6. DÖNEM TOPLU SÖZLEŞME GÖRÜŞMELERİ BAŞLADI

6. Dönem Toplu Sözleşme süreci Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Reşat Moralı toplantı salonunda bugün yapılan ilk oturumla başladı.


Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Toplu sözleşmeden sorumlu Genel Başkan Yardımcımız ve Türk Enerji-Sen Genel Başkanı Mustafa Tümer, yöneticilerimiz ve teknik heyetimizin de hazır bulunduğu toplantıda açılış konuşmasını yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Bilgin, 6. Dönem toplu sözleşmesinin tüm kamu görevlileri ve emeklilere hayırlı ve uğurlu olmasını temenni etti.

KAHVECİ: ÇÖZÜM BEKLEYEN SORUNLARI SONUCA ULAŞTIRAN BİR TOPLU SÖZLEŞME MASASI OLMALIDIR

Toplu sözleşme görüşmesinin ilk oturumunun açılışında konuşan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, 6. Dönem Toplu sözleşme masasında çözüm bekleyen sorunların sonuca ulaştırılmasının gerekliliğinin altını çizdi.

Genel Başkan Kahveci;

“Kamu İşveren Heyeti’nin değerli üyeleri, Kamu çalışanları sendikaları ve konfederasyonların değerli başkanları, toplantıya katılan diğer heyet üyeleri, hepinizi saygıyla selamlıyor, 2021 yılı 6. Dönem Toplu Sözleşme sürecinin kamu görevlilerimize, emeklilerimize, milletimize ve devletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Yaklaşık 3,5 milyon kamu çalışanının, 2 milyon dolayındaki emeklinin ve bunların ailelerinin altıncısını yaptığımız toplu pazarlıklardan büyük beklentisi vardır. Bu toplu sözleşme süreci toplamda 20 milyonun üzerindeki vatandaşımızın, yani nüfusumuzun dörtte birinin 2022 ve 2023 yıllarındaki geleceğini doğrudan etkileyecektir. Bu nedenle bu süreç en verimli şekilde sürdürülmelidir.

ORMANLARIMIZA KASTEDENLERİN HEVESLERİ KURSAKLARINDA KALACAK

Son günlerde ülkemizin pek çok bölgesinden orman yangını haberleri geliyor. En önemli doğal varlığımız ormanlarımızı, hayvan ve bitki çeşitliliğimizi kaybediyoruz. Bu yangınların eş zamanlı olarak çıkmasının normal bir durum olmadığı görülüyor. Kaynağı, kökeni ve sebebi ne olursa olsun orman yakmak bir terör eylemidir. Doğal zenginliklerimize kasteden tüm cani teröristleri lanetliyor; faillerinin en kısa zamanda yakalanarak hak ettikleri cezaya çarptırılacağına inanıyoruz. Yangınlarda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, etkilenenlere geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz. Yangın söndürmek için gece gündüz demeden canla başla mücadele eden tüm ekiplere kolaylıklar diliyor, minnetlerimizi sunuyoruz. Biliyoruz ki vatanımıza, milletimize, topraklarımıza, ormanlarımıza, bitkilerimize, hayvanlarımıza, huzurumuza kasteden tüm hainlerin hevesleri kursaklarında kalacak, bütün yaralar sarılacak, yanan her ağacın yerine onlarcası yetişecektir. Türkiye Kamu-Sen olarak bu konuda üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduğumuzu buradan ifade etmek istiyorum.

PANDEMİ DÖNEMİNDE MEMURLARIMIZIN FEDAKARLIKLARI BİR KEZ DAHA GÖRÜLDÜ

Bütün dünya yaklaşık iki yıldır koronavirüs belasıyla mücadele ediyor. Bu sürede neredeyse her aile en az bir ferdini bu salgında kurban verdi; pek çok kişi virüse maruz kaldı. Sokağa çıkamadığımız, yavrularımıza, anne, babalarımıza dahi yaklaşamadığımız günler oldu. Ama bu günlerde sağlık çalışanlarımız haftalarca evlerine dahi gitmeden toplumumuzun sağlığı için adeta bir savaş verdi. Bizler evlerimizde güven içinde uyurken, elektrik, su, doğalgaz, altyapı, güvenlik, ulaşım, posta gibi temel hizmetler aksamadan devam etti. Bütün olumsuz şartlara rağmen ülkemizin en pahalı ve kalabalık yerlerinden, en ücra köşelerine kadar, kamu hizmetleri aksamadan gidiyorsa bu; kamu çalışanlarının bütün olumsuzluklara rağmen gösterdiği fedakârlık sayesinde olmaktadır. Orman yangınlarıyla mücadele ederken, pandemi ile mücadele ederken, doğal afet durumlarında kamu çalışanlarımızın kıymetini bir kere daha anlıyoruz. Salgının başlarında aylarca başta sağlık çalışanlarımız olmak üzere kamu görevlilerine alkış tuttuk. Ama sonra maalesef yapılan bütün fedakarlıkları unuttuk, normalleştirdik.

Ne yazık ki, olağanüstü şartlarda canlarını ortaya koyarak milletimize hizmet üreten kamu çalışanlarımızın haklarını vermek konusunda da aynı tavrı takınıyoruz. Başımızın sıkıştığı her noktada imdada kamu çalışanları yetişiyor ama halini gören olmuyor. Açlığa, yoksulluğa ve ihmalkarlığa uğramış kamu çalışanları yorgun, bitkin, çaresiz ve umutsuz durumdadır. Kamu çalışanları neden mi mutsuzdur, neden mi umutsuzdur? Her toplu sözleşme döneminde kamu görevlilerimizin ve emeklilerin sorunlarını bu masaya taşımak adına büyük bir ciddiyet ve titizlikle hazırladığımız taleplerimizi, kamu işveren tarafına sunuyoruz.

Sonuç aldığımız ve çözüme kavuşturulan konuları talep metnimizden çıkarıyor, yeni bir mesele gündeme geldiyse bununla ilgili talep ve görüşümüzü de ekliyoruz. Toplu sözleşmelerden beklentimiz, her toplu sözleşme döneminde sizlere sunduğumuz talep kitapçığımızın incelmesi, çözüme kavuşan konuların bu kitapçıktan çıkarılmasıdır. Maalesef, gelişmeler bu yönde olmuyor. Her toplu sözleşme döneminde bu kitap biraz daha kalınlaşıyor, var olan meselelere yenileri ekleniyor. İşte bu yüzden kamu çalışanları artık umudunu kaybetmek üzeredir. İnşallah bu sene toplu sözleşme görüşmeleri, elimizdeki bu talep kitapçığının incelmesini sağlayacak sonuçlar getirir. Bu masa, sorunların çözülebileceği tek yerdir. Bunun için bu masanın en geniş katılımla ve demokratik ilkelere göre teşekkül ettirilmesi son derece önemlidir. Bu bakımdan memurlarımızın grev ve siyasete katılma hakkının önündeki engellerin kaldırılmasının, genel toplu sözleşme görüşmeleri ile hizmet kolu toplu sözleşmelerinin birbirinden ayrılmasının, görüşmelerin farklı zaman ve zeminlerde gerçekleştirilmesinin, toplu sözleşmelerinin etkinliğinin artırılması noktasında faydalı ve elzem olduğunu düşünüyoruz. Bununla birlikte 4688 sayılı Kanunun eksik ve yanlış hükümlerinin; toplu sözleşme görüşmelerini yalnızca mali ve sosyal haklarla sınırlayarak memurlarımızın yer değiştirme, atama, yükselme, disiplin, unvan değişikliği gibi sorunlarının bu masada görüşülmesini engelleyen hükümlerin değiştirilmesi şarttır.

HEDEFLENEN DEĞİL, GERÇEKLEŞEN ENFLASYON BAZ ALINMALIDIR

Ülkelerin önlerini daha iyi görebilmek için enflasyon hedeflemesi yapması doğaldır. Belirli konjönktürel dalgalanmalara bağlı olarak bu hedeflerin tutmaması da doğaldır.

Ancak; tüm çalışanlara enflasyon hedefi doğrultusunda ücret artışı yaptıktan sonra, hedeflenen enflasyondan sapılması durumunda, çalışanlarını ve vatandaşlarını gerçekleşen enflasyon karşısında kaderiyle baş başa bırakması doğal değildir. Ve kabul edilemez. Nitekim; 2012 yılından beri Orta Vadeli Mali Planlarda enflasyon hedefi %5 iken aynı dönemde ortalama enflasyonun yıllık %12 olarak gerçekleştiğini görüyoruz. Yani gerçekleşen enflasyon hedef enflasyonun yaklaşık ortalama 2,5 katı oluyor. Dolayısıyla memur ve emeklilere hedef enflasyona göre zam yapmanın rasyonel hiçbir dayanağı bulunmuyor. Yıllardır, vatandaşlarımızın zorunlu olarak tükettiği mal ve hizmet fiyatlarındaki artışlar, memur maaşları için temel kabul edilen enflasyon oranının üzerinde gerçekleşmektedir. Bu nedenle kamu çalışanlarının ücretleri mal ve hizmet fiyatlarında yaşanan artışlar karşısında her yıl erimektedir. Geçtiğimiz dönem imzalanan toplu sözleşme gereği 2020 yılı için memurlara %4+4 zam yapılmıştı. Enflasyon farkları da eklendiğinde memurlara geçen yıl toplam %11,56 zam yapıldı ama enflasyon %14,6 oldu. Dolayısıyla resmi enflasyona göre bile 2020 yılında memur maaşları %3 eridi. Bu yıl ise %3+3 zam öngörülmüştü, şu anda yıllık enflasyon %17,53 olarak açıklandı. Yani memur maaşı kutuplardaki buzullardan daha hızlı eriyor. Sonradan ödenen enflasyon farkı ise erimeyi durdurmak yerine geçici bir çözüm oluyor.

Maaşların döviz kuru karşısındaki durumu ortadadır. 2019 yılında 706,7 dolar olan ortalama memur maaşı an itibarı ile 656 dolara düştü; memur maaşı aylık 51 dolar eridi. 2002 yılında ortalama memur maaşıyla 22,1 çeyrek altın alınabilirken bu rakam bugün 6’ya geriledi. Sadece Haziran 2020 ile 2021 arasında 4 kişilik ailenin zorunlu harcamaları tam bin 262 lira artarken memur maaşındaki artış enflasyon farkı ve aralık sonuna kadar geçerli olacak temmuz zamlarıyla birlikte ortalama 734 lirada kaldı. Yani harcamalar bin 262 lira gelir ise 734 lira arttı; aile bütçesi son bir yılda aylık 528 lira açık verdi. Durum böyle iken, sermaye sahiplerine sürekli vergi indirimleri, aflar, teşvikler getiriliyor ama bütün yük adaletsiz vergiler yoluyla bizlerin üstüne yıkılıyor. İşte bu yüzden ülkemizin kaynaklarını adilce paylaşalım diyoruz, adil bir gelir dağılımı istiyoruz. Amacımız kamu çalışanlarını ve emeklileri insanca yaşayabileceği bir ücrete kavuşturmaktır. Avrupa Birliği’nin resmi istatistiklerine göre 34 AB ülkesi içinde gelir dağılımı bozuk olan ülkeler arasındayız. Bu durumdan kurtulmanın yolu vergi ve ücret politikalarının daha adil bir şekilde belirlenmesinden geçiyor. Bu nedenle artık memurlara şu enflasyon hedefine göre zam teklif etme yanlışından kurtulmamız ve adil bir vergi sistemi getirmemiz lâzım. Biz burada yalnızca kitaplardaki iktisat teorilerine göre bir ücret tespiti yapamayız. Biz burada yaklaşık 22 milyon vatandaşın kaderini belirleyecek, sosyal ve insani bir kamu hizmetini ifa ediyoruz. Maaş zamlarının insani tarafı unutulunca mağduriyetlere, borçlara, hacizlere şahit oluruz.

Bunun için artık insanımızın aylık zorunlu harcamalarını, refah payını, ekonomik gelişmeleri dikkate alan bir çalışma yapılmasının zamanı gelmiştir. Ayrıca, yıllarca hizmet verdikten sonra emekliye ayrılarak, huzurlu ve rahat bir yaşam arzulayan emeklilerimiz var. Emekliye ayrılan bir memurun maaşı yarı yarıya düşüyor. Emeklilerimize aile yardımı, çocuk parası gibi sosyal yardım ödemesi yapılmamasının mantığını anlamakta güçlük çekiyoruz. Emeklilik bir kâbus olmaktan çıksın diyoruz. Bunun yanında özelleştirilen kuruluşlarda çalışanların da gerek çalışma şartları gerekse özlük haklarından doğan mağduriyetlerinin giderilmesi gerekmektedir.

Son dönemde en çok sıkıntı yaşadığımız konulardan bir tanesi de mülakatla yapılan atamalardır. Gerek kamuya ilk atamalarda gerekse yönetici atamalarında mülakat uygulaması kesinlikle kaldırılmalıdır. Adam kayırmanın, gruplaşmanın, adaletsizliğin, huzursuzluğun ve liyakatsizliğin kaynağı mülakattır. Bu bakımdan kamuda mülakata dayalı atama ve görevde yükselme işlemlerinden bir an önce vazgeçilmeli, atamalarda objektif ölçüm kıstaslarına dayanan KPSS, görevde yükselmelerde yazılı sınav ve tecrübe dikkate alınmalıdır.

600 TL SEYYANEN, 2022 İÇİN %21, 2023 İÇİN %17 ZAM VE %3 BÜYÜMEDEN PAY İSTİYORUZ

Bütün bu değerlendirmelerimden sonra gelelim mali taleplerimize: Daha önce kamuoyu ile de paylaştığımız üzere, biz memur ve emeklilerin geçmiş yıllardan kaynaklı zararları olduğunu ifade ediyoruz. Bu zararları da resmi rakamlarla ortaya koyuyoruz. Bazıları bizleri geçmiş dönem zararı edebiyatı yapmakla itham etse de sendikacılık bir hak mücadelesidir ve biz memurun, emeklinin haklarını savunmakla mükellefiz. Geçmişin hesabını kapatmadan yeni bir hesap açmanın bedelini 10 yıldır, bütün kamu görevlileri ödüyor. Bunun için öncelikle net 600 lira olarak tespit ettiğimiz zararımızın taban aylığa yapılacak seyyanen artışla karşılanmasını istiyoruz.

Bundan sonra ise 2022 yılı için %21; 2023 için de %17 zam talep ediyoruz. Gelir dağılımının iyileşmesi, memur ve emeklilerin alım gücünün yükselmesi amacıyla da her yıl ayrıca %3 oranında refah payı artışı talep ediyoruz. Enflasyon farkının ise TÜFE’nin maaşlara yapılan oransal artışların üzerine çıktığı aydan itibaren ödenmesini istiyoruz. Temel mali taleplerimiz; seyyanen zam ve refah payı da dahil olmak üzere 2022 yılının tamamı için kümülatif %38,98; 2023 yılının tamamında ise %20,51 zam olarak özetlenebilir. Mali taleplerimizin karşılanması durumunda bugün (AGİ hariç) 3.919 lira düzeyinde olan 15’in 1’indeki en düşük dereceli memur maaşı 2022 sonunda 5.632 liraya; 2023 sonunda 6.787 liraya;

5.212 lira düzeyinde olan ortalama memur maaşı ise 2022 sonunda 7.244 liraya; 2023 sonunda da 8.730 liraya çıkacaktır. Önümüzdeki yıl için en düşük memur maaşına 1.713 lira, ortalama memur maaşları için ise 2.031 lira zam istiyoruz.

Sayın Bakan’dan ve Kamu İşveren Heyeti’nden Türkiye Kamu-Sen’in ve Memur-Sen’in birlikte karar alarak ortaya koyduğu bu önerileri yalnızca bir sendikal yaklaşım olarak değil kamu görevlilerinin feryadı olarak görmesini istiyorum.

Buna göre

• Kamuda güvencesiz; 4/B’li, 5393 sayılı Kanun, vekil, kamu dışı aile sağlığı, idari hizmet sözleşmesi gibi ya da kurumlarına özel mevzuata dayanarak sözleşmeli çalıştırma son bulsun. Üniversite mezunu işçilerle birlikte bütün sözleşmeli personel kadroya geçirilsin istiyoruz.

• Gelir vergisi tarifesine yeni düzenleme getirilsin, kamu görevlilerinin yaşadığı vergi adaletsizliği son bulsun diyoruz.