SAMİMİYET VE SAMİMİYETSİZLİK BELGELERİ

En son güncellendiği tarih: May 8


SAMİMİYET VE SAMİMİYETSİZLİK BELGELERİ

  1.  Genel Merkezden  23-04-2020  

Malum  sendika; MHP Adana Milletvekili Ayşe Sibel Ersoy’un meclise sunduğu ve PTT kurumunun sorunlarını ortaya koyan soru önergesinden gocunarak, Meclise teklifin gelemeyeceğini üstüne basa basa söyleme gereğinde bulunmuştur. Sendikacılık tarihine kara leke olarak geçecek, kıskançlık ve korku dolu bu ifadenin “ çalışanlar için mücadele etmeye gerek duymuyoruz ama laf üretiyoruz bahanemiz çok anlamına” geldiği açıktır.

Söz konusu yazının “Temenni” olarak ifade edilmesi de ayrı bir faciadır. Soru önergesi ile gündeme gelen hususlar kamuoyunda büyük yer tutmuş, ciddi ve haklı taleplerdir. Bu durumu temenni diye hafife alanların ruh halini yadırgamamak lazımdır zira Toplu Sözleşme döneminde kamu çalışanlarının binlerce talebini dostlar alışverişte görsün diye heba edenlerden, Hakem Kurulu kararına şerh koymaksızın tamam efendimi oynayanlardan da daha ciddi bir söylem beklenemez.

Fecaat dolu açıklamanın kendi içerisinde çelişkiler içerdiği, basiretsizliklerini örtmek için konuyu farklı mecralara çekmek amacı taşıdığı da gözden kaçmamaktadır.

Öncelikli olarak soru önergesi Anayasanın 98. Maddesi gereğince, Yüce Meclisin bilgi edinme ve denetleme yetkilerinden biridir.  Bu yetki kullanılarak yazılı soru önergesi verilerek İlgili Bakanın cevaplaması istenmiştir.

Yukarıda açıklandığı üzere; yapılan işlem soru önergesidir ve sayın vekil tarafından; küresel COVİD-19 salgını sürecinde en ön safta kamu hizmeti gayreti içerisinde görev ifa eden PTT çalışanlarının sorunlarının çözümüne dair ilgili bakanlıkça bir çalışma yapılıp yapılmadığı ilgili Bakana sorulmuştur. Malum sendika bu konuyu bile çarpıtarak bilgisizliğini ortaya koymuş, sorunların çözümü ile ilgili gayret göstermek yerine bahaneler üretmiş, ilgili tavrı ile, Anayasal bir müesseseyi de tanımadığını, saygı göstermediğini deklare etmiştir.

Kaldı ki; Kanun teklifi farklı bir konudur ve sendikamız Türk Haber-Sen bu konuda da gerekli hazırlıkları yaparak, kanuni düzenleme gerektiren konuları Meclis gündemine taşıma ve sonuç alma kararlığını sürdürmektedir ve sürdürecektir.

Yine malum sendika yazısında; Posta Dağıtıcıları fiili hizmet süresi zammının 2006 yılında düzenlendiği, bu kanunun iptali için; Anayasa Mahkemesinde dava açıldığı 2008 yılında Yüksek Mahkemenin “PTT Dağıtıcıları yıpranmıyor” gerekçesi ile oybirliği ile karar aldığı, karar varlığını sürdürdüğü sürece Posta Dağıtıcıları fiili hizmet süresi zammı süresi ile ilgili kanun teklifinin meclise gelemeyeceğini vekilin bu durumu bilmemesinin mümkün olmadığını tribünlere oynadığını ifade edilmiştir.

Bilindiği üzere; 5510 sayılı kanunun 40. Maddesinde; kapsamdaki işyerleri ve sigortalılar ile eklenecek gün sayısı ile birlikte fiili hizmet süresi zammına dair husus ilgili cetvelde düzenlenmiştir. 5510 Sayılı kanunun 2006 yılındaki ilk halinde, 40. Madde de yer alan cetvelin 11. Sırasında Posta dağıtıcılarına açıkça yer verilmiş, Anılan kanun maddesine dair;  Anayasa Mahkemesi cetvelin 8.,12.,13.,14 sıraların  iptaline karar vermiştir. İlgili Anayasa Mahkemesi kararında ve diğer Anayasa Mahkemesi kararlarının hiç birinde “posta dağıtıcıları yıpranmıyor” şeklinde gerekçe, hüküm yer almamıştır.

27.11.2007 tarihli Bütçe Plan Komisyonu raporu ve 5510 sayılı kanun ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair Kanun tasarısında “Söz konusu düzenlemede yer alan, ancak günümüz şartlarında fiili hizmet zammı mantığı uygun düşmemesi gerekçesiyle "havayollarının uçucu personeli ve lokomotif makinistleri", "basın kartı sahibi olmak suretiyle gazetecilik yaparken kamu kurumlarına giren ve bu kurumlarda meslekleriyle ilgili görevde istihdam edilenler", "infaz koruma memurları, baş memurları ve diğer personeli" ve "PTT dağıtıcıları" da kapsam dışında tutulmuştur. Gerekçesine yer verilerek, 2008 yılında yapılan kanun değişikliği bakımından, posta dağıtıcıları kanun maddesinde yer verilmemiştir. Anılan  tarih itibariyle de sendikamız Türk Haber-Sen  bu durumun bir yanlışlık içerdiğini düzeltilmesi gerektiğini kamuoyu ile paylaşmış ve TBMM nezdinde girişimlerini sürdürmüştür.

Anayasa Mahkemesinin temel görevi yasaların Anayasaya uygunluğunun denetimi olup, kimlerin fiili hizmet süresi zammından yararlanıp yararlandığını toplumsal ihtiyaçlara göre yasal hüküm altına alma görevi TBMM milletine aittir.

Fiili hizmet süresi zammına dair düzenlemenin ana fikri ağır ve zorlu şartlarda çalışanların hizmet sürelerinin de farklı olarak değerlendirilmesidir. Yaşadığımız süreç, posta dağıtıcıları bakımından zaten var olan şartların vahametini tüm şiddeti ile birlikte tekrar tekrar ortaya koymuştur. Günlerdir virüse rağmen kamu hizmetini ilk elden yürüten posta dağıtıcılarının ağır şartlar altında çalıştığı, meslek hastalığı da dahil bir çok hastalık ve zorluklarla karşı karşıya olduğu tüm kamuoyunun malumudur. Değişen ve artarak devam eden mesleğin özel ve zor koşullarını göz ardı ederek; TBMM’nin konu ile ilgili kanun tekliflerini dikkate almayacağını iddia etmek marazi bir düşüncenin bir ürünü olup, sendikacılıkla da bir alakası bulunmamaktadır.

Kısaca; Posta Dağıtıcılarının fiili hizmet süresi zammı süresi imkânından yararlanması amacıyla ilgili hususun TBMM gündemine taşınmasına engel bir husus bulunmamaktadır. Her ortamda olduğu gibi, işi sadece ahkam kesmek olan klavye sendikacılarının Anayasa Mahkemesi kararı var deyip, haklı talep ve mücadeleyi bir kenara atmaları işin kolaycılık tarafıdır.

Sadi Şirazi der ki; “Bilgisiz insan davula benzer, sesi çok çıkar ama içi boştur.” Şu zor günlerde umut kırıcı bol keseden söylemlerin çalışanlarına hiçbir faydası bulunmadığı gibi bu tür söylem sahiplerinin inandırıcı bir duruşları da kalmamıştır.

Yücel KAZANCIOĞLU 

 Türk Haber- Sen Genel Başkanı

0 görüntüleme

© 2020  TÜRK HABER-SEN RESMİ SİTESİDİR.