile kutlama mesajı yayınladı.

    Kamu hizmet sunumunda soluksuzca yol alan, hizmet çeşitliliğini artırarak ülkemize yenilikler katan abidevî kuruluşumuz PTT'nin 179'uncu kuruluş yıldönümünü idrak etmekteyiz.
Milletlerin hayatında böylesine asırlara mâl olmuş müesseseler, tarihin canlı tanığı, acı-tatlı hatıraların kaynağıdır.
 Millet varlığının ve devamlılığının sigortası ve ispat vesikası güzide kurumlarımız, üzerinde titrenilmesi gereken yapılardır. Dün ile bugün arasında sağlam bir köprü vazifesi gören bu yapıların başında gelen PTT, Türk teşkilatçılığının ve haberleşmesinin mihenk taşlarından olup çağdaşlaşma sürecimizin muhatabı, Milli mücadelemizin kahramanlarından ve tarihsel dönüşümün adreslerindendir. Mustafa Kemal Paşa önderliğinde yürütülen millî mücadeleyi baltalamak uğruna, düşmanla işbirliğine yönelen ihanet merkezi, posta teşkilatı üzerinden manevralar yapmış, Türk milletinin direncini temsil eden millî hareket, ihanet furyası karşısında posta teşkilatına hâkim olmayı başararak istiklâl hedefinde ciddî mesafe kat etmiştir. Kuruluş ve kurtuluşta, ufukta doğan yeni Türk devletinin inşasında posta teşkilatının rolü yadsınamaz ki o rol Anadolu'dan arşa yükselen yürekli çığlığı ve meydan okuyuşu seslendirmiştir.  Millî menfaatlerimizin gereği olarak kahraman Türk ordusunca ifa edilen Barış Pınarı Harekâtında, millî duyarlılığın gereği yerine getirilmektedir. Herkesin üzerine düşeni yapması gereken milli birlik atmosferinde, PTT de sınır bölgelerine açtığı bürolarla vatan görevine koşmaktadır. Tarihsel misyonun izdüşümü millî refleksi sergileyen PTT'mizin özverisi her türlü takdirin üstündedir. Millî ruha böylesine aşina bir kuruluşumuzun kifayetsiz muhterisler elinde icra potansiyelinin oldukça gerisinde kaldığı da aşikârdır. Haberleşmeden habersiz, çalışanına duyarsız yönetim anlayışına köklü kuruluşlarımızın mahkûm edilmesi, talihsizlikle açıklanamayacak kadar tahripkârdır. Kökü mazide olan atiyi ifade eden efsanevi kuruluşumuz PTT'nin 179'uncu yıldönümünü kutluyor, Bu vesile ile Alaşehirli Telgrafçı Sami Bey, Manastırlı Hamdi Bey, Fatsalı Halim Efendi gibi tüm kahramanlarımızı ve şehitlerimizi rahmetle anıyor tüm PTT çalışanlarına huzurlu, başarılı bir çalışma hayatı ve esenlikler diliyorum.

1.MHP KAÇEP SEMPOZYUM

  1.  Genel Merkezden  22-10-2019  

18-20 Ekim tarihlerinde gerçekleşen 1. MHP KAÇEP '' Toplum, Kadın ve Şiddet '' konularının sorunlar ve çözümleriyle birlikte, disiplinlerarası ele alındığı sempozyuma Türk Haber-Sen Kadın Kolları olarak katıldık.

GENEL BAŞKANIMIZ YÜCEL KAZANCIOĞLU "SÖZ HAKKI" PROGRAMININ CANLI YAYIN KONUĞU OLACAKTIR

  1.  Genel Merkezden  03-09-2019  

 

Türk Haber-Sen Genel Başkanımız Yücel KAZANCIOĞLU Bugün saat 19.00 'da Bengü Türk TV'de '' Söz Hakkı '' programının canlı yayın konuğu olacaktır.

Türk Haber-Sen Genel Başkanımız Yücel KAZANCIOĞLU  Bugün saat  19.00 'da Bengü Türk TV'de '' Söz Hakkı '' programının canlı yayın konuğu olacaktır.  Toplu Sözleşme sürecini ve çalışma hayatının gündemini değerlendirecektir.

AĞUSTOSLAR ZAFERLERİMİZLE GURURUMUZDUR

  1.  Genel Merkezden  30-08-2019  

Genel Başkanımız Yücel KAZANCIOĞLU 
 30 Ağustos Zafer Bayramı Münasebetiyle 
 Kutlama Mesajı yayınladı

Bağımsız ve onurlu yaşamak için, aziz vatanımızı işgal edenlere karşı verilen kurtuluş destanının sonucu olan 30 Ağustos Zafer Bayramının 97’nci yıl dönümünü içtenlikle kutluyorum. 

30 Ağustos 1922 tarihinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları Türk milletine reva görülen esareti reddederek tarihimizin şanlı zaferlerine yenisini eklemişler ve Türk milletinin gücünü sınamaya çalışanlara tarihi bir ders vermişlerdir.

Türk kurtuluş mücadelesi, bir milletin varolma ve yaşama arzusunun gönüllerde yükseldiği bir meşale olmuş ve kutlu bir dönem olarak tarihteki ayrıcalıklı yerini almıştır.

İstiklalini kendi azim ve kararının kurtaracağına inanan aziz milletimizin desteği ile Türk Ordusunun 26 Ağustos 1922 sabahı işgal kuvvetlerine yönelik başlattığı taarruz Türk milletinin kararlılığının, mücadele azminin ve hür yaşama iradesinin açık bir kanıtıdır.  Bu zaferle aziz milletimiz son sözünü söylemiş,  Anadolu ilelebet bir Türk yurdu olarak tescil edilmiştir.

30 Ağustos Zaferiyle milletimiz, kendi iradesi ve rızası dışında dayatılan her türlü plan ve oyunu iman ve inancıyla tarihin karanlık sayfalarına nasıl gömebileceğini dosta ve düşmana bir kez daha göstermiştir.

Cumhuriyetin ilanı ile neticelenen bu muhteşem sonuç; Türk milletinin kendi topraklarında asla yenilemeyeceğinin tüm dünyaya ilanı olmuştur.

Bu açıdan Kurtuluş Savaşımız, sebep ve sonuçları ile hatıraları yaşatılarak gelecek nesillere mutlaka aktarılması şart olan, kutlu ecdadımızın kahramanlık destanları ve tarihi hatıralarıdır. Büyük Türk milleti, ancak bu yolla milli devlet, üniter yapı ve milli kimliğe yönelik tehditlere karşı gelecek nesillerin teyakkuz halinde bulunmasını sağlayabilir.

Bu itibarla, 30 Ağustos deyince; gözleri hasretle yaşarmayan, göğüsleri gururla kabarmayan, yürekleri coşkuyla çarpmayanlara dikkat edilmesi bir vatan görevi haline gelmiş bulunmaktadır.

Bu zaferle ortaya çıkan sonuçtan bugün de birliğimize, dirliğimize, varlığımıza yönelik emeller besleyenlerin ibret ve ders alması gereken mesajlar vardır.

Yine Ağustos ayında kazanılan ve Türklere Anadolu’nun kapılarını 948 yıl önce açan Malazgirt Meydan Muharebesi Türk milletinin son yurdunun Anadolu olduğunun tarihi işaretidir. Bu itibarla tarihi zaferlerimizin yıl dönümünde; tartışmaya açılacak vatan toprağımızın ve milli birliğimizin olmadığını herkesin çok iyi bir şekilde anlaması gerekmektedir.

Bu duygu ve düşüncelerle, kutsal vatanımızın varlığı ve bağımsızlığının dünyaya kabul ettirildiği bu çok anlamlı zaferin yıl dönümünde, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün silah arkadaşlarını; büyük Türk milleti için canlarını seve seve feda eden aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi şükran ve minnet duygularımla anıyorum.

Manevi huzurlarında, aziz milletimizin ve bütün kahramanlarımızın mukaddes hatıralarını yâd ediyor, en derin hürmet, hayranlık ve sadakat hislerimle Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum. 

Bu ihtişamlı zafer ve ortaya çıkan muazzam eseri Türk Milletinin asil vicdanında, mukaddes bir hatıra ve nişan olarak sonsuza kadar mutlaka yaşatılacaktır

Gazi Mustafa Kemal, Sultan Alparslan'ın Malazgirt'te diktiği sancağı tutmuş kaldırmış, Anadolu'yu düştüğü yerden tekrar ayaklandırmıştır. 30 Ağustos, Türk tarihinin kilit noktası, 29 Ekim 1923'ün habercisi, 1299 kuruluş onurunun tamamlayıcısı, Ötüken şuurunun taarruz halkasıdır. 97 yıl evvel verilen topyekun imha savaşıyla ve Gazi Mustafa Kemal'in ifadesiyle, 'düşman Anadolu'nun harimi ismetinde tamamen boğulmuştur.' Büyük milletimiz için zafer tesadüflerin eseri değil, bizzat kutlu varlığıyla özdeşleşen muhteşem ve kalıcı sonucun adıdır, şanıdır.

YENİ PROSEDÜR İLE MALİ HAK KAYBINA HAYIR

  1.  Genel Merkezden  30-07-2019  

23.07.2019 tarihinde yayınlanıp yürürlüğe giren Mali Sorumluluk ve Kasa İşlemleri Prosedürü ile yürürlükten kaldırılan Posta Ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi Mali sorumluluk ve Ve Kasa İşlemleri Yönergesi ile prosedürde sayılan mali sorumlu personel listesi 23 maddeden oluşmaktayken 9 maddeye düşürülerek kazanılmış haklar hiçe sayılmış ilgili personel hukuka aykırı bir şekilde mağdur edilmiştir.

ÜYELERİMİZ ADINA HUKUKİ MÜCADELEDE HIZ KESMİYORUZ!!!

  1.  Genel Merkezden  30-05-2019  

Üyelerimiz adına hukuki mücadelede hız kesmiyoruz.

  • İşyerine giriş ve çıkışlarda Parmak Okuyucu sisteminin kaldırılması

  • Mesaiye 399' lu gelsin İHS'li gelmesin anlayışı

 

 

             Dava dosyalarını incelemek için aşağıdaki bağlantılara tıklayınız...

 İşyerine giriş ve çıkışlarda Parmak Okuyucu sisteminin kaldırılması davası için tıklayın..

Mesaiye 399' lu gelsin İHS'li gelmesin anlayışı

TÜRK EĞİTİM-SEN’İN “İSTİKLAL YOLUNDA, SAMSUN’DAN İZMİR’E” ADIYLA DÜZENLEDİĞİ MAKALE YAZMA YARIŞMASI SONUÇLANDI.

  1.  Genel Merkezden  08-05-2019  

TÜRK HABER-SEN İstanbul şubesi üyemiz Bülent DOĞAN Türk Milli Mücadelesi ve 19 Mayıs 1919 Ruhu” isimli makalesi ile ikincilik ödülüne layık görüldü.

Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi’nin Ulu Önder Atatürk’ün Samsun’a çıkışı ve Türk Millî Mücadelesinin 100. yılı dolayısıyla “İstiklâl Yolunda, Samsun’dan İzmir’e” adıyla düzenlediği makale yazma yarışması sonuçlandı.

“Türk milli mücadelesini anlamak ve geleceğe aktarmak” konusuyla düzenlenen yarışma, kültürel değerlerimizin doğru bir şekilde öğretilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılmasını amaçlıyordu.

Ortaöğretim Öğrencileri Kategorisi, Yükseköğretim Öğrencileri (Ön lisans, Lisans ve Lisansüstü ) Kategorisi ve Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu Sen’e bağlı sendikaların üyeleri Kategorisi olmak üzere 3 kategoride yapılan yarışmada çok sayıda makale yarıştı.

Seçici kurulumuz titiz bir değerlendirmenin ardından ödüle layık olan makaleleri belirledi. Buna göre; Ortaöğretim Öğrencileri Kategorisi’nde Esra Ceylan’ın “Ataşark” isimli makalesi birinci oldu. Azime Efsa Altun’un “Bağımsızlık Şarkısı” adlı makalesi ikinci, Fatma Zengin’in “Bir Daha Gel Samsun’dan” isimli makalesi üçüncü oldu.

Yükseköğretim Öğrencileri Kategorisinde Ercan Yalçın’ın “İstiklal Yolunda ‘İlk Adım’ ” makalesi birinci olurken; Ceren Türkkan’ın “Bir Vaveylâ Yükseldi Anadolu Bağrından” isimli makalesi ikinci, Fatih Uzun’un “İstiklâlden İstikbâle Yürüyüş” isimli makalesi üçüncü oldu.

Türk Eğitim-Sen ve Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendika üyeleri kategorisinde birinci olan makale Vahap Çetin’in kaleme aldığı “Milli Mücadele Ruhu” oldu. Aynı kategoride Bülent Doğan’ın “Türk Milli Mücadelesi ve 19 Mayıs 1919 Ruhu” isimli makalesi ikinci, Ekrem Akar’ın “Kızılca Günde Samsun’dan İzmir’e” isimli makalesi de üçüncü oldu.

Makale yarışmasının ödül töreni yapılacaktır. Törenin tarihi  Türk Eğitim-Sen tarafından duyurulacaktır.

AYNI AZİM,İNANÇ VE KARARLILIKLA 100 YIL SONRA SAMSUN`DA 1 MAYIS`I KUTLADIK

  1.  Genel Merkezden  02-05-2019 

 

“1919’dan 2019’a Milli Mücadelenin 100. Yılında Samsun’dayız” sloganı ile yola çıkan Türkiye Kamu-Sen, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününde Samsun’da düzenlediği muhteşem mitingle Emek ve Dayanışma Gününü adına yakışır bir şekilde kutladı.

Türkiye’nin dört bir yanından Samsun’a akın eden Türkiye Kamu-Sen üyeleri Milli Mücadelenin başladığı kent olan Samsun’da coşkuyla karşılandılar.

Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a ilk ayak bastığı yer olan Kurtuluş Bulvarı Meydanında yapılacak olan miting öncesi yürüyüş korteji oluşturan, Türkiye Kamu-Sen’e gönül vermiş on binlerce kişi Samsun caddelerini kırmızı beyaza boyadı. Yürüyüş güzergahında atılan sloganlara Samsun’lu vatandaşlar da alkışlarla destek verdi.

Kurtuluş Bulvarı Meydanında toplanan on binlerce kamu çalışanı ve vatandaş, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından, aziz vatanımız için şehadet şerbeti içen şehitlerimiz ve milli mücadele meşalesini yakan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları için dualar etti.

Alanda başta Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın Genel Başkanları, TÜRKAV Genel Başkanı Ebubekir Korkmaz, Genel Merkez Yöneticilerimiz, Şube Başkanlarımız, üyelerimiz, kamu çalışanları ve çok sayıda vatandaş 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü kutlarken, coşku ve heyecan doruğa çıktı.

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Şanlıurfa’da 1 Mayıs kutlamalarına katılmak üzere yola çıkan ve geçirdikleri kazada hayatlarını kaybeden işçilere yüce Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilerken, HAK-İŞ konfederasyona da başsağlığı dileklerini iletti.

KAHVECİ: İSTİKLAL MÜCADELEMİZİN BAŞLADIĞI BU TOPRAKLARDAN TÜM TÜRKİYE’YE SELAM OLSUN

Mitingimizin açılış konuşmasını yapan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, katılımcıların bayramını kutlayarak başladığı konuşmasında, “Bundan 100 yıl önce; Türk milletini tarih sahnesinden silmek isteyen güçler üzerimize çullanmışken, birileri bu topraklara umutsuzluk, çaresizlik, bitkinlik ve nifak tohumları ekiyorken, bu limana bir gemi yanaştı.  Bizlere bu cennet vatanı bırakan ve bu devleti kazandıran Atatürk ve silah arkadaşlarına minnettarız. Yolu yolumuz, ilkeleri ilkemizdir.  Allah onlardan razı olsun!” dedi. Kahveci, “4/A’lı, 4/B’li, sözleşmeli, idari hizmet sözleşmeli, vekil, geçici işçi gibi sınıflandırmalarla ayrışmaya tabi tutulmuş, eşinden, çocuklarından, anasından, babasından ayrı bırakılmış, ekmeği ile ailesi arasında tercihe zorlanmış, cefakâr kardeşlerim, Yıllarca okullarda dirsek çürütmüş, üniversiteye girmek ve aydınlık bir geleceğin kapılarını aralamak isterken, iş bulamamış, hayalleri yıkılmış genç kardeşlerim, Dik duruşun yegâne adresi Türkiye Kamu-Sen olarak düzenlediğimiz bu güzel buluşmaya, hak mücadelemize omuz vermeye, sesimize ses vermeye, Millî mücadelemizin başlangıç noktasına, makus talihimizin döndüğü, umutlarımızın yeniden yeşerdiği, istiklal şehrimiz Samsun’a hoş geldiniz, şeref verdiniz. Hepinizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü kutluyorum. Bundan 100 yıl önce; Türk milletini tarih sahnesinden silmek isteyen güçler üzerimize çullanmışken, birileri bu topraklara umutsuzluk, çaresizlik, bitkinlik ve nifak tohumları ekiyorken, bu limana bir gemi yanaştı.

Karadeniz’in azgın sularını yara yara,

Dışımızdaki düşmanların, içimizdeki iş birlikçilerin oyunlarını boza boza,

Adeta kanatsız bir kuş misali engelleri aşa aşa,

Bir milletin talihini, bir tarihin akışını değiştirmeye koşan kahramanları taşıyordu bu gemi…

“Vatan, uğruna savaşmayı göze aldığın yerse eğer;

Gencecik delikanlılarımızın düğüne koşarcasına ölüme koştuğu yerse eğer vatan;

Vatan eğer bayrağa, kanının rengini vermekse,

Kahpe pusularda, karanlık dehlizlerde, milletimin geleceği kararmasın diye

Daha oyun çağında solanların memleketiyse eğer vatan;

Şahsi geleceğini değil milletin ortak geleceğini düşünenlerin,

Zoru gördüğünde dönmek yerine ölmeyi göze alanların,

Ölümü gülerek selamlayanların yurduysa eğer vatan;

Bu topraklarda çocuklarımızın alacağı her nefesin bedelini, biz ödemek durumundaysak,

Eğer vatanın ve milletin varlığı tehlikeye girmişse,

“Öyleyse gün bu gündür” diyerek, yollara düşen Gazi Mustafa Kemal Atatürk,

Bu limandan bir güneş gibi doğdu memleketin ufuklarına…

Bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve her köşesi işgal edilmiş topraklarda yaşayan bir milletin verdiği var oluş mücadelesinin başlangıç noktası, işte tam da bugün üzerinde bulunduğumuz bu yerdi.

O yürüdü, millet kıyama durdu arkasında.

O yürüdü, Türk’ün şanlı mücadelesine tüm dünya şahit oldu.

O yürüdü, düşmanlar diz çöktü önünde, hainler baş eğdi…  

İşte bu mücadele, çıplak ayakla yollara düşen, kanayan yaralarına tuz basarak aç, bi-ilaç yedi düveli dize getirenlerin destanıydı.

“Ordu yok dediler, kurulur dedi.

Para yok dediler, bulunur dedi.

Düşman çok dediler, yenilir dedi.

Ve…Bütün dedikleri oldu.”

İşte bu mücadele; Türk milletinin esir yaşamasını, Türk yurdunun düşman postalları altında çiğnenmesini sineye çekenlerin suratına tokat gibi çarptığı hürriyet manifestosuydu. O kahramanlar ki, gençliğinin baharında kanlarıyla, kıpkırmızı bir gelincik tarlası gibi süsleyip bezedikleri bu toprakları bizlere vatan olarak emanet bıraktılar.  O kahramanlar ki, Urfa’da, Antep’te; Maraş’ta dikenler çizdi gül tenlerini, Sakarya Ovası’nda taşlar yardı ayaklarını, Polatlı önlerinde vuruldular da kahpe bir top mermisiyle savruldular, kefensiz gömüldüler…  Ne üstlerini örtecek bir yorgan buldular ne başlarını koyacak bir yumuşak yastıkları vardı ne de yaralarını sarmaya, kanlarını silmeye, acılarını dindirmeye gelecek birileri…Can verdiler, kan döktüler ama hürriyetlerini, istiklallerini, istikballerini hain emellere esir etmediler, vatan toprağını çiğnetmediler. En ağır bedelleri ödediler. Bize demokrasimizi, cumhuriyetimizi, üzerinde hür ve bağımsız yaşayabileceğimiz cennet vatanımızı ve devletimizi hediye ettiler.  Dediler ki bu millet, kaderini ayrıcalıklı bir zümrenin keyfiyetine teslim etmeyecek. Egemenlik, bu toprakların gerçek sahibi olan Türk milletinin olacak.    Dediler ki her Türk vatandaşı, bu topraklar üzerinde eşit şartlarda, ilelebet hür ve bağımsız yaşayacak. Dediler ki bu devlet, gayri milli hiçbir gücün kontrolünde, himayesinde ya da gölgesinde yaşamayacak, al bayrak altında toplanan milletimizin çıkarlarını koruyan, milli bir devlet olacak.

“ATATÜRK’ÜN YOLU YOLUMUZ, İLKELERİ İLKEMİZDİR”

Atatürk, asırlardır İslam’a saldıran Haçlılara, son hezimetini yaşatan komutandır. Atatürk Lawrenceların oyunlarını bozan, İngilizlerin desteklediği Yunan’ı, içimizdeki işbirlikçilerle birlikte denize döken kumandandır. Atatürk, parçalanmış bir milleti ayağa kaldıran, işgale uğramış toprakları özgürlüğüne kavuşturan ve idarecilerine kadar esir alınmış bir devletten hür, bağımsız, çağdaş bir cumhuriyet çıkaran liderdir. Atatürk, emperyalistlere, işgalcilere ve mandacı köhnemiş zihniyete öyle bir darbe vurmuştur ki, o yumruğun acısı bir asırdır dededen toruna devam etmektedir. Her fırsatta gerek içimizdeki gerekse dışımızdaki hainlerin Atatürk’e saldırması bu yüzdendir. Türkiye Cumhuriyeti durdukça onların hezeyanları artarak devam edecek, öfkeleri dinmeyecek, yaraları kanayacaktır.    Bizlere bu cennet vatanı bırakan ve bu devleti kazandıran Atatürk ve silah arkadaşlarına minnettarız. Yolu yolumuz, ilkeleri ilkemizdir.  Allah onlardan razı olsun! İstiklal mücadelemizin başlangıcının, hürriyet sevdamızın, bağımsızlık hareketine dönüşmesinin yüzüncü yılında, o kutlu mücadelenin mihenk noktasından her alanda yeni bir milli mücadele ateşi yakmak üzere burada toplandık.  Devletimizin kurucusu ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden giderek bu güzel şehrimize, kurtuluşumuza vesile olacak bir sürecin başlangıcı olması dileklerimizle, en temel insani ve demokratik haklarımızı haykırmaya geldik.  Toplumun her alanında adalet talebimizi duyurmaya geldik. Türk milleti olarak bir ve bütün olduğumuzu bir kere daha dost düşman herkese göstermeye geldik. İşçi, memur, emekli, işsiz her kesimden insanımızın yüreği, mutlu, huzurlu, refah içinde bir Türkiye için atıyor. Bugün, güvencesiz ve kuralsız çalışmanın yaygınlaştığı, yoksulluğun insanların kaderi olarak sunulduğu, çaresizliğin pompalandığı bir dönemi yaşıyoruz.  Çalışanların yarısı kayıt dışında, sosyal güvenceden, emeklilik hakkından mahrum bir şekilde çalışıyor.  Çalışanlarımızın kıdem tazminatına göz dikiliyor, esnek ve kuralsız çalışma biçimleri yaygınlaştırılmak isteniyor.

KAHVECİ: ÇALIŞMA HAYATININ ONLARCA SORUNU ÇÖZÜM BEKLİYOR

Biz hem bu sorunlarla hem de adına sendika diyen ama sorunlar karşısında kafasını kuma gömen oluşumlarla mücadele etmek zorundayız.  Çocuklarımız geleceğinden umutsuz… Genç işsizlikte, işsizlikte, enflasyonda OECD ülkeleri içinde en ön sıradayız. Resmi işsiz sayısı 5 milyona dayandı; her evde en az bir işsiz evladımız var. Kamuda bizden olan olmayan ayrımı çalışma barışını bozuyor, verimi düşürüyor, umutlarımızı köreltiyor. Kamu çalışanlarının yaşadığı sıkıntılar, her geçen gün katlanarak büyüyor.  Sudan gerekçelerle, asılsız bahanelerle, mülakat gibi adaletsiz bir sistem kamu personel rejimine entegre ediliyor.  Bunun üzerine bir de performans sistemi adı altında yeni bir adam kayırma yöntemi getirilmeye çalışılıyor. Memurlarımızın lehine alınmış yargı kararları yok sayılıyor. Küfre rıza küfürdür; zulme rıza zulümdür. Bugün karın ağrısı olanlar var, geçmişten beri terör örgütleriyle koyun koyuna olanlar var. Her zaman söyledik; şimdi bir kez daha uyarıyoruz.  Ayrımcılığa yol açan, objektif unsurlar içermeyen her uygulama, kamuda yeni yandaş oluşumların kaynağı olur.

Bugün FETÖ belasını başımıza saran bu tarafgir anlayıştan vazgeçilmedikçe, kamuya yeni örgütler çöreklenir.  Öğretmenlerin 4+2 sözleşmeli uygulaması 3+1’e indirilecek dendi; unutuldu. Tam bir yıl önce kamu görevlilerine 3600 ek gösterge sözü verildi; unutuldu. Tüm memurlarımızın ek gösterge beklentisi var dedik. Ek gösterge adaletsizliği yüzünden emeklilik kabusa dönüşüyor dedik. Yardımcı hizmetlilerin sorunları, memurlarımızın, teknisyenlerin, şeflerin ek ödeme ve özel hizmet tazminatı başta olmak üzere, maruz kaldıkları adaletsizlikler, çalışanlarımızı canından bezdirdi. Emeklilerimiz de düşük maaşla yoksulluk içinde hayat mücadelesi veriyor. İdarecisi aynı, işvereni aynı, görevi aynı, yaptığı işi aynı ama hakları, maaşları, izinleri, bağlı oldukları kanunları farklı olan bir sistem olur mu? Olmuyorsa, bunun adına hukuk devleti denir mi? Devlet kurumlarında, 657 sayılı kanunun 4/a; 4/b, 4/d maddesi,

İdari hizmet sözleşmeli, 1309 sayılı kanun, 2547 sayılı kanun, 3056 sayılı kanun, 4924 sayılı kanun, 5393 sayılı Kanun, 399 sayılı KHK gibi nice kanun ve KHK’ya göre çalıştırılan personel var. Bir ülkede bu kadar çeşitli bir istihdam rejimi olur mu? Bu arkadaşlarımızın hiçbiri, bir diğeri ile aynı haklara sahip değil. Böyle bir kamu personel anlayışı olur mu? Böyle bir idarede, adalet sağlanabilir mi Allah aşkına? Bu çeşit uygulamalar, kamudaki istihdam güvencesini tahrip etmekte; çalışanlarımızı çaresizlik girdabında kaderine terk etmektedir.    Her ekonomik sıkıntının faturası çalışanlara çıkartılıyor. Kurumlar arasındaki ücret adaletsizliği almış başını gidiyor. Maaşlar açıklanan enflasyon kadar artıyor; gerçek enflasyon karşısında eriyor. Bu duruma sessiz kalamayız. Yap-boz tahtasına döndürülen eğitim sistemini söylemeyecek miyiz? Atanamayan öğretmenin, atanamayan sağlık personelinin sesi olmayacak mıyız? Elbette mücadele edeceğiz; milletimizin derdi ile dertleneceğiz. Adına sendika diyen ama sendikacılıktan nasibini almamış birileri, kasasına girecek paranın derdine düşüp dayanışma aidatı aşkıyla yanarken biz, 2 bin 20 lira ile bir ay geçinen asgari ücretliyle, 3 bin 500 lira maaşı yetiştirmeye çalışan memurumuzla dertleniyoruz.   Bu ülkede iş bulmanın bir dert, çalışmanın ayrı bir dert olduğunu biliyor, sorunların çözülmesini istiyoruz. Performansa dayalı maaş sistemi ile sağlık çalışanlarının, KİT çalışanlarının, Demiryolu, PTT çalışanlarının canına okunuyor. Sağlığımızı, hayatımızı emanet ettiğimiz sağlık çalışanlarından doğru teşhis, doğru tedavi yerine, daha çok hastaya bakması isteniyor. Sorunlar yalnızca eğitimde, sağlıkta mı? Büroda, ulaşımda, imarda, enerjide, tarım-orman işlerinde, kültür-sanat alanında, yerel yönetimlerde, haberleşme, diyanet çalışanları, hangi alana bakarsak orada bir sorunla karşılaşıyoruz; çalışanlarımızın ezildiğini görüyoruz.

“YILLARDIR BASKI VE TEHDİTLE YAPTIKLARI ÜYELER ŞİMDİ KENDİ İSTEK VE ARZULARIYLA BASKIDAN ÖZGÜRLÜĞE KOŞUYORLAR”

Enflasyon aldı başını gidiyor. Hayat pahalılığı hepimizin cebini yakıyor. Resmi enflasyon yıllık %20; gıda enflasyonu %30 oldu.  Ama memur maaşlarına yapılacak zam toplam %9 olarak belirlendi. Son bir yılda, 4 kişilik ailenin aylık harcaması tam 943 lira arttı ama maaşlara gelen bütün zamlar, enflasyon farkı dahil 639 lira. Yani bir memur ailesi, geçen seneye göre aylık 304 lira fakirleşti. Ortalama memur maaşı bir yıl içinde %10 eridi. İki gün sonra nisan enflasyonu da açıklanacak ve bu rakamın üzerine eklenecek. Cebimizdeki delik, mutfağımızdaki yangın daha da büyüyecek. 2002’den beri ülke ekonomisi büyürken bize aynı oranda bile zam yapılmadı. Bazı sendikalar enflasyon kadar maaş artışını bir marifetmiş gibi kamu çalışanlarına sunmaya çalışıyor, yüzleri hiç kızarmadan meydanlarda dolaşıyor. Yıllardır baskıyla, tehditle, ahlaksızca kaydettikleri üyeler, vebadan kaçar gibi bu sendikalardan kaçmaya başlayınca, bunların da feryadı dağı taşı tuttu. Neymiş efendim, memurlara baskı yapılıyormuş da üyeleri ondan istifa ediyormuş!

Geçiniz bunları. Kamu görevlilerimiz, baskıdan kaçıyor, özgürlüğe koşuyorlar. Yıllardır iradelerine konulan ipoteği kaldırıyor, sendikal esaret zincirlerini parçalıyorlar. Bunlar, haklarını savunamadıkları memurların hür iradelerini kullanmalarını dahi hazmedemiyor, kendi başarısızlıklarına kılıf bulmaya çalışıyorlar. Eğer baskıyı dile getirecekseniz; yıllar boyunca oradan oraya sürülen, hakkı yenen, özellikli birimlerde çalıştırılmayan, görevde yükselmeleri engellenen Türkiye Kamu-Sen üyelerine bakın. Eğer adaletten ve ahlaktan en küçük bir pay aldıysanız, sizin dışınızdaki sendika üyelerine yapılan baskının da sona ermesi için mücadele edin. Yıllarca her türlü kuralı ve kanunu çiğneyerek, sendikal alanı necasetle doldurduysan, bugün çıkıp şikâyet etme hakkın yok. Eğer ağlayacaksanız oynamayın! Terazisini bozduğunuz kantarın ölçüsünden şikâyet etmeyin.

“TÜRKİYE KAMU-SEN GÜMBÜR GÜMBÜR GELİYOR”

Türkiye Kamu-Sen gümbür gümbür geliyor, bütün oyunlarınızı bozuyor. Paniğiniz bu yüzden, ağlamanız bu yüzden…Oynamayı bilmeyen gelin yerim dar dermiş; Türkiye Kamu-Sen toplu sözleşme masasına oturmasın diye feryadınız bu yüzden…Şimdi önümüzde yeni bir toplu sözleşme dönemi var. Bunlar, memur maaşları eridi, diyebilirler mi? Hayır! Verilen sözler tutulmadı, diyebilirler mi? Hayır! Gıdada enflasyon %30 oldu, maaşlar da %10 eridi, öyleyse bize de ek zam verin diyebilirler mi? Hayır! Çıkıp meydanlara, bunun için mücadele edebilirler mi? Hayır! O halde, bunlar memuru temsil edebilirler mi? Elbette hayır! İşte ağlayıp sızlanmaları, ortalığı ayağa kaldırmaları, dayanışma aidatı isteyip kasayı doldurmayı düşünmeleri hep bu yüzden! Yetkilendirilmiş sendikamsı yapıların memurun halinden anlamadığı çok açık. Sendikacılıktan anlamayanların yetkili olduğu yerde de yaralar sarılmıyor, memurun yaraları azıyor.  İnşallah kamu çalışanlarımız bunlara en güzel cevabı 15 Mayıs’ta, yetki sürecinde verecek. Yetkililerden de Memur-Sen üyelerine baskı yapıldığı iddialarına gösterilen tepkinin aynısını bizlere baskı yapılırken de göstermelerini bekliyor, eşitlik, adalet ve hakkaniyet istiyoruz.  Millî mücadelenin başlangıç noktasından bir kere daha ilan ediyoruz ki, kim Türk milletine, Türk Devletine, Türk memuruna, kurulu nizama, adalete, hakkaniyete ve liyakate düşmansa, Türkiye Kamu-Sen’in de can düşmanıdır. Yıllardır bize zulüm yaptılar yılmadık. Tehdit ettiler geri durmadık. Onlar koltukların gölgesine sığındı biz meydanlara ve yüreğimize güvendik. Hak dedik, hukuk dedik, çile çektik bugünlere geldik. Gerçek anlamda sendikal haklarımıza kavuşmak, sosyal devlet ilkesini hayata geçirmek için bundan sonra da kararlılıkla mücadele edeceğiz.

Toplumumuzdaki kutuplaşmaların son bulması, milli birlik ve beraberliğimiz için bütün azmimizle çalışacağız. Devletimizin tüm kurumlarının hukuk devleti anlayışıyla hareket etmesi için kararlılıkla mücadele edeceğiz. Toplu pazarlık ve örgütlenmenin önündeki engeller kaldırılsın diye, vatandaşlarımızın yüzü gülsün diye daha çok çalışacağız. Huzurlu ve insan onuruna yaraşır bir yaşam istiyoruz. İstihdamın korunması, geliştirilmesi ve işsizliğin önlenmesini istiyoruz.  Esnek, güvencesiz, sözleşmeli personel istihdamının kaldırılmasını, tüm güvencesiz sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesini istiyor, Devletin memuruna sıfat olarak harfler ve rakamlar değil, Devletin kadrolu memuru sıfatı yakışır diyoruz. Kamu personel sistemi aile birliği üzerine inşa edilsin, parçalanmış aile dramı son bulsun, çocuklar annesiz, babasız büyümesin istiyoruz.  Enflasyon kadar zam çıkmazından kurtulmak istiyoruz.  Adil bir gelir dağılımı istiyoruz. “Nimette de külfette de adalet olsun” diyoruz. Ek gösterge düzenlemesinin tüm memurların sorunlarını çözecek şekilde genişletilerek bir an önce hayata geçirilmesini istiyoruz. Yardımcı hizmetler sınıfı personelinin ve üniversiteli işçilerin sorunları çözülsün istiyoruz. Dar ve sabit gelirlinin üzerine bir karabasan gibi çöken vergi adaletsizliğinin son bulmasını istiyoruz. Kamuda atamada ve görevde yükselmede adalet, eşitlik, hakkaniyet ve liyakat öne çıksın, bütün adaletsizlikler son bulsun, hak eden hak ettiği yere gelsin istiyoruz. Geleceğe güvenle bakan, birbirine saygılı, mutlu, müreffeh, muasır medeniyet seviyesinin de üzerine çıkmış bir toplum istiyoruz.

“100 YIL ÖNCE OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE MAHFİLDEKİ TÜM KESİMLERLE MÜCADELEYE HAZIRIZ”

Memurun, işçinin, emeklinin sorunlarını hasıraltı etme, gündemi saptırma amacı güdenler, çalışanlara ve sendikacılığa en büyük darbeyi vurmaktadır. Çalışanların örgütlü mücadelesini zayıflatarak, küresel saldırılar karşısında bizleri güçsüz ve savunmasız bırakmak isteyenler var. Emeğinin karşılığını alamayan, alın terini akıtan ama kıymeti bilinmeyen bir çalışma hayatı gerçeği ile karşı karşıyayız. Bütün bu olumsuzlukların üstüne, bizleri birbirimize düşürmek isteyen, her fırsatta milletimiz içine nifak tohumları ekmek isteyenler var. Nice koç yiğitlerin aziz kanlarıyla sulayıp, canları pahasına vatan yaptığımız bu topraklarda, yeni bir var olma savaşının eşiğindeyiz.  Tıpkı bundan 100 yıl önce olduğu gibi yurdumuz, bugün de içeriden ve dışarıdan kahpece kuşatılmaya çalışılmaktadır.  Emperyalist hainler, maşa olarak kullandıkları terör örgütleri aracılığıyla, bizlere yeni bir bedel ödetme peşine düşmüş durumdadır. Elbette ki yurdumuzu işgalci ve işbirlikçi mihraklara teslim edecek değiliz. 100 yıl önce olduğu gibi bugün de bu mahfildeki bütün kesimlerle her türlü mücadeleye hazırız.  Ne mutlu ki, bugün burada toplanan kalabalığa baktığımda, aydınlık bir gelecek görüyorum. Bugün burada, hak mücadelesinin kutsiyetine inanmış, Hakkı istemenin Allah emri olduğunu idrak etmiş, “birlikten kuvvet doğar” diyen milyonların iradesini görüyorum. Aziz vatanımızın dört bir yanından güzel Samsun’umuza akın eden dava arkadaşlarım, sizler kardeşliğimizin, azmimizin, kararlılığımızın işareti; geleceğimizin teminatısınız. Eğilmez baş, bükülmez bilek, yorulmaz yürek burada! Biliyorum ki, adım attığı her yere medeniyeti, mertliği, insanlığı öğreten, karşılaştığı her toplumu cesareti ve dürüstlüğü ile kendisine hayran bırakan yüksek ruh, bu milletin her bir ferdinin yüreğinde ilk günkü saflığıyla yaşıyor. Biliyorum ki, Kur’an’ı baş tacı edip, Uzak Asya’dan Avrupa içlerine kadar tüm coğrafyayı İslam’la şereflendiren Türk milleti yıkılmaz. Bizleri ayırmaya, kardeşi kardeşe kırdırmaya çalışanlar asla bu emellerine ulaşamayacak. Bir arada daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz, haklarımızı elde edebilmek için daha güçlü bir mücadele vereceğiz. Bunun için Devletimizin kurulduğu günden bu yana idealimiz olan milli egemenlik, milli devlet ilkesinden sapmayacağız. Gayri milli oluşumlarla iç içe geçmiş hiçbir anlayışa prim vermeyecek, milli sendika anlayışını yükselteceğiz.

İşte burada; bağımsızlık uğruna, kelle koltukta yola çıkan, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm milli mücadele kahramanlarının manevi huzurunda haykırıyor ve söz veriyoruz:  Nasıl ki, sizler 100 yıl önce “Ya istiklal ya ölüm” diyerek, yaktığınız mücadele ateşiyle bizlere hürriyetimizi hediye ettiyseniz, bizler de kamu çalışanlarını sendikal esaretten kurtaracak, bileklerine geçirilmiş prangaları parçalayacak, iradelerine ipotek koyan anlayışı yerle bir edeceğiz. Bu yüzden çilemiz çok, işimiz zor ama eninde sonunda biz kazanacağız.  

Yılmayacağız! Yıkılmayacağız! Yorulmayacağız!

Başaracağız! Başaracağız! Başaracağız!

100 YIL ÖNCEKİ İNANÇ VE KARARLILIKLA MİLLİ BİRLİK, MİLLİ EGEMENLİK, MİLLİ DEVLET VE MİLLİ SENDİKA İÇİN HER ALANDA YENİDEN MİLLİ MÜCADELEYE BİSMİLLAH 

 

“Önce Elif olmak Mehmet olmaktır mesele

Elif gibi dümdüz Mehmet gibi şahan

Sonra bir kadın, bir erkek ve sonra vatan

Dalgalanan bayrağın gölgesinde bir olmaktır mesele

Birlik olmak hiç hayıflanmadan 

Kınalı Alileri yetiştiren ana olmaktır Elif

Erzurum tabyalarında Nene Hatun olmaktır

Kazma kürek demeden ne bulduysa çağlayan

Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın şiirinde Elif olmaktır

Mustafa Kemal’in kağnısını yürüten

Arif Nihat’ın şiirinde bayrak olmaktır

Nereye dikilmek istiyorsa oraya dikilen.

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!” diyerek sözlerini noktaladı.

 

Genel Başkanımızın konuşmasının ardından alanda toplanan on binler, hep bir ağızdan ANDIMIZ’ı okuyup “Varlığımız Türk varlığına armağan olsun” diyerek söz verdiler.

AYNI AZİM,İNANÇ VE KARARLILIKLA 100 YIL SONRA SAMSUN`DA 1 MAYIS`I KUTLADIK

NEVRUZ BAYRAMI KUTLU OLSUN

  1.  Genel Merkezden  22-03-2019  

Nevruz Bayramı baharın dirilişi, Türklüğün ezelden ebede nabız atışıdır.

"Sayısız değerleri içinde barındıran Türk kültürünün bir ürünü olarak Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar geniş bir coğrafyada, ölümden sonra dirilişi, zorluklardan sonra gelen zaferi, kıtlıktan sonra bolluğu ve Allah’ın rahmet ve bereketini simgeleyen, çetin kış aylarının ardından baharın gelişini müjdeleyen Nevruz (Yeni Gün) Bayramı’nı kutlamaktayız. 

Nevruz, Türk coğrafyasında yaşayan herkesi birbirine kenetleyen; dostluk ve barış içinde güzel bir gelecek kurma amacındaki insanların yaktığı umut ateşidir. Bu bakımdan Nevruz, bu uçsuz bucaksız topraklarda yükselen kültürümüzün bir ürünü, binlerce yıllık kardeşliğimizin en büyük göstergesi, birlikte yaşama irademizin halaylarla, horonlarla, zeybeklerle dile gelmiş halidir. 

Nevruz Bayramında, insanların kardeşliği, barışı ve bir arada yaşayabilmenin güzelliğini yeniden hatırlamasını, dünyanın her köşesinde adaletin ve huzurun sağlanmasını diliyorum. Bir tohumun toprağı yırtarak güneşe eriştiği günlerin habercisi olan Nevruz’da, Türk milletinin de baharda filizlenen tohumlar misali, etrafını saran ateş çemberini parçalayarak güzel günlere erişeceğine olan sarsılmaz inancımı bir kez daha yineliyor, Nevruz’un temsil ettiği, birlik, beraberlik, bolluk ve bereketin tüm milletimizi kuşatmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum."

ÇANAKKALE, TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ KURAN RUHUN BEŞİĞİDİR

  1.  Genel Merkezden  18-03-2019  305  THS Genel Merkez

 

Çanakkale Zaferi’nin 104.Yıldönümü  ve Şehitler Haftası kutlu olsun. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kurucusu Büyük Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.

ÇANAKKALE! mazidir, ÇANAKKALE gelecektir, ÇANAK yedi düvele derstir! Bir hilal uğruna kışlaları doldurup "küllerinden vatan doğacak" diyerek batan iki yüz elli üç bin güneştir ÇANAKKALE !

videoyu izlemek video galeriye gidebilirsiniz.

AMASYA İSTİŞARE TOPLANTIMIZ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

  1.  Genel Merkezden  18-03-2019  

Türkiye Kamu-Sen istişare toplantılarının sonuncusu yoğun bir katılımın olduğu Amasya ilimizde gerçekleştirildi.

Genel Başkanımız Önder Kahveci,  sendikalarımızın Genel Başkanları, Genel Merkez Yöneticileri, Şube Başkanlarımız, il temsilcilerimiz ve çok sayıda üyemizin katıldığı istişare toplantımızda coşku ve heyecan doruğa çıktı.

Ülke ve çalışma hayatı gündemine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, sözlerinin hemen başında, Yeni Zelanda’da yaşanan vahşeti kınadı. Kahveci, “Sözlerime, dün Yeni Zelanda’da iki ayrı camiye yapılan hain saldırıyı lanetleyerek başlamak istiyorum. İslam karşıtlığının giderek arttığı dünyamızda, bir hain camiye otomatik silahla girip çoluk çocuk demeden ve gözünü dahi kırpmadan onlarca insanın ölümüne neden oldu. Hayatını kaybeden tüm din kardeşlerimize yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Dünya artık buna dur demeli İslamofobi adı altında körüklenen bu sinsi düşüncelerin önüne geçilmelidir. Bu şiddet ve nefret diliyle mücadele tüm dünya ülkelerinin ortak sorumluluğudur” dedi. 

KAHVECİ: EK GÖSTERGE MESELESİ 31 MART’TAN ÖNCE ÇÖZÜLMELİDİR

“Türkiye Kamu-Sen olarak ülkemizin her noktasında gerçekleştirdiğimiz istişare toplantılarımıza bugün memleketim olan Amasya ile devam ediyoruz” diyen Genel Başkan Kahveci, “Amasya tarihe tanıklık etmiş, hikayelere konu olmuş,  Osmanlı döneminde nice şehzadelere ev sahipliği yapmış, istiklal mücadelesi sırasında Gazi Mustafa Kemal’in kaleme aldığı ve “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır” cümleleriyle tarihe geçen  Amasya Tamimi ile de kurtuluş mücadelesinin simgesi olmuş bir kenttir. Bugün burada ve sizlerle olmaktan dolayı bir kez daha memnuniyetimi ifade etmek isterim. 

Çalışma hayatında sorunlar çok ve Türkiye Kamu-Sen bu sorunları çözmek için bıkmadan, yılmadan çalışıyor. Öndeki gün sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ek gösterge konusunda bazı açıklamalarda bulundu. Hatırlanacağı üzere 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilen seçimler öncesinde sayın Cumhurbaşkanı öğretmen, polis, hemşire ve imamların ek gösterge rakamlarının 3600’e yükseltileceğini ifade etmişti. Bizler de ek gösterge konusunun bütün memurların uzun yıllardan gelen beklentisi olduğunu ve yalnızca belli meslek grupları için değil bütüncül bir yaklaşımla ele alınarak kapsamlı bir çalışma yapılması gerektiğini ifade etmiştik.  

Sayın Cumhurbaşkanının 2018 seçimleri öncesindeki vaatlerine uygun olarak 4 meslek grubuna yönelik bir çalışma yapılacağı ancak bunun da 31 Mart seçimleri sonrasında gerçekleşeceği yönündeki açıklamaları, uzunca bir zamandır gündemi meşgul eden ve memurların bütününün beklenti içine girdiği ek gösterge düzenlemeleri konusunda hayal kırıklığı yaşanmasına neden olmuştur.      

Ek gösterge düzenlemesi, kendi içinde tutarsızlıklar ve adaletsizlikler içermektedir. Bu nedenle zaten revizyona muhtaç bir durumdadır. Ek gösterge yalnızca belli unvanlardaki kamu görevlilerinin değil bütün memurlarımızın beklentisidir. Bilhassa ek gösterge uygulamasından hiç faydalandırılmayan yardımcı hizmetler sınıfı çalışanları başta olmak üzere tüm kamu görevlilerinin ek göstergelerle ilgili mağduriyetleri vardır.

Bu konuda hazırlanmasına katkıda bulunduğumuz ve Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bekleyen kanun teklifi mutlaka değerlendirmeye alınmalıdır. Yalnızca belli unvanlar için öngörülen ek gösterge artışının genele yayılması gerekmekte ve tüm kamu çalışanlarının heyecanla beklediği bu adımın bir an önce atılması önem arz etmektedir” dedi.

KAHVECİ:SÖZLEŞMELİYE KADRO VERİLMELİ, MAĞDURİYET GİDERİLMELİ

“Sözleşmeli personelin yaşadığı sıkıntı ve dertleri bire bir biliyoruz” diyen Genel Önder Kahveci, “Onların beklenti ve taleplerini en yüksek perdeden seslendirmeye devam ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde Twitter üzerinden yaptığımız bir etiket çalışması, Türkiye’de birinci dünya sıralamasında ise üçüncü oldu. Yaklaşık bir milyon tweetin atıldığı bu çalışma elbette yetkililerinde önlerine gidiyor. Birileri sözleşmeliler için şura, toplantı vs. yapadursun Türkiye Kamu-Sen net bir şekilde “Kadro” diyor. Bunun ötesi yok. Bu insanların mağduriyetleri artık had safhada. Aileler parçalanıyor, çocuklar anne babadan ayrı kalıyor. Hangi vicdan bunu kabul edebilir. Buna dur demek ve bu insanları yaşadıkları sıkıntılardan bir an önce kurtarmak gereklidir. 2011 ve 2013 yıllarında sözleşmelilere kadro verildiyse bu yılda verilebilir ve bir daha sözleşmeli personel istihdam edilmez, bu sorunda da kökten halledilebilir. Türkiye Kamu-Sen sözleşmelinin yanındadır, kadro alınana kadar mücadelesini sürdürecektir” dedi. 

Yardımcı hizmetliler sınıfında görev yapan tüm arkadaşlarımız için çabamızın sürdüğünü bir kez daha Amasya’dan ifade etmek isterim” diyen Genel Başkanımız Önder Kahveci, “Geçtiğimiz aylarda yardımcı hizmetler personelinin sorunları için bir dilekçe kampanyası yapmış ve toplanan 10 bin dolayındaki dilekçeyi ilgili mercilere göndermiştik. Birkaç hafta önce ise, sayın Cumhurbaşkanına bu konuda bir mektup gönderdik. Yardımcı hizmetlilerin beklentileri noktasında umutluyuz, Türkiye Kamu-Sen bu konuyu gündeminden asla düşürmeyecektir” dedi. 

KAHVECİ: İŞ GÜVENCESİ NOKTASINDA KİMSE BİZDEN TAVİZ BEKLEMESİN

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve iş güvencesi noktasında yapılan tartışmalara değinen Genel Başkan Kahveci, "İş güvencemize yönelik atılacak her türlü adımın karşısında olacağımızı bir kez daha Amasya’dan ilan ediyorum" dedi. Kahveci, "657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile ilgili zaman zaman gündeme gelen tartışmalar var. Türkiye Kamu-Sen bu konuda tavrını net bir biçimde ortaya koymuştur ve hazırladığımız bir kitapçıkla bunu kamuoyuna da ilan ettik daha önce. Değişecekse böyle değişsin” diyerek 657’de yapılabilecek düzenlemeleri paylaştık. Bu noktada elbette bizim kırmızı çizgimiz bellidir, o da iş güvencesidir. İş güvencesine yönelik atılacak hiç bir adıma asla müsaade etmeyiz ve karşısında dururuz. Adı sözleşmeli, vekil, geçici, idari hizmet sözleşmeli ya da ne olursa olsun içinde iş güvencesi barındırmayan istihdam modellerinin hepsinin karşısındayız.

İş güvencemiz dışında, bugüne dek yapılan değişiklerle adeta yamalı bohçaya dönen 657’de yapılması düşünülen değişiklikleri oturur konuşuruz. Görüş ve taleplerimizi ortaya koyarız. Taleplerimize uygun ve mutabakat halinde 657’nin yeniden düzenlemesinin önünü hep birlikte açabiliriz. Bu değişiklikler içerisinde liyakati, ehliyeti değiştirilemez ve sulandırılamaz bir kural haline getirmeli, senin benim adamım ya da birilerinin adamları düşüncesinin önünü açan mülakat sistemini kökten kaldırmalıyız. Bu yönde bir irade gösterilirse Türkiye Kamu-Sen olarak bütün birikiminizle bu kanunun günümüz gereklerine uygun, çalışan odaklı bir hale getirilmesi için her türlü katkıyı sağlamaya hazırız” dedi. 

İSTİKLAL MARŞIMIZ GEÇMİŞTEN GELECEĞE BİR ÖĞÜTTÜR

  1.  Genel Merkezden  12-03-2019  

İstiklal Marşı'nın Kabul Edilişinin 98. Yıldönümü sebebiyle Genel Başkan Yücel KAZANCIOĞLU şunları söyledi;

İstiklal Marşı’nın kabul edilişinin 98. yılında, Türk milletinin vatan sevdasını ve imkânsızlıklar içerisinde verdiği mücadele sonrasında yeşerttiği Devletini mısralara dökerek bizlere ölümsüz bir rehber bırakan büyük şair ve dava adamı Mehmet Akif Ersoy’u saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.

Video İçin Tıklayın video galeriyi ziaret edebilirsiniz.

KARABÜK İSTİŞARE TOPLANTIMIZ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

  1.  Genel Merkezden  12-03-2019  293  THS Genel Merkez

 

Türkiye Kamu-Sen’in Türkiye genelinde gerçekleştirdiği istişare toplantılarının sonuncusu Karabük’te yapıldı.

Genel Başkanımız Önder Kahveci, TÜRKAV Genel Başkanı Ebubekir Korkmaz, konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın Genel Başkanları, Genel Merkez Yöneticileri, Şube Başkanlarımız, il temsilcilerimiz ve üyelerimizin katıldığı Karabük istişare toplantısında coşku ve heyecan doruğa çıktı.

KAHVECİ: SENDİKACILIĞA YENİ BİR NEFES, FARKLI BİR BAKIŞ GETİRDİK

“Kurulduğumuz günden beri sahip olduğumuz ilkeler, sendikacılığa kattığımız değer ve erdemle Türk memur sendikacılığının lokomotifi olduk” diyen Genel Başkanımız Önder Kahveci, “Türkiye Kamu-Sen, üyelerimizin aile fertleriyle birlikte düşünüldüğünde 1,5 milyona yaklaşan kocaman bir aile haline geldi” dedi. Kahveci, “24 Haziran 1992 tarihinde kurulan Türkiye Kamu-Sen 27 yaşına girdi. Kurulduğumuz günden beri sahip olduğumuz ilkeler, sendikacılığa kattığımız değer ve erdemle Türk memur sendikacılığının lokomotifi olduk. Tıkanan, yozlaşan, yeni gelişmeleri takip etmekte zorlanan ve çözüm üretmekten çok, sorun haline gelmeye başlayan sendikacılığa yeni bir nefes, farklı bir bakış getirdik.

Devletle çatışmadan, milletin değerleriyle ters düşmeden ama sarı sendikacılık yapmadan da hak mücadelesi verilebileceği gerçeğiyle yola çıktık; üçüncü bir yol olduk.  Bugüne kadar millet sevdamızı, ekmek kavgamızın önüne koyarak hem Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığı ve bütünlüğü hem de milletimizin birliği ve kardeşliği için her türlü iç ve dış mihrakların karşısında olduk. Diğer yandan da kamu görevlilerimizin haklarının korunması ve geliştirilmesi yolunda kesintisiz, kararlı ve çetin bir mücadelenin korkusuz neferleri olduk. Her türlü olumsuz şarta rağmen yıllar içinde istikrarlı bir biçimde büyüyen ailemiz, bugün 400 bine ulaştı. Türkiye Kamu-Sen, üyelerimizin aile fertleriyle birlikte düşünüldüğünde 1,5 milyona yaklaşan kocaman bir aile haline geldi. Eğer mücadele ve müdahale edersek tarihi yaşamayız; tarihi biz yazarız. İşte Türkiye Kamu-Sen, bu büyük milletin tarihi yaşaması için değil tarihi yazması için mücadele etmektedir.

KAHVECİ: 2017’DE İMZALANAN TOPLU SÖZLEŞME MEMUR VE EMEKLİNİN İDAM FERMANI OLDU

“2017 yılında imzalanan toplu sözleşme, memur ve emeklinin idam fermanı olmuştur” diyen Genel Başkan Kahveci, “Hatırlayacağınız gibi memur maaşları 2018 yılında toplamda %13 oranında arttı ama enflasyon %20,3 olarak gerçekleşti. Dolayısıyla 2018 yılı memur ve emeklilerin hanesine zarar olarak yazıldı. 2019 yılının ilk altı ayı için ise yalnızca %4’lük bir artış öngörüldü. 2019 yılı enflasyon hedefinin %5’ten %15,9’a çıkarılması, asgari ücrete yapılan %26,02’lik zam, yeniden değerleme oranlarının %23,73 olarak belirlenmesi, motorlu taşıtlar vergisinin %15,9 oranında artırılması, 2019 yılında memur maaşlarına yapılması gereken artışların alt limitini de ortaya koymaktadır. Ama 2019’un ilk 6 ayı için yapılan %4’lük artış ne ekonomik gerekçelerle ne de sosyal gerekçelerle açıklanabilir.  Bu yüzden diyoruz ki, 2017 yılında imzalanan toplu sözleşme, memur ve emeklinin idam fermanı olmuştur. Nasıl ki, enflasyon hedefi güncellendi, nasıl ki bütün kurumlara yeni enflasyon hedefine uygun bir bütçe yapıldı, memur maaş zamları da güncellenebilirdi. Biz aylardır kamu görevlilerine ve emeklilere ek zam yapılarak geçmiş yıl zararlarının telafi edilmesini ve 2019 yılına ilişkin maaş artışlarının yeni enflasyon hedefi gözetilerek üstüne büyüme ve refah payı da eklenerek güncellenmesini talep ediyoruz” dedi.

KAHVECİ: SÖZLEŞMELİLER, YARDIMCI HİZMETLİLER, EK GÖSTERGE GİBİ KONULARDA TAKİBİMİZ VE ISRARIMIZ SÜRÜYOR

Ek gösterge, Sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi ve yardımcı hizmetlilerin beklentilerini de değerlendiren Genel Başkan Kahveci, Türkiye Kamu-Sen’in bu konuda ki çalışmaları ve taleplerini de gündeme taşıdı. Kahveci, “Yardımcı hizmetlilerimizi asla unutmadık, daima gündemde tuttuk, tutmaya da devam edeceğiz. Geçtiğimiz aylarda yardımcı hizmetler personelinin sorunları için bir dilekçe kampanyası yapmış ve toplanan 10 bin dolayındaki dilekçeyi ilgili mercilere göndermiştik. Geçtiğimiz günlerde de Yardımcı Hizmetler Sınıfı personelinin bir defaya mahsus Genel İdare Hizmetleri Sınıfına geçirilmesi için taleplerimizi içeren bir mektubu sayın Cumhurbaşkanına gönderdik. Özellikle sınıf değişikliği ve ek gösterge yardımcı hizmetlilerimiz için hayati bir konu; bu konuya bizler de son derece hassas yaklaşıyor, her platformda bu talebimizi dile getiriyoruz. 

Hatırlanacağı üzere 24 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilen seçimler öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öğretmen, polis, hemşire ve imamların ek gösterge rakamlarının 3600’e yükseltileceğini ifade etmişti. Türkiye Kamu-Sen olarak bizler de ek gösterge konusunun bütün memurların uzun yıllardan gelen beklentisi olduğunu ve belli meslek gruplarından öteye bütüncül bir yaklaşımla ele alınarak kapsamlı bir çalışma yapılması gerektiğini ifade etmiştik.  Bu çerçevede yapılacak düzenlemelerde öğretmen, din görevlisi, hemşire ve polisler yanında müdürler, müdür yardımcıları, şefler, merkez taşra ayrımına tabi tutulanlarla kurum içi yükselme sınavıyla gelen uzmanlar, idareci konumundaki kamu görevlileri, denetmenler, avukatlar, ek gösterge uygulamasından hiç faydalanamayan teknisyen yardımcısı, şoför gibi Yardımcı Hizmetler Sınıfına dahil olan personel unutulmamalıdır.  Ayrıca üniversite genel sekreterleri ve yardımcıları açısından da var olan ek gösterge adaletsizliği mutlaka düzeltilmelidir. 

Uzmanlıklarda, taşra ve merkez uzmanları arasında ek gösterge bakımından farklılıklar yaşanmakta, uzman kadrosunda bulunan kamu görevlileri kariyer uzmanlar ve diğer uzmanlar olarak farklı kategorilerde değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Bu konuda hazırlanmasına katkıda bulunduğumuz kanun teklifi Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda beklemektedir. Sorunun çözümü noktasında farklı arayışlara girmeye gerek de yoktur. Ek gösterge konusu taleplerimiz çerçevesinde değerlendirmeye alınmalıdır. Konfederasyonumuz, ek gösterge sorununun ifade ettiğimiz biçimde ele alınarak bir an önce çözüme kavuşturulmasını istemekte ve beklemektedir. Bunun dışındaki her uygulama var olan sorunların derinleşmesine ve memnuniyetsizliğin artmasına neden olmaktan öteye gitmeyecektir.  

KAHVECİ: ÇALIŞANIN ÜZERİNDEKİ VERGİ YÜKÜ HAFİFLETİLMELİ

“Çalışanlarımız üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi zorunlu hale gelmiştir” Diyen Genel Başkan Kahveci, “Hepimizin bildiği gibi ülkede gelir dağılımını düzenleyen politikaların başında vergi düzenlemeleri gelmektedir. Ülkemizde ağırlıklı olarak dolaylı vergilendirme uygulanmakta, kaynağından kolay tahsilat sağlandığı için ücretlilerden alınan gelir vergisi, toplam vergi gelirleri içinde yüksek bir paya sahip olmaktadır. Çalışanlar kısa sürede en alt vergi oranı olan %15’lik limiti aşmakta ve kısa süre içinde %20-%27’lik dilime geçmektedir.  Hal böyle olunca ödedikleri vergi miktarı yükseldiği için yıl ortasında çalışanların geliri düşmekte ve büyük bir mağduriyet ortaya çıkmaktadır. Zaten artan enflasyon karşısında hedef enflasyonun bile altında maaş zammı alan memurlarımız, bir darbe de ödediği vergilerden yemektedir. Bu nedenle çalışanlarımız üzerindeki vergi yükünün hafifletilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bilindiği gibi Hazine ve Maliye Bakanlığı yayınladığı bir tebliğ ile asgari ücretlilerden alınacak gelir vergisi oranını %15’te sabit tutmuştur. Biz de bu uygulamanın genişletilmesini ve bütün kamu görevlilerinin gelir vergisi oranının %15 olarak sabitlenmesini istiyoruz.   

Tüm kamu çalışanlarını hakları konusunda mücadele için Türkiye Kamu-Sen çatısı altında toplanmaya çağıran genel Başkan Önder Kahveci, ““Niyet hayır, akıbet de mutlaka hayır olacaktır.” Diyerek sözlerini noktaladı.

8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ

  1.  Genel Merkezden  08-03-2019  199  THS Genel Merkez

 

Fedakârlıkları, emekleri, sevgileri ve mücadeleleriyle insanlığın umudunu yeşerten, gönlümüzde her zaman müstesna bir yere sahip olan kadınlarımızın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü tebrik ediyorum.

Toplumun temeli aile, ailenin temeli kadındır. Kadınlarımız her daim hak ettikleri konumda, ailenin ve toplumun merkezinde yer almışlardır. Eğitimden sağlığa, siyasal yaşamdan iş dünyasına kadar üstlendikleri sorumluluklarla Türk Milleti'nin geleceğe güvenle bakmasının teminatı olmuşlardır. 

 Bizim inancımıza göre 'anne' kimliğiyle ayaklarının altına cennet serilen kadına medeniyetimiz gösterilmesi gereken en yüksek değeri bahşetmektedir.

 Türk kadını tarih boyunca istiklal ve istikbal mücadelelerinde daima en ön safta yer almış kimi zaman devletin kuruluşunda, kimi zaman da vatanın kurtuluşunda görev üstlenerek, geride asla unutulmayacak, günümüz kadınlarına rehber olacak bir miras bırakmışlardır.

 Aile kurumunun temel taşı, kültürümüzün temsilcisi ve koruyucusu olan kadınlarımızın, hayatın bütün alanlarına etkin bir şekilde katılmalarına imkân sağlayacak şartları hazırlamanın hepimizin ortak sorumluluğu olduğu unutulmamalıdır.

 Türk Haber-Sen ve Türkiye Kamu-Sen olarak kadına şiddet meselesi başta olmak üzere mevcut sorunlarla kararlı biçimde mücadeleye devam edeceğimizi, kadınlarımızın hayat şartlarını daha da iyileştirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğimizi, kadınlarımızın her alanda varlık göstermeleri hususunda kendilerine destek olacağımızı özellikle vurgulamak istiyorum.

 Bu vesileyle başta en büyük saygıyı, en büyük selamı, en samimi anmayı hak eden, şehitlerimizin anneleri ve eşleri olmak tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyor, sevgi ve saygılar sunuyorum.

 

Yücel KAZANCIOĞLU

Genel Başkan

HOCALI'YI UNUTMADIK UNUTMAYACAĞIZ

  1.  Genel Merkezden  26-02-2019  

 

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, 27 yıl önce yaşanan ve yürekleri dağlayan Hocalı katliamına ilişkin bir mesaj yayınladı.

“Bundan 27 yıl önce, tüm dünyanın kahreden bir sessizliğe büründüğü bir gece, Ermeniler Azerbaycan’ın Karabağ bölgesini işgal ettiler” diyen Genel Başkan Kahveci, “İşgalciler, yalnızca bir gün içinde tümü savunmasız 63 çocuk, 106 kadın, 70 yaşlı olmak üzere 613 kişiyi katlettiler” dedi. 

“Ermenistan’ın Karabağ’ı işgali ile yaşanan dram, Hocalı ile de sınırlı değildir. İşgallerde toplam 20 bin Azeri Türk’ü şehit edilmiştir. 49 bin kişi yaralanmış; işgal, Azerbaycan’ı 60 milyar dolarlık ekonomik zarara uğratmıştır.”  diyen Genel Başkan Kahveci, “Bugün Azerbaycan topraklarının beşte biri Ermeni işgali altında inim inim inlemekte, 1 milyon 200 bin Azerbaycan Türkü asırlardır yaşadıkları Karabağ’dan uzakta, adeta sürgün hayatı yaşamaktadır” dedi. 

Genel Başkan Önder Kahveci mesajında şu ifadelere yer verdi; 

Bundan 27 yıl önce, tüm dünyanın kahreden bir sessizliğe büründüğü bir gece, Ermeniler Azerbaycan’ın Karabağ bölgesini işgal ettiler. 26 Şubat 1992 günü, insanlık tarihinin en kara günlerinden biri yaşandı. İşgalciler, yalnızca bir gün içinde tümü savunmasız 63 çocuk, 106 kadın, 70 yaşlı olmak üzere 613 kişiyi katlettiler. Ayrıca, 487 kişi ağır yaralandı ve 1275 kişi ise rehin alındı.

Ermeniler yakaladıkları herkese işkence yaptı. Katliamı Ermenilerle ortaklaşa yapan Rusların Izvestiya gazetesi şöyle yazıyordu: “Çocukların kulakları, bir kadının yüzünün bir kısmı, kesilmiştir. Erkeklerin kafa derileri yüzülmüştür…”, “…Ben tepede yüzden fazla ceset gördüm. Bir erkeğin kafası kopartılmıştı…” Fransızların ünlü gazetesi Le Monde ise katliamı şöyle anlatıyor: “…Ağdam’daki yabancı gazeteciler, Hocalı’da öldürülmüş kadın ve çocuklar arasında kafa derisi soyulmuş, tırnakları sökülmüş insanlar görmüşler…” Bunlar bir aldatmaca, bir abartı değil; uluslararası tarafsız kaynaklarca tescillenmiş, tamamıyla belgeli gerçeklerdir. Ama ne yazık ki, tamamı kayıtlara geçirilmiş, tanıkları olan, fotoğrafları olan bir katliam için sözbirliği etmişçesine dünya ülkelerinden hiçbir tepki gelmemektedir. 

Ermenistan’ın Karabağ’ı işgali ile yaşanan dram, Hocalı ile de sınırlı değildir. İşgallerde toplam 20 bin Azeri Türk’ü şehit edilmiştir. 49 bin kişi yaralanmış; işgal, Azerbaycan’ı 60 milyar dolarlık ekonomik zarara uğratmıştır. Bugün Azerbaycan topraklarının beşte biri Ermeni işgali altında inim inim inlemekte, 1 milyon 200 bin Azerbaycan Türkü asırlardır yaşadıkları Karabağ’dan uzakta, adeta sürgün hayatı yaşamaktadır.

Türkiye Kamu-Sen olarak kanlı ellerin, insanlığın hafızasına küflü demirlerle kazıdığı soykırımın acısını bugün de iliklerimize kadar hissediyoruz. Biz her gün dünyanın her köşesindeki mazlum milletler için gözyaşı döküyoruz. Canımız, kanımız, öz kardeşimiz olan bir milyon 200 bin Azerbaycan Türkünün topraklarından sürülüp zorunlu göçe tabi tutulduğunu, kendi öz vatanlarından kaçkın olduklarını unutamayız. Tren vagonlarında doldurulan insanlık dışı bir yaşamın bedelini, dünyaya gelmemiş ana karnındaki bebekler öderken ömrünün son deminde vatan toprağının kokusunu bir kere daha duysaydım diye dua eden aksakallılarımızı, ninelerimizi, çektiği çileden genç yaşta kocamış genç insanlarımızı unutmamızı hiç kimse beklememelidir. Ermenilerce, bedenlerine haç dağlanmış soydaşlarımızın, baharları kışa dönmüş genç kızlarımızın acıları yüreğimizde dururken, bazı ülkelerin bütün bu yapılanları görmezden gelip, bizlere insanlık dersi vermeye kalkması ne kadar da acıdır.

Biz, Türk milleti adına bir kez daha haykırıyoruz: Azerbaycan ve Türkiye toprakları bizim namusumuzdur. Türkiye ve Azerbaycan’ın bir can olduğunu bir kez daha ilan ediyoruz. Bunun içindir ki Azerbaycan bizim komşu ülkemiz değil, 400 milyon Türk’ün yaşadığı coğrafyada göz bebeğimizdir. Bilinmelidir ki, bizim için Ankara, Adana, Kars, Ardahan nasıl vatan toprağıysa; Karabağ da vatanımızın toprağıdır, Türkün öz yurdudur. Bundan 27 yıl önce Hocalı’da insanlık ayıbının yaşandığı, soykırımın dünyanın gözleri önünde yapıldığı ama Batı’nın sessiz kaldığı, Türk’ün yüreğinin sızladığı bir dram yaşanmıştır. Hocalı katliamı, tüm dünyanın gözü önünde işlenen toplu bir cinayet olmasına rağmen sözde medeni ülkelerce ağız birliği yapmışçasına göz yumularak sessiz sedasız kabullenilmesi hazin bir durumdur. 

Bu bakımdan, Ermenistan işgal ettiği Azerbaycan topraklarını derhal terk etmeli, Birleşmiş Milletlerin aldığı kararlara uygun şekilde davranmalı ve Hocalı Katliamının hesabını vermelidir. İnsanlık ve vicdanlar ancak bu şekilde huzur bulacaktır. Bugün kendilerini mazlum millet olarak dünya kamuoyuna pazarlayan zalimler iyi bilsinler ki zulüm, ancak zalimlerin harcıdır ve Türk milleti, bu zalimlerden mutlaka ama mutlaka hesap soracaktır. 

Bu vesile ile gerek Hocalı katliamında gerekse Karabağ işgali sırasında şehit edilenler başta olmak üzere, dünyanın her köşesinde zulme uğrayanların ve gelmiş geçmiş tüm aziz şehitlerimizin ruhları önünde minnet ve saygıyla eğiliyorum. Ruhları şad olsun.

IRAK TÜRKMEN EĞİTİMCİLERE YÖNELİK DÜZENLEDİĞİMİZ KURSUN SERTİFİKA TÖRENİ YAPILDI.

  1.  Genel Merkezden  12-02-2019  

Türk Eğitim-Sen’in Iraklı Türkmen eğitimciler için 4-11 Şubat tarihleri arasında düzenlediği “Eğitim ve Eğitim Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar” konulu kursun sertifika töreni Türk Eğitim-Sen Genel Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Sertifika törenine, ev sahibi Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Mehmet Tütüncü, Irak Türkmen Eğitimciler Öğretmen Örgütü Başkan Yardımcısı Ali Gülboy, İLKSAN Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Yılmaz, TÜRKAV Genel Başkanı Ebubekir Korkmaz, Türkiye Kamu-Sen’e bağlı sendikaların genel başkanları, Türk Eğitim-Sen Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri ile kursiyerler katıldı.

Bu yıl 4’üncüsü gerçekleştirilen kursun başarı ile tamamlanmasının ardından açıklama yapan Irak Türkmen Cephesi Türkiye Temsilcisi Mehmet Tütüncü, kursu düzenleyen sendikamıza teşekkür etti.

Irak Türkmen Eğitimciler Öğretmen Örgütü Başkan Yardımcısı Ali Gülboy da Türk Eğitim-Sen’in her zaman yanlarında yer aldığını, kendilerine destek verdiğini belirterek, teşekkür etti. Gülboy sözlerini, “Nedir bu senin aşkın Kerkük. Hem yürekte hem canda hem de kandasın sen Kerkük. gözümde nur, aldığım nefestesin sen Kerkük. maviden başka renk yakışmaz sana Kerkük. yaşarken hayatım, ölürken mezarımsın sen Kerkük” diyerek tamamladı.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan da Türk Eğitim-Sen’in milli bir kuruluş olduğuna dikkat çekerek, “Bu noktada üzerimize düşen sorumlulukları yerine getiriyoruz. Bizler Kerkük’ü görmeden, Kerkük’e sevdalanan bir geleneğin temsilcisiyiz. Bu noktada Irak Türkmenlerinin davasını Türk Eğitim-Sen’in de davası olarak görüyoruz. Öte yandan Irak Türkmen Eğitimciler Öğretmen Örgütü, Uluslararası Avrasya Eğitimciler Sendikası’nın değerli bir üyesidir. Her yıl UAESEB olarak bir araya geliyoruz. Önümüzdeki yıllarda da umuyoruz ki, Kerkük’te bir toplantımızı yapacağız. Unutulmamalıdır ki; Türkmen eğitimciler, Irak’taki Türkmen varlığının teminatıdır.  Bu minvalde dün ve bugün olduğu gibi yarın da sizlerin yanında olacağız” dedi.

Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci de şunları kaydetti: “Böyle bir organizasyona ev sahipliği yaptığı için Türk Eğitim-Sen’e teşekkür ediyorum. Milli olmak sözle olmuyor, nerede ihtiyaç varsa oraya el uzatmakla oluyor. Türkiye Kamu-Sen olarak bu yönümüzle her zaman soydaşlarımızın yanındayız. Hem milli hassasiyetlerimizi gözetiyoruz, hem de çalışanlarımızın sesi olmaya devam ediyoruz.

Sizler soydaşlarımızın yaşadığı her sıkıntıyı yüreğimizde hissederiz. Doğu Türkistan’da yaşanan mezalime sessiz kalamayız. Sizler ve soydaşlarımız asla yalnız değildir. Konfederasyon olarak sesiniz ve soluğunuz olmaya devam edeceğiz. Eğitim alanında yapılan bu çalışmaları sıklıkla yapıyoruz. Diğer iş kollarında da bu yardımlaşmayı yayabiliriz. Türkiye Kamu-Sen bu konularda her zaman seferber olamaya hazırdır.

Bizim birbirimize ihtiyacımız var. Yaşadığımız güçlükleri birlik ve beraberlik içerisinde dayanışmayla aşabiliriz. Kerkük’e de gelmeyi çok isteriz. Bizler kendi milletimizin değerlerini yaşatamazsak, soydaşlarımıza el uzatamazsak yüreğimiz yanar. Mavi gök bayrağa zarar gelirse, biz de bunu yüreğimizde hissederiz.  Konfederasyon olarak 11 iş koluyla yerli ve milli bir sivil toplum örgütüyüz. Sizlere her türlü desteğe hazırız.”

Konuşmaların ardından sertifika töreni yapıldı. Kursumuz, kursiyerlere sertifika takdimi ile tamamlandı.

Yücel Kazancıoğlu: Kamu Çalışanlarının Temsil Yetkisi Seçimle Olmalı

  1.  Genel Merkezden  12-02-2019  

Türk Haber Sen Genel Başkanı Yücel KAZANCIOĞLU, Medya Ege TV’da canlı olarak yayınlanan, Gazeteci Ali Eyce’nin hazırlayıp, sunduğu ‘Gündeme Dair’ programına konuk oldu.

Başkan Kazancıoğlu, kamu çalışanlarının özellikle PTT çalışanları arasında büyük ayrım ve ayrıştırmalar yaşandığına dikkat çektiği programda, çalışma hayatında çalışanların temsili yetkisinin, referandum gibi sandık başında yapılmasının, Türkiye’de kamu çalışanlarının sorunlarının çözümünde büyük katkı sağlayacağını söyledi. Kaynak: Yücel Kazancıoğlu: "Kamu çalışanlarının temsil yetkisi seçimle olmalı" 

Videoyu Buradan  izleyebilirsiniz.

TRT İZMİR BÖLGE MÜDÜRÜ MEVLÜT ŞAHBAZ'I MAKAMINDA ZİYARET ETTİK

  1.  Genel Merkezden  12-02-2019  

TRT İZMİR BÖLGE MÜDÜRÜ MEVLÜT ŞAHBAZ'I MAKAMINDA ZİYARET ETTİK

Türkiye Kamu-Sen İzmir Proğramı kapsamında  TRT İzmir Müdürlüğü ziyaret edildi. Ziyarete Türkiye Kamu-Sen Genel Başkan Önder KAHVECİ ,Genel Başkanımız Yücel KAZANCIOĞLU, TÜRKAV Genel Başkanı Ebubekir KORKMAZ, sendikalarımızın Genel Başkanları, Genel Merkez Yöneticilerimiz, İzmir Şube Başkanlarımız katıldı.

TRT İzmir Bölge Müdürü Mevlüt Şahbaz makamında ziyaret edİlerek , çalışma hayatını yakından ilgilendiren konularıda istişarelerde bulunuldu.

TEŞKİLATIMIZ İZMİR’DE BİR ARAYA GELDİ, BİRLİK MESAJI VERDİ

  1.  Genel Merkezden  12-02-2019  

Türkiye Kamu-Sen İzmir İl temsilciliğimizin ev sahipliğinde İzmir İstişare Toplantısı, “Aynı İman, Azim, Ruh, Heyecan ile Her Zaman Hazır” sloganıyla gerçekleştirildi. Sendikalarımızın Genel Başkanları, bölge il temsilcileri ve sendikalarımıza bağlı şube başkanlarımızın katılımıyla gerçekleşen istişare toplantısının açılış konuşmasını yapan Genel Başkanımız Önder Kahveci, çalışma hayatını yakından ilgilendiren konulara değindi.

Konuşmasının başında İzmir’in ülkemiz açısından önemine değinen Kahveci, Kurtuluş Savaş’ında İzmir’de düşmanı denize döken inancın hiçbir zaman kaybolmadığına ve memleket sevdalılarının yegâne adresinin Türkiye Kamu-Sen olduğuna vurgu yaparak, “aynı iman aynı azim ve aynı ruh  ile milli mücadelenin başladığı ilk kurşunun atıldığı İzmir’e ayrı bir paragraf açmak lazım. Milli mücadeledeki rolünü bilen bilmeyen herkese, bu şehrin önemini anlatacağız” dedi.

GENEL BAŞKAN: EK GÖSTERGE BÜTÜN ÇALIŞANLARI KAPSAYACAK ŞEKİLDE BİR AN ÖNCE ÇIKMALIDIR

Genel İdari Hizmetler sınıfına geçen Mübaşirlerin elde ettiği kazanımın diğer iş kollarında da devam etmesi gerektiğini vurgulayan Kahveci, Meclis gündemine getirilen ek gösterge hususunda çalışanların beklenti içerisinde olduğuna dikkat çekerek, “kamu kurumlarında liyakat, ehliyet ve hakkaniyet bir an önce tesis edilmelidir” diyerek konuşmasına şu şekilde devam etti.

“Ek gösterge verilmesi konusunda umudumuzu kaybetmiyoruz. Bir an önce bu konuda bir adım atılmalı. Çalışanlar beklentiye sokuldu ve bu beklenti karşılanmalı. İktidarın 3600 ek gösterge sözünün, bütün memurları kapsayacak şekilde genişletilmesi ve kamu görevlilerinin ek göstergeye ilişkin sorunlarının kalıcı olarak çözülmesi için kapsamlı bir kanun teklifi hazırladık. Konya Milletvekili Sayın Mustafa Kalaycı bunu TBMM’ye sundu. Maliyet hesabıyla hareket edilirse ek gösterge çıkmaza girer. Dört meslek grubu değil tüm kamu çalışanları bundan yararlanmalı. Beklentiler boşa çıkarılmamalı. İle alımlarda ve görevde yükselmelerde liyakat, ehliyet ve hakkaniyet çok önemlidir. Bu konuda hassasiyet gösterilmelidir. Sayın Cumhurbaşkanı’na mülakat konusunda rahatsızlığımızı ifade ettim. İnanmıyorum ki, bu konuda gereken adımlar atılacaktır.”

GENEL BAŞKAN: ARTIK SÖZLEŞMELİLERE KADRO MÜJDESİ VERİLMELİDİR

Kamuda faklı statüde çalışanların beklentilerini dile getiren Kahveci,“2018 yılında 4/C’li geçici personelin 4/B’li sözleşmeli statüye, taşeron çalışanlarının ise daimî işçi kadrolarına geçirilmesi kararıyla, çalışma hayatında iş güvencesinin güçlendirilmesi yolunda büyük bir adım atılmış olması nedeniyle mutlu olduk. Mücadelemiz ve arzumuz bütün 4/B’li, 5393 sayılı Kanun, 4924 sayılı Kanun gibi farklı mevzuat hükümlerince uygulanan güvencesiz istihdam modellerinin kaldırılması ve tüm personelin iş güvencesine kavuşturulması yolundadır” dedi.

”Sözleşmelilere kadro artık ötelenmemelidir” diyen Kahveci, konuşmasına şu şekilde devam etti, “Bu insanlar zorda. Aile bütünlükleri parçalanıyor. Buna kimsenin hakkı yok. Sözleşmeli çalışma asla ama asla doğru değil ve bu sistemi kabul etmek mümkün değildir. Daha önce sözleşmelilere kadro verildi, yine verilebilir. KPDK toplantısında bu konuları gündeme getirdik ve “bu insanlar kadro almalıdır” dedik. Aile bütünlüğü tesis edilmelidir, bu anayasa hükmüdür. Kamuda onlarca isim altında istihdam modeli var. Bunların hepsi geride bırakılmalıdır. Vekil ebe ya da vekil hemşire vekil imam ne demek? İnsanlar geleceğe endişe içinde bakmamalı ve kadroları tahsis edilmelidir. Kamuda çalışan yardımcı hizmetler sınıfından arkadaşlar var. Kendi görevlerini yapamıyorlar başka alanlarda çalıştırılıyorlar. Bu insanlara memur kadrosunu neden vermiyoruz? Bu insanları motive etmek gerek” dedi.

GENEL BAŞKAN: TÜRKİYE KAMU-SEN KAMU ÇALIŞANLARININ GERÇEK TEMSİLCİSİDİR

Son yıllarda yapılan toplu sözleşme dönemlerinde kaybedenin memur ve emekliler olduğuna dikkat çekerek, maaşlarda yaşanan reel kayıplara değinen Genel Başkan Önder Kahveci,

“Kamu görevlilerimizin ve emeklilerimizin 2020 ve 2021 yıllarındaki ekonomik geleceğinin belirleneceği 5. Dönem toplu sözleşme görüşmeleri gerçekleştirileceği bir yıldayız. Yaşanan acı tecrübeler neticesinde, kamu görevlilerinin hak ve menfaatlerinin gelişmesi noktasında bu toplu sözleşme masasına Türkiye Kamu-Sen’in yetkili olarak oturmasının zorunlu olduğunu ortaya koyuyor. Bu hedefe, popülizmden uzak, gerçek anlamda sendikacılık yaparak, hiçbir menfaat gözetmeksizin yalnızca kamu görevlilerinin hakları uğruna mücadele ederek ve işimize dört elle sarılarak ulaşacağımızdan hiç kuşkumuz yok” şeklinde sözlerine son verdi.

GENEL BAŞKANLARIMIZ İZMİR İL TEMSİLCİLİĞİNİN AÇILIŞINI GERÇEKLEŞTİRDİ

Genel Başkan Önder Kahveci İzmir’de Türkiye Kamu-Sen'in yeni hizmet binasının açılışını yoğun bir katılım eşliğinde yaptı.  Binanın açılışına, TÜRKAV Genel Başkanı Ebubekir Korkmaz, sendikalarımızın Genel Başkanları, Genel Merkez Yöneticilerimiz, Şube Başkanlarımız ve çok sayıda kamu çalışanı ve davetli katıldı.

Açılışta konuşma yapan Genel Başkan Önder Kahveci, ”Allah hayırlı hizmetler yapmayı nasip eylesin. Camiamıza hayırlı olsun” dedi.

Türkiye Kamu-Sen heyeti, bir takım istişareler için bulunduğu İzmir'de il müdürlüklerine de ziyaretler yaptı.Genel Başkan Önder Kahveci ile birlikte Sendikalarımızın Genel Başkanları ve Genel Merkez yöneticilerimiz de bu ziyaretlere eşlik etti..

Bu kapsamda, Türkiye Kamu-Sen heyeti, İzmir İl Eğitim Müdürü Sayın Dr. Ömer Yahşi'yi ve İzmir İl Sağlık Müdürü Sayın Uzman Dr. Bedia Solnur'u ziyaret ederek, çalışma hayatını yakından ilgilendiren konuları istişare etti.

PTT ÇALIŞANLARI YALNIZ DEĞİLSİNİZ

  1.  Genel Merkezden  09-02-2019  

 

PTT Genel müdürlüğünün son zamanlarda almış olduğu kararlar PTT çalışanlarını mağdur ediyor.Özellikle İhs'li personelin izin ve mesai konusu rahatsızlığı son noktaya getirdi.Genel Müdürlük nezninde bu konu hakkında yapılan görüşmeler sonuçsuz kalınca konuyu yargıya taşıdık. Yargı süreci devam ederken Genel Başkanımız Yücel KAZANCIOĞLU İstanbul Avrupa Yakası Fatih PDM önünde bir basın açıklaması yaparak protesto etti.

Değerli Basın Mensupları ve Saygıdeğer PTT Çalışanları;

Bu gün PTT’nin bir başka sorununu kamuoyuna duyurmak, yetkilileri bu konuda uyarmak adına toplanmış bulunmaktayız. 

PTT Kurumu; Muhasebe Daire Başkanlığı Başlığı ile; 40 saati geçen çalışma sürelerinin tespiti ile ilgili bir yazı yayınlamıştır.  Birden bire ortaya çıkan bu yazı ile; zor şartlarda çalışan, tatil günlerinde mesai ye gelen kurum çalışanlarının hakları bir anda ortadan kaldırılmıştır.

Söz konusu yazıda aynen; fiili olarak işbaşında geçen haftalık 40 saati aşan çalışmaların fazla çalışma olarak dikkate alınması gerektiği, yıllık izin sıhhi izin, mazeret izini, sendikal izin vs sebeplerle fiili olarak iş başında geçmeyen sürelerin haftalık 40 saatin hesaplanmasında dikkate alınmayacağı”  ibaresi yer almaktadır.

PTT idaresi neyi düşünerek bu düzenlemeyi yapmıştır, bu düzenleme hangi işgüzar düşüncenin ürünüdür? 

 Kamu çalışanlarının maaşlarının gerçek enflasyon karşısında eridiği, artan vergilerle gelirin düştüğü, çarşı pazarın yangın yerine döndüğü,  ekonomik bunalımın çalışma yaşamını, sosyal yaşamı etkilediği bir ortamda bu düzenlemenin tasarruf mantığı ile açıklanması mümkün müdür? PTT Kurumunun tasarruf edeceği alan mı kalmamıştır?

Söz konusu düzenlemenin hukuksal bir gerçeklik arz etmediği de ortadadır. Yıllık izin, sıhhi izin, mazeret izini, sendikal izin gibi izin türleri, keyfi nitelik taşımamaktadır ve varlığını uluslararası sözleşmelerden, Anayasadan ve ilgili kanunlardan alan çalışanın temel hakkı niteliğindeki unsurlardır, belirtilen izin türlerinin alınış prosedürleri hangi şartlar altında geçerli olacağı yine belirtilen mevzuatlarda hüküm altına alınmıştır. 

Kaldı ki; bu izin süreleri ücretle karşılanmakta, işverence bir kesinti yapılmamaktadır. Ayrıca;  belirtilen düzenlemenin bir hukuki dayanağı mevcut değildir.

Yine PTT Kurumu sendikal izini dahi fazla mesai hesabında süreden saymamıştır, kurum çalışanların sorunlarının tespiti ve çözümü ile ilgili sendikal faaliyette bulunan temsilcilerin anayasal haklarının gelişigüzel bir işlemle, hiçe sayılması ibretlik bir hadisedir.

Çalışma hakkı İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinde düzenlenmiştir. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 23., ve 24. Maddelerine göre; “Her şahsın çalışmaya, işini serbestçe seçmeye, adil ve elverişli çalışma şartlarına sahip olma hakkı vardır”.

Yine; Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme hükümlerinde güvence altına alınan çalışma hakkı, her insanın çalışacağı işi özgürce kabul etme ve seçme hakkını içermektedir. Sözleşme hiçbir şekilde zorla bir işte çalıştırılmama veya bir işi yapmaya zorlanmamanın yanı sıra herkesin bir işe erişimini güvence altına alan bir koruma sistemine erişebilmesinin yanı sıra işten adil olmayacak şekilde yoksun bırakılmamayı da içermektedir. İlgili sözleşmede yer verilen “Düzgün iş “olarak yer alan kavram özellikle önem taşımaktadır. Belirtilen kavram çalışanın çalıştırana karşı korunduğu çalışma iş ve ilişkisinin adil bir çerçevede eşit uygulamaya yer verecek şekilde düzenlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Sosyal hukuk devleti ilkesine paralel olarak Anayasa’nın 49. maddesindeki,”... Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.” hükmüyle Devlete çalışanların haklarını koruma ve bunun için gerekli önlemleri alma ödevi verilmiştir.

Kamu yaşamında değişikliğin gereklilik gösterdiği durumlar olmakla birlikte, bu değişikliklerin yukarıda zikredilen çalışma hakkı, iş güvencesi gibi evrensel haklar konusunda olmaması,  her şart altında faturanın çalışanlara çıkarılmaması asıldır. 

Sendikamız Türk Haber-Sen; birileri gibi Tuzumuz Kuru dememektedir, çalışanların, alın teri fazla mesailerin kısıntıya uğratılmaması için de,  tüm girişimleri yapmıştır, bu haksızlığı elindeki tüm imkânlarla kamuoyuna haykırmaya devam edecektir. Ayrıca; sendikamızca konunun hukuki takibi devam etmekte olup, Danıştay nezdinde yürütmeyi durdurma talepli davamız sürmektedir.

399 sayılı KHK Tabi personelin İHS’li sorunları; sendikamızca bilinmektedir. Tüm bu sorunların esastan çözümü noktasında çalışma şartlarının güvenceye bağlanması ve iş güvencesinin sağlanması gereklilik arz etmektedir. Sendikamız Türk Haber-Sen bu konudaki samimiyetini ortaya koymuş, konu ile ilgili kanun tekliflerini hazırlayarak TBMM iletmiş, siyasi iradeyle bu konunun aciliyet ve önemini paylaşmıştır.

Yetkili olduğunu iddia eden ancak etkisiz bir sendikanın boş söylemleri ve iş bilmezliği ile kurum çalışanlarının oyalandığı bir gerçektir. Yetkili olduğu söyleyen malum sendika Toplu Sözleşme olarak ifade edilen sendikacılığın öznesi bir argüman, çalışanların hakları hilafına siyasi istikballere tahvil etmiştir.

 PTT AŞ hüviyetine bürünürken, KİT olmaktan çıkarken,  İdari Hizmet Sözleşmeli Personel diye bir tanımlama getirilirken ve bu statüde görev yapanların hakları haksız bir şekilde yönetmeliklerle ellerinden alınırken, bu durumu toplu sözleşmede dile getirmeyen, susan danışıklı dövüş ile kabul diyen bir sendikadan da fazlasını beklemek mümkün değildir.

Toplu sözleşmede kendini ifadeden uzak, kurum çalışanlarının sorunlarını çözmede basiretsiz, bir sendikanın, afaki söylemleri de artık tutmamaktadır. 

Asıl olan kurum çalışanlarının her bir sorunu ile hem hal olabilmek bu sorunların çözümü için samimiyetle mücadele edebilmektir. Yasak savmak adına, dostlar alışverişte görsün mantığı ile, mevcut sorunları ötelemek kimsenin haddine değildir.

•        Türk Haber-Sen olarak buradan PTT Genel Müdürlüğüne sesleniyoruz.

•        İHS’li Personele iş güvencesi istiyoruz.

•        PTT çalışan tüm taşeronların kadroya geçirilmesini istiyoruz.

•        Fakülte mezunu dağıtıcıların sınavsız memur yapılmasını istiyoruz.

•        Hem gişelerde hem de dağıtımda çalışan personelimizin çalışma şartlarının iyileştirilmesini istiyoruz.

Sendikamız Türk Haber-Sen PTT Çalışanlarının sorunlarını ve beklentilerini bilmektedir. Geçmişte olduğu gibi, gelecekte de sorumluluktan kaçmayacağını ispat etmiştir.

Ne mutlu hak mücadelesinde elini taşın altına koyarak Türk Haber-Sen çatısında birleşenlere, destekleri ile mücadelemize güç katanlara……

 

Yücel KAZANCIOĞLU

Türk Haber-Sen Genel Başkanı                                                                          

TÜRK HABER-SEN ŞUBE BAŞKANLARI İSTİŞARE TOPLANTIMIZI GERÇEKLEŞTİRDİK

  1.  Genel Merkezden  04-02-2019  

 

Türk Haber-Sen Şube Başkanları istişare toplantımızı, Denetleme Kurulunun da katılımıyla 30.01.2019 tarihinde gerçekleştirdik.Toplantımız Türk Haber-Sen camiamıza güç ve güven vermiştir.

Özellikle PTT çalışanlarına ve mağduriyet yaşayan arkadaşlarımıza da umut ışığı olmuştur.Memurumuzu, kamu çalışanımızı, kimliksizleştirmeye çalışan  sendikalara, adaletsiz ve liyakatsız olan ve Kurumlarımızı batağa çeken yöneticilere, Ahlak, adalet, hak, erdem,  gibi kavramları kullanarak çalışanların samimi duygularını istismar eden ve çalışanlar arasında ayrımcılık yapan sözde demokrasi havariliği  de yapan sendikacılık oyanayanlara da korku salmıştır.İstişaremizde şube başkanlarımızın “Tek Vücut Tek Yürek Tek Bilek” mesajları haklı mücadelemizde bizlere ve camiamıza güç katmış kararlılığımızı perçinlemiştir.

Türk Haber-Sen dünden daha kararlı, daha güçlü bir şekilde mücadelesine devam edecektir.

Mücadelemiz kutsaldır. Hak mücadelesi,  adalet ve liyakat mücadelesidir. Davamız ekmek teknemiz olan kurumlarımızın; doğru yönetilmesi, güçlü ve başarılı olup,” Büyük Türkiye” idealimize katkı sağlaması içindir. Bizler idealleri uğruna her şeyi göze almış, her şeyinden vazgeçebilmiş, inanmış ihlâslı insanlar olarak,  bir arada omuz omuza, mücadelesine devam eden büyük bir ailenin fertleriyiz. Hiçbir güç bizi yolumuzdan, hedeflerimizden geri bırakamayacaktır. Hak bildiğimiz, inandığımız bu yol,  bizi mutlaka zafere ulaştıracaktır.

İnandığımız ve hak bildiğimiz yolda yürürken, tüm arkadaşlarımızla omuz omuza mücadele verecek ve engelleri teker teker aşacağız. Çok büyük ve güçlü bir ailenin mensubu olarak ve sizlerden aldığımız güçle, geleceğe kurumlarımız, çalışanlarımız,  devletimiz ve milletimiz adına umutla bakıyoruz. Onurumuz haklılığımızdır.Ve mücadelemiz, hak yerini buluncaya kadar devam edecektir.

ÇALIŞMA HAYATINA YÖN VERDİĞİMİZ PANELİMİZ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

  1.  Genel Merkezden  24-01-2019  

Konfederasyonumuzun “Sendika 4.0” adıyla dünyada ilk defa dillendirdiği ve bu çerçevede düzenlediğimiz “Endüstri 4.0 ve Sendikaların geleceği panelimiz Ankara’da Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk 'un da aralarında bulunduğu yoğun bir kalabalıkla gerçekleştirildi.

Panelimize Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, ile birlikte, Bakan Yardımcısı Ahmet Erdem, TOBB Başkan Yardımcısı Faik Yavuz, Türk-İş Başkanı Ergün Atalay, ILO Türkiye Temsilcisi Numan Özcan, Devlet Personel Başkanı Enes Polat, Çalışma Genel Müdürü Nurcan Önder, İŞKUR Genel Müdürü Cafer Uzunkaya, sendikalarımızın Genel Başkanları, sivil toplum kuruluşlarının yönetici ve temsilcileri, kamu kurum ve kuruluşlarının yönetici ve temsilcileri ile çok sayıda akademisyen, işçi, memur ve davetli katıldı.

Panelimiz başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Silah arkadaşları ve şehitlerimiz için saygı duruşu ve ardından hep bir ağızdan coşkuyla okunan İstiklal Marşı ile başladı.

KAHVECİ: BU GÜZEL ÜLKEYİ HEP BİRLİKTE GELECEĞE TAŞIMAK İÇİN TARİHİ BİR ÇAĞRI YAPIYORUZ

“Endüstri 4.0 ve Sendikaların Geleceği” panelinin açılış konuşmasını yapan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmasında, “Endüstri 4.0 süreci, hiç kuşkusuz ki yalnızca işletmeleri değil çalışma ilişkilerini de kökünden değiştirecek gelişmelere gebedir.  Bu dönüşüm, Endüstri Devriminin diğer aşamalarında olduğu gibi daha mutedil bir şekilde sürdürülebilecek bir süreç değildir” diyen Genel Başkan Kahveci, “Öyle görünüyor ki, akıllı teknolojiler ve yapay zekâ, Sanayi Devrimi ile ortaya çıkan, bildiğimiz anlamdaki üretim, iş ve çalışan kavramını tamamen değiştirecektir.  Teknolojik gelişmedeki akıl almaz hız, bizlerin de bu dönüşüme bir an önce ayak uydurmamızı zorunlu kılmaktadır.  Önümüzdeki değişim sürecinin toplumsal boyutları, Sanayi Devrimi ile kıyaslanamayacak ölçüde büyük olacaktır” dedi. Kahveci, “Geleceğe yön vermek; geçmişi bilmek, bugünü anlamak ve yarını görmekle mümkündür. Sürekli değişen ve dönüşen dünyamız yeni bir çağın eşiğinde, büyük doğum sancıları çekmektedir.  18. yüzyılın ilk çeyreğinde buhar makinasının icadı ile başlayan endüstrileşme süreci, binlerce yıllık toplumsal yaşamı kökünden değiştirmiş, devletleri temelinden sarsmış, yeni kavramlarla bambaşka bir dünyanın kapılarını açmıştır. Tarım toplumundan endüstri toplumuna geçilirken ortaya çıkan paylaşım sorunu, büyük toplumsal çatışmaların ardından demokrasi ve özgürlük, insan hakları, sosyal devlet, sendika, toplu sözleşme ve örgütlü toplum gibi kavramların hayatımıza girmesiyle bir nebze olsun çözülebilmiştir.     

Elektrik gücünün yardımıyla seri üretime geçilmesi ve bilgi teknolojilerinin gelişmesiyle otomasyona dayalı üretimi öngören gelişmelerin ardından, siber fiziksel sistemler, otonom davranış sergileyebilen yapay zekâ çalışmaları sonucunda, Sanayi Devrimi artık dördüncü aşamasına geçmiş bulunmaktadır. Üretim sistemlerinin değişimi ve gelişimi, devletlerin ekonomi politikalarını, endüstri ilişkilerini, hukuki altyapıları ve gelirin paylaşımını da doğrudan etkilemekte, büyük toplumsal dönüşümlere önayak olmaktadır. Almanya Federal Hükümeti'nin ülkedeki işletmelerin gelecekteki zorluklara karşı hazır olmasını sağlamak için bilgi teknolojileri ve üretim teknolojisi arasında daha yakın bir ilişki kurmayı amaçlayan projesi olan Endüstri 4.0, tüm dünyada siyaset ve endüstri konusunda birçok tartışmayı da beraberinde getirmiştir. 

Endüstri 4.0 süreci, hiç kuşkusuz ki yalnızca işletmeleri değil çalışma ilişkilerini de kökünden değiştirecek gelişmelere gebedir.  Bu dönüşüm, Endüstri Devriminin diğer aşamalarında olduğu gibi daha mutedil bir şekilde sürdürülebilecek bir süreç değildir. Öyle görünüyor ki, akıllı teknolojiler ve yapay zekâ, Sanayi Devrimi ile ortaya çıkan, bildiğimiz anlamdaki üretim, iş ve çalışan kavramını tamamen değiştirecektir.  Teknolojik gelişmedeki akıl almaz hız, bizlerin de bu dönüşüme bir an önce ayak uydurmamızı zorunlu kılmaktadır.  Önümüzdeki değişim sürecinin toplumsal boyutları, Sanayi Devrimi ile kıyaslanamayacak ölçüde büyük olacaktır. 

Bütün tahminler işsizliğin artması, ücretlerin düşmesi, birçok mesleğin ortadan kalkması ya da yapay zekânın eline geçmesi, toplumda devlet algısının değişmesi üzerinde yoğunlaşmaktadır.   Bu çerçevede artık kapımızdan içeri girmekte olan yapay zekânın, otonom sistemlerin, nesnelerin internetinin toplumumuza, kamu yönetimine, çalışma yaşamına, hukuk sistemimize, ekonomik ve sosyal politikalara nasıl yansıyacağının tespit edilmesi, fütürist bir yaklaşım olmaktan öteye hayati bir zorunluluktur. 

•        Eğitim sisteminin yeni üretim metotlarına entegrasyonu, 

•        Hukukî altyapının geleceğe dönük olarak revizyonu, 

•        Yeni istihdam programlarının oluşturulması, 

•        Yeni örgütlenme modellerinin geliştirilmesi, 

•        Farklı aksiyon planlarının belirlemesi,

•        Yeni sosyal politika önerileri, 

•        İnsan odaklı bir istihdam piyasasının inşa edilmesi,

•        Yok olacak mesleklerle yeni ortaya çıkacak mesleklerin, yeni imkânların araştırılması, 

•        Yapay zekânın toplumsal yapı üzerinde yaratacağı etkinin hesap edilmesi,

•        Kamu yönetimi ve kamu hizmetlerinin geleceğinin tespit edilmesi gibi konular,

KAHVECİ: YARININ SORUNLARINA BUGÜNDEN ÇARE ÜRETMEK AMACINDAYIZ

Bürokrat, siyasetçi, işçi, işveren, memur, işsiz, akademisyen, Uluslararası Çalışma Örgütü gibi toplumun bütün kesimlerini ve ortaklarımızı içeren ve süreklilik arz eden bir platformda tartışılmalı, değerlendirilmelidir. Çalışmalarda ortaya çıkacak sonuç, bizlere yeni bir dünyanın kapılarını açacak, kaçınılmaz olarak karşı karşıya kalacağımız bu süreçte, milli birlik ve beraberliğimizin muhafazasının anahtarı olacak, istihdam piyasasında bir toplumsal mutabakatın temelini teşkil edecektir.  ILO, İşin Geleceği Küresel Komisyonu da geçtiğimiz gün açıkladığı raporunda iş dünyasının büyük bir dönüşüm içine girdiğinden hareketle, yeni fırsatların hükümetler, sendikalar ve işverenlerin ekonomileri ve işgücü piyasalarını daha kapsayıcı hale getirmek için birlikte çalışmasıyla ortaya çıkacağına vurgu yapmakta ve sosyal diyaloğun önümüzdeki değişim sürecinde daha da gerekli olduğunu belirtmektedir. Türkiye Kamu-Sen olarak, yol gösteren sendikacılık anlayışımız çerçevesinde, dünyadaki ekonomik ve toplumsal sistemleri köklü bir değişime zorlayacak olan sürecin, ülkemizdeki çalışma yaşamına, mevzuata, sendikacılığa, memurlara ve işçilere etkilerini ortaya koyacak, çalışma hayatının ve toplumsal kesimlerin, bu büyük dönüşüm sürecine zarar görmeden adapte olmasını sağlayacak bir altyapı hazırlanmasının zorunlu olduğunu düşünüyoruz. 

Fikirler eyleme dönüşmüyorsa ne kadar parlak olursa olsun bir anlam ifade etmez. Bu noktadan hareketle, Sendika 4.0 Projesini öneriyor, bir hizmet binamızı tamamen geleceğimizi inşa etmek adına, yapılacak ortak çalışmalar için ayırdığımızı özellikle belirtmek istiyorum.  Bu projede biz Türkiye’de konunun muhatabı olan herkesle iş birliğine hazırız.  “Endüstri 4.0 ve Sendikaların Geleceği” konu başlığında düzenlediğimiz bu panelimiz, konunun taraflarını bir araya getirmesi ve değerli görüş ve önerilerini bizlerle paylaşması bakımından son derece önemlidir.   Buradan elde edeceğimiz çıktılar, çizeceğimiz yol haritasına da kaynaklık edecektir.  Bu ülkeyi işçisiyle, memuruyla, işvereni ile birlikte yükseltecek, geleceğe hep birlikte taşıyacağız.  Buradan tarihi bir çağrı yapıyor ve “Gelin geleceği birlikte şekillendirelim. Takip eden değil takip edilen olalım. Etkilenen değil etkileyen olalım.” diyoruz. Biz günü kurtarmak değil yarını inşa etmek gayesindeyiz. Yarının sorunlarına bugünden çözümler üretme amacındayız. Katılımlarınızdan dolayı Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanımız başta olmak üzere bütün kurum, kuruluş temsilcilerine, panelistlerimize ve tüm katılımcılara ayrı ayrı teşekkür ediyor, Panelimizin güzel bir başlangıcın ilk etabı olması temennilerimle, milletimiz ve devletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyor, saygılar sunuyorum.  

NUMAN ÖZCAN: TÜRKİYE KAMU-SEN’İN ÇAĞRISINA HİÇ BİR KURUM VE KURULUŞ DUYARSIZ KALMAMALI

“Endüstri 4.0 ve Sendikaların Geleceği” panelinin protokol konuşmaları çerçevesinde konuşan  ILO Türkiye Direktörü Numan Özcan, sivil toplum kuruluşlarının insan odaklı yaklaşımı baz alan değişimlere kapılarını aralaması gerektiğini söyleyerek, Türkiye Kamu-Sen’e düzenlediği panelden ötürü teşekkür etti. Konfederasyonumuzun öncülük ettiği panelin öneminden söz eden Özcan, diğer örgütlerin de bu yenilikçi yaklaşımı benimsemesinin zorunlu olduğunu kaydetti. Panelin konusunu oluşturan projeye şekil veren Konfederasyonumuza ILO olarak her türlü desteği vermeye hazır olduklarını kaydeden ILO Türkiye Direktörü Numan Özcan, “Bugünkü toplantıda alınan kararların Türkiye Kamu-Sen için önderlik anlamında önemli sonuçları olacaktır” dedi.

ERGÜN ATALAY: BU DEĞİŞİME TOPLUMUN TÜM KESİMLERİ AYAK UYDURMALI

Türk-İş Başkanı Ergün Atalay ise, Endüstri 4.0 ve sendikaların geleceği konusunun tam zamanında masaya yatıran Konfederasyonumuzu tebrik ederek, “Bu değişimden en çok işçiler etkilenecek ancak toplumun her kesiminin bu değişime ayak uydurması ve gerekli tedbirleri alması zaruridir” dedi. 

FAİK YAVUZ: TOPLUM OLARAK BU DEĞİŞİMDEN HEPİMİZ ETKİLENECEĞİZ

TOBB Başkan Yardımcısı Faik Yavuz da konuşmasında Genel Başkanımız Önder Kahveci’yi ve projeye hayat verenleri tebrik etti. Ülkemizde emek piyasasında yer alan bütün örgütlenmelerin endüstrinin yaşadığı değişimden etkileneceği bir döneme girdiğimize vurgu yapan Yavuz, TOBB olarak, son derece faydalı olacak bir çalışma için bir arada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. 

BAKAN SELÇUK: TÜRKİYE KAMU-SEN’İN ORTAYA KOYDUĞU PROJEYİ ÖNEMSİYORUZ

Protokol konuşmalarının sonunda söz alan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Türkiye Kamu-Sen ev sahipliğinde yapılan panelin geleceğe yön verme açısından önemine değinerek şunları söyledi; “Demokratik hayatımızın gücü olan sivil toplum kuruluşlarının topluma yön vermek ve liderlik etmek gibi önemli bir görevi bulunmaktadır. Endüstri 4.0 hayatımıza ciddi etkiler bırakacak yeni bir süreçtir. Bu anlamda bizlerin görevi kriz yaratacak durumlar karşısında yeni çözümler ve kavramlar ortaya koymaktır. İnsan odaklı çalışmalar yaparak sürece hazırlanmak, en önemli görevimizdir. Bu anlamda panelin sonuçlarının kamuya ön ayak olacağını düşünmekteyim. Geleceğe ışık tutan bu çalışmalar sayesinde sivil toplum kuruluşları da güçlenecektir. Bu noktada Türkiye Kamu-Sen’in ortaya koyduğu vizyonu ve projeyi çok önemsiyoruz. Yenilikçi vizyonun bir parçası olacak “Endüstri 4.0 ve Sendikaların Geleceği” panelinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

Protokol konuşmalarının ardından Genel Başkanımız Önder Kahveci, konuşmacılara teşekkür beratlarını takdim etti ve konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın Genel Başkanları ve panelistlerimizle toplu olarak aile fotoğrafı çektirildi.

2. BÖLÜMDE PANELİSTLERİMİZ SUNUMLARINI GERÇEKLEŞTİRDİLER

Protokol konuşmalarının ardından başlayan panelimizin oturum başkanlığını  Hacı Bayram Veli Üniversitesi İİBF Çalışma Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yücel Uyanık yaparken, panelistlerimiz;

Çalışma Genel Müdürü Nurcan Önder, “Geleceğin Teknolojileri ve Endüstrilerinin Kamu hizmetlerine Etkisi”

TOBB Daire Başkanı Ozan Acar, “Teknolojik Gelişmenin Emek Talebi Üzerindeki Yansımaları” 

ILO’dan Tuba Burcu Şenel, “Üretim metotlarındaki Dönüşümün Ekonomi Politikaları ve Toplumsal Yapı Üzerindeki Etkileri”

Türk-İş’ten Mehmet Çetin, “Teknolojik Gelişmenin Sendikacılığa Etkileri”

Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Koordinatörü Ercan Han ise, “Teknolojik İlerlemenin kamu Yönetimine Yansımaları” konularında sunumlarını gerçekleştirdiler.

MHP ADANA MİLLETVEKİLİ AYŞE SİBEL ERSOY, TÜRK HABER-SEN VE KONFEDERASYONUMUZU ZİYARET ETTİ

  1.  Genel Merkezden  22-01-2019  

MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy, Türk Haber-Sen ve Konfederasyonumuzu ziyaret ederek, Genel Başkan Önder Kahveci ve sendikalarımızın genel başkanlarıyla istişarede bulundu.

Genel Başkan Önder Kahveci, ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, kamu çalışanlarını yakından ilgilendiren konular hakkında Sayın Ayşe Sibel Ersoy’a bilgi verdi. Özellikle meclis gündeminin en önemli başlıkları arasında yar alan kamu çalışanlarına ek gösterge düzenlemesi hakkında görüşlerini ifade eden Kahveci, yapılacak değişikliğin bütün kamu çalışanlarını kapsaması gerektiğini vurguladı.

MHP Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy da Türkiye Kamu-Sen’in varlığının hem çalışanlar hem de ülkenin menfaati açısından ne derece önemli olduğunu vurguladı. Genel Başkan Kahveci’nin kamu çalışanlarının beklentileri ile ilgili anlattıklarının önemli olduğuna işaret eden Vekil Ersoy, Türkiye Kamu-Sen’in çalışanlar nezdinde yaptığı her türlü girişime desteklerini sunacaklarını söyledi.

MHP GRUP BAŞKANVEKİLİ MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL ZİYARET EDİLDİ

  1.  Genel Merkezden  10-01-2019  

 

Türkiye Kamu-Sen heyeti, MHP Grup Başkanvekilliğine seçilen Muhammed Levent Bülbül tarafından makamında ağırlandı.

Genel Başkan Önder Kahveci ve Konfederasyonumuza bağlı sendikalarımızın Genel Başkanları, TBMM’de MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül’ü ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerini ilettiler.

Görüşmede kamu çalışanlarını ve çalışma hayatını yakından ilgilendiren güncel konular hakkında görüş alış verişinde bulunuldu. Genel Başkan Önder Kahveci, yıllardır yozlaştırılan kamuyu liyakat ve ehliyet sahibi çalışanlarla yeniden ayaklandırmak gerektiğine dikkat çektiği konuşmasında memurların ek gösterge hususunda beklentilerini aktardı. Sendikal ayrımın kamuya verdiği sıkıntıları dile getiren Kahveci, “Sendikal ayrımın artık bir son bulması gerekmektedir. Mülakat yoluyla torpilin işletilerek değil, ehliyet ve liyakat sahibi olanların hakkıyla yönetici seçildikleri bir sistemin oluşturulması gerekmektedir” dedi.

Sözleşmeli çalışanların da kadro beklentisine değinen Kahveci, kendilerini dinleyen Levent Bülbül’e teşekkürlerini sundu.

TBMM’de MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül ise Türkiye Kamu-Sen gibi bir sivil toplum kuruluşunun varlığının ülkenin birlik ve beraberliğini koruması açısından önemine değindi. Özellikle kamu çalışanlarının menfaatlerinin ve haklarının korunması noktasında da Türkiye Kamu-Sen’in ciddi çalışmalar yaptığına dikkat çeken Bülbül, kendilerini ziyaret eden heyete teşekkürlerini sundu.

Ziyarette, MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül’e Türk bayrağı hediye edildi.

© 2020  TÜRK HABER-SEN RESMİ SİTESİDİR.